• DOLAR 6,1296
  • EURO 6,8247
  • ALTIN 251,673
  • ...
Bismillah…

Zulüm kimden gelirse gelsin Müslüman olarak karşı çıkmak ve engellemek lazımdır. Bizler de Müslümanlar olarak yapılan zulüm hangi coğrafyada yapılırsa yapılsın zulmü lanetliyoruz ve elimizden gelen bütün çabayı sarf ediyoruz. Evet, Müslüman olmanın bir gereği de budur.

Bir yerde yapılan zulmü görmek ve bir yerde yapılanı görmemek büyük bir insafsızlıktır. Irak`ta, Mısır`da, Tunus`ta, Arakan`da, Afganistan`da, Çeçenistan`da ve birçok coğrafyada zulmü dile getirdiğimiz gibi Suriye`de yapılan zulüm ve katliamı da görüyor ve lanetliyoruz.

Zalim Esed`in katil olduğunu ve babasının`da zalim ve katil olduğunu hep söylüyoruz. Zalim Esed`in bir an önce defolmasını dört gözle bekliyoruz. Zalim Esed`in iki yıla yakındır yaptığı tüm katliamları ve en son yaptığı kimyasal silahlı katliamını da lanetliyoruz. Halepçe`de kimyasal silahlar kullanarak binlerce insanı katleden Saddam`ın rejimi baas rejimi idi. Suriyede katliam yapan esad`da baasçıdır. Saddam nasıl kimyasal silahlar ile katliam yapmışsa esed de saddamın yolunu takip etmektedir. Velev ki bazılarının iddia ettiği gibi esed bu cürmü işlememişse bile yapılan katliamların sebebi esed ve baas rejimi sorumludur. Bu katliamı kim yapmışsa yapanları bir kez daha lanetliyoruz.

İslam düşmanları büyük şeytan ABD, NATO, Bir(leş)miş Milletler, Avrupa Birliği, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi amerika krallarından bir beklentimiz bir sitemimiz yoktur olsa da beyhudedir.Çünkü tescil edildiki söz konusu Müslümanlar olunca demokrasi, insan hakları rafa kaldırılıyor. Ancak sitemimiz İslami yönetimleredir. Sözde İslam işbirliği teşkilatınadır. Görevlerini yapmayan zulme ses çıkarmayan Müslümanlaradır.

Esed`e destek veren İran`ın Suriye politikasını, tavrını ve duruşunu doğru bulmadığımızı ama İran`ı bu tavrından dolayı tekfir edemeyeceğimizi hep dile getirdik getiriyoruz. Tekfir hastalığının bir virüs gibi yayıldığını ve İslam`da tekfirciliğin olmadığını ve zarardan başka faydasının da olmadığını biliyoruz.

İran`dan beklenenin bu olmadığını ve beklenti içinde olan Müslümanları hayal kırıklığına uğratmasının hakkı olmadığını ifade ediyoruz. Gerek İran`ın gerek Türkiyenin ulusal ve stratejik çıkarlarını bir kenara bırakıp acilen ümmet faydasına olan adımları atmaları ve akan kanı durdurmaları en acil yapmaları gerekendir. Bu akan kanın ne İrana ne Türkiyeye ne de Müslümanlara hiçbir faydası yoktur. Akan kanın islam düşmanlarına yaramaktadır. Gerek Esed`in gerek Si(n)si`nin birer kukla oldukları, Müslümanların kuklalarla değil kuklacılarla uğraşmalı ve kuklacıları hedef almalıdırlar.

Bir de bir kısım medyanın yaptığı yalan iftira haberlerine değinmek istiyorum. Geçenlerde bir okul arkadaşımla karşılaştım. Dediki; "Mısır da yapılan katliamı lanetlemek için Diyarbakır`da miting yaptınız ve oraya gittiniz.” Evet dedim doğrudur. "Peki dedi yanı başımızda Rojavada En Nusra her gün katliam yapıyor niye bir kınama yapmıyorsunuz” diye sorunca ben de dedim ki; Mısırda yapılanlar göz önündedir. Hepsi belgelidir ve yapılan vahşet ortadadır. Ama madem rojavada katliam yapılmış niye bunun bir fotosu bir belgesi yoktur. Depremde çekilen fotoları Katliam diye millete yutturmaya çalışıyorlar. Katliamı belgelesinler en başta katliamı biz lanetleyelim. Teknoloji çağındayız ve yalan haberlerle bir yere varılamaz. İşte vaziyet bu PYD katliam yapıyor,yaptığı katliamları kamufle ediyor, En Nusra üzerinden tüm Müslümanları karalıyor ve suçluyor. Yandaşları da bu tür yalanlara inanıyorlar ve sanki müslümanlar katliam yapıyorlar diye ezberliyorlar. PYD, BDP ve bir kısım medya yalan konusunda o kadar uzmanlaşmışlar ki inanın şeytanı bile sollayıp şeytana pabucunu ters giydirmektedirler. Tabi şunuda belirtmekte fayda vardır, ne PYD tüm Kürtleri temsil ediyor ne de En nusra cephesi tüm müslümanları temsil ediyor. İkiside alan hakimiyeti için savaşıyor. En nusra ve diğer guruplar içinde Allah rızası için savaşanları ayrı tutuyorum.

Olmamış katliamları ve ölümleri vardır gibi göstermek Müslüman Kürd halkını İslam`a düşman etmek kimseye fayda getirmez. Kimse Kürtlerin haklarına kavuşmaları ve insani bir hayat yaşamalarına karşı değildir. Ama yalanla iftiralarla islamı ve müslümanları karalamak hiç kimsenin haddi değildir.

Bu yapılan karalama ve iftiraları Allah`a ve halkımızın sağduyusuna havale etmekle beraber hakikatın er yada geç ortaya çıkacağından hiç şüphem yoktur.

Müslüman toplumların ve yönetimlerin aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakıp ehli küffara karşı birlik berberlik içerisinde vahdet olmaları ve ittihadı İslam briliğini gerçekleştirmeleri acil ve elzem bir durumdur.