• DOLAR 8.435
  • EURO 10.252
  • ALTIN 498.531
  • ...

Yahudi asıllı ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, hatıratında anlatır:

"Kral Faysal oldukça sinirli görünüyordu, aramızda bir diyalog başlayabilmesi ümidiyle esprili bir dille ona; 'Uçağımın yakıtı bitti, uçağın deposunu doldurmak için emir verirseniz, uluslararası fiyatından ücretini vermeye hazırız.'

Kral gülümsemedi, kafasını yukarıya kaldırarak sert bir şekilde bana şunları söyledi: 'Ben yaşlı bir adamım, ölmeden önceki tek dileğim Mescid-i Aksâ'da iki rekât namaz kılmaktır! Sen bu konuda bana yardımcı olabilir misin?"

Kral Faysal, Kisinger’e israil e destek olmaktan vazgeçmesi halinde petrol ambargosunu kaldırırım demesi üzerine Kissinger ‘Petrol kuyularınızı bombalarız’ tehdidinde bulunur. Bu tehdide karşılık Kral, tarihe geçen şu cevabı verir.

Tabi ki petrol kuyularını bombalayabilirsiniz. Ancak unutmayın ki biz ve atalarımız hurma ve deve sütüyle yaşıyorduk. Yine öyle yaşayabiliriz. Ama siz petrolsüz yaşayamazsınız…’

Kral Faysal, 1906 yılında Riyad’da dünyaya gelir. 6 ay sonra annesini kaybeder. Bakım ve eğitimini annesinin babası Şeyh Abdullah üstlenir. İyi bir dini eğitim görür ve hafız olur.

20 yaşında ‘Hicaz Genel Valisi’ olarak atanması ümmetin sorun ve problemlerini görme ve çözüm üretme imkânına kavuşur. Hac ve Umre için dünyanın her tarafından gelen Müslümanlarla tanışır, istifade eder ve onlarla dostluklar kurar. Muhammed Esed ve Malcolm X ile bizzat görüşür.

Prens Faysal, ağabeyi Kral Suud’un 1964 yılında ulemanın ve aile meclisinin ortak kararıyla görevden azledilmesiyle, Suudi’nin 3. Kralı olarak tahta çıkar. Ağabeyi’nin ülke içinde ve dışında bıraktığı birçok sorunla mücadele eder. Eğitim, sağlık, ulaşım ve diğer alanlarda reform mahiyetinde işler yapar.

Dışarda ise Cemal Abdunnasır’ın savunduğu Arapçılığın tersine İslam birliğini savunur. 1969’da Rabat’ta ilk "İslam Zirve Toplantısı"nı gerçekleştirir ve "İslam Konferansı Örgütü”nün kurulmasına öncülük eder.

Siyonist işgal altında olan Kudüs’ün kurtuluşu için cihat ilan eder.

“Kardeşlerim! Neden bekliyoruz? Dünyanın vicdana gelmesini mi bekliyoruz? Nerededir ki dünyanın vicdanı? Mukaddes Kudüs-ü Şerif sizi çağırıyor. Kendisini kurtarmanızı bekliyor. Neden korkuyoruz? Ölümden mi korkuyoruz?

Allah yolunda cihad ederek ölmekten şerefli ve daha faziletli ölüm var mı?..’

ABD ve Batılı ülkelerin Siyonist israili desteklemeleri üzerine ellerindeki en büyük koz olan petrolü silah olarak kullanır. Batı ülkelerine petrol ambargosunun başlatılmasında öncü olur. Ambargoyu sonar erdirmek için dönemin ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, Suudi’ye gelerek Kral Faysal’ı ziyaret eder ve aralarında yukarıdaki diyalog geçer.

Kral Faysal döneminde Suudi Arabistan dünya Müslümanları için bir sığınak olur. Seyyid Kutub’un idam edilmemesi için defalarca girişimde bulunur. Ne yazık ki Kral Faysal, Türkiye ziyaretinde iken bu karar infaz edilir. Kardeşi Muhammed Kutup ve diğer İhvan üyelerini kendi ülkesinde ağırlar ve her türlü desteği sunar.

Kral Faysal, kraliyet ailesi üyelerinin ülke içinde eğitim görmelerini zorunlu hale getirir. ABD ve İngiltere’de eğitim görmelerini yasaklar.

İçerde ülkeyi İslamileştirmek, dışarda İslam birliğini savunmak, Kudüs’ü işgalden kurtarmayı siyasetinin merkezine oturtmak… ABD ve Batı’nın kabul edebileceği ve tolere edebileceği bir durum değildi.

Kral Faysal, 25 Mart 1975’te, öz yeğeni Faysal bin Musaid tarafından öldürülür.

Yeğeni Amerika’dan yeni gelmiştir. Akli dengesinin bozuk olduğu söylenir. Sonradan dengesinin bozuk olmadığı tespit edilerek idam cezasına çarptırılır.

Kral Faysal, yeğeninin kısas edilmemesini vasiyet etmiştir ama perde arkasındaki azmettiricilerin ortaya çıkmaması için tetikçi ebediyen susturulmalıydı. Ve ceza infaz edilir.  

Mesaj alınmıştır. Kral Faysal ortadan kaldırılmakla kalınmamış, bundan sonra tahta gelen krallar ABD’nin kendileri için çizdiği rolün dışına çıkmayacaktır. Bu tarihten sonra Suudi Arabistan aşama aşama ABD’ye teslim oldu ve tamamen kuklası haline geldi.

Siyonist israile karşı cihat eden kraldan, Siyonist israille ilişki kuran krallara, HAMAS, İhvan ve diğer İslami hareketlerin hamiliğinden onları terör örgütü ilan eden, gazetecileri konsoloslukta öldürüp parçalama emrini veren krallar tahta çıktı.

Kral Faysal, bu zilleti görseydi acaba ne derdi ve ne yapardı?