• DOLAR 7.85
  • EURO 9.312
  • ALTIN 485.36
  • ...

Avrupa’da İslam’a yönelik düşmanlık, bazı fanatik ve aşırı sağcı grupları aşarak hükümetlerin ve devletlerin köklü politikası haline geldi.

Bunda Fransa başı çekmektedir. Son dönemlerde işbaşına gelen bütün Fransa siyasetçileri, İslam ve Müslümanları kendilerine birinci düşman olarak gördüler. Bu durum aşırı sağcıların oylarını alma nedeniyle izah edilemez. Böyle bir durum olsa da bu insani değildir. Avrupa’nın övündüğü kriterlere, din ve inanç özgürlüğüne, uluslararası hukuk ve teemmüllere aykırıdır.

Fransa, camileri, İslami dernek ve lokalleri, okul ve kurumları kapatmakta, okullarda başörtüyü yasaklamakta, öyle ki ‘peçe’ ve ‘burka’yı sokakta dahi yasakladı. Avrupa’nın göbeğindeki bu yasakçı zihniyet, Türkiye’deki 28 Şubat zihniyetini çağrıştırmaktadır.  

Hz. Peygamber Muhammed (A.S.V.)’a küfür ve hakaret boyutuna varan Charlie Hebdo’nun iğrenç karikatürleri ifade özgürlüğü kapsamında görülürken; Filistin’i işgal eden, Filistin halkına karşı soykırım uygulayan Siyonizm’i eleştirmek ise antisemitizm olarak kabul edilmektedir.  

2015’de yılında Paris’te Charlie Hebdo’ya karşı gerçekleştirilen saldırıların ardından çıkarılan OHAL ve Terörle Mücadele Yasası, İslam’a ve Müslümanlara karşı devlet eliyle bir cadı avına dönüştü.

Adli makamların birçok yetkisi valiliklere devredildi. Valiler cami ve ibadethaneleri kapatma yetkisine sahip oldu. 23 ay süren OHAL’de onlarca cami kapatıldı yine onlarca kişi gözaltına alındı ve sınır dışı edildi. Bu süreçte tek bir sinagog veya kilise kapatılmadı.

Müslümanlar her tarafta ayrımcı şiddet ve tacizlere uğradı. Öyle ki Fransız Kamuoyu Görüşü Enstitüsü (Institut Français de l’Opinion Publique)’nün yaptığı bir araştırmaya göre, yaklaşık her iki Müslümandan biri, tesettürlü kadınların %60’ı hayatlarında en az bir defa ayrımcılığa maruz kalırken, ömürleri boyunca hiç başörtüsü takmayan kadınların %44’ü de bu ayrımcılıktan nasibini aldı.

2018-2020 yılları arasında İslami ayrımcılıkla mücadele için belirlenen 15 pilot bölgede 152 kafe, 15 mescit, 12 kültür merkezi ve 4 okul kapatıldı. Bilmeyen de Müslümanların ellerinde silahla cadde ve sokakları işgal ettiğini, terör estirerek Fransa’yı bölmeye çalıştığını zannedecek.

Fransa, bu fiili saldırılarla yetinmedi. Camisiz, kültürsüz, hiçbir dini hassasiyeti, sembolü ve yaşam tarzı olmayan, domuz eti yiyen, içki içen, tesettüre riayet etmeyen, çocuklarına dinlerini öğretmeyen ‘Fransa Müslümanı’ yetiştirilmeye çalışılıyor. Yani katolikleşmiş Müslüman…

Macron, İslam dinini dünyanın her yerinde krizde olan bir din olarak tanımlıyor.

Mademki krizde, bu telaş, korku ve endişeniz neden?

Korkuları İslam’ın krizde olması değil, bütün engelleme ve yasaklara rağmen İslam’ın Avrupa ve özellikle Fransa’da artan gücüdür. Avrupa’nın toplamında yaklaşık 26 milyon Müslüman yaşamakta. PEW Araştırma Merkezi verilerine göre 2050’de bazı Avrupa ülkelerinde Müslüman nüfus 3’e katlanabilir. Son 75 yılda Hristiyan nüfusu 2,4 kat artarken Müslümanların sayısı tam 14 kat artmış!

İslam, Katolikliğin ardından Fransa’da en yaygın ikinci ve Protestanlığın ardından en çok ibadethaneye sahip üçüncü din. Fransa’da 2500’ü aşkın cami ve mescit var. Laiklik Gözlem Evi (l’Observatoire de Laïcité)’nin 2019’da açıkladığı tahminlere göre 4,1 milyon, Fransız sosyolog ve antropolog François Héran’ın 2017 yılındaki tahminlerine göre 8,1 milyon Fransız vatandaşı Müslüman kökenli ailelere mensup. Bu oran, 67,8 milyon olan Fransa nüfusunun yaklaşık yüzde 5,4’ü. Fransa açısından daha vahimi ise genç nüfus içerisinde Müslümanların oranının yüzde 20’yi aştığıdır. 

Müslümanlar sadece sosyo-ekonomik açıdan geri kalmış Paris’in banliyö ve varoşlarında değil, ekonomide, bilim ve sanatta, sendikal çalışma, siyaset ve akademik çalışmalarda… her alanda varlıklarını hissettiriyorlar. 

Bir ay önce Paris'te, Kovid-19 salgını ve gençliğe etkilerinin tartışıldığı parlamento toplantısında öğrenci sendikası temsilcisi başörtülü Maryam Pougetoux'nun başörtülü olmasını kabullenemeyen bazı sağcı milletvekilleri ile iktidar partisi üyesi Anne-Christine Lang, toplantıyı terk ettiler.

Gözüken o ki önümüzdeki süreçte Fransa’nın İslam ile mücadelesi çok çetin olacaktır. İnşallah bu yasak ve engellemeler Müslüman nüfusun çoğalmasına ve bilinçlenmesine vesile olacaktır.

Kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır…