• DOLAR 5,6900
  • EURO 6,2947
  • ALTIN 274,978
  • ...

Seçim henüz bitmiş gözükmüyor. Özellikle İstanbul’un bu cidale arena olması, halkı adeta bunalıma sokuyor. Ak Parti, CHP ile arasındaki 14 bin küsurluk farkı dönen dolaplara bağlarken CHP ve İmamoğlu da mazbata alma uğraşındalar.

Seçimin görünen yüzü dışında bir de görünmeyen yüzü var. Ak Parti bu noktaları dikkate almak zorundadır. Bunlardan biri; Milli Savunma Bakanı, Genel Kurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı ve Deniz Kuvvetleri Komutanı gibi bilinen ve tanınan askerlerin oy kullandıkları sandıkların halidir. Bu sandıklarda CHP,  Ak Parti’yi dörde katlamış bulunuyor.

Ordu, laikliğin ve laik zihniyetin temsilcisi olduğunu vurgularken herhalde Ak Parti’ye verecek değildi. Zannımca böyle bir beklentiye de girilmedi. Fakat 15 Temmuz ve mücadelesini hatırlayanlar, vatan söz konusuysa gerisi teferruattır diye yekvücut olmuşlardı şeklinde düşünüyorken bu tablo aslında böyle bir şeyin olmayacağına yorumlanmasa neye yorulacak?

Demek ki CHP, zihniyet olarak hep sistemin bekçisi gibi görüyor kendini. Muhafazakâr da olsa iktidarlar, muktedir olmazlar bu mevzuda.

Rahmetli Erbakan’ın 28 Şubat sürecinde hatırlıyorum da mevcut siyasiler ekonominin dibe vurduğunu her gün haykırırken, %70 askeriyeye maaş zammı yapmıştı. Yaptı da ne oldu ki? Rahmetliyi sevdiler de baş tacı mı ettiler? İlk fırsatta şeffaf bir darbeyle 28 Şubat sürecinde Erbakan’ı diskalifiye ettiler. Demirel bir taraftan, basın ve yayın diğer taraftan rahmetliyi koltuktan alana kadar askeriyeyi destekler söylem ve eylemlerde bulundular. Manşetler, yorumlar ve programlarla darbeyi ortaklaşa yaptılar.

Erdoğan’ı bir şekilde devirme fırsatı zihinlerden eylemlere geçme imkânı bulsa, emin olun bundan hiç çekinmeyen o kadar çok pırpırlı ve o kadar çok siyasi var ki? O sebepledir ki bazen küçük işaretler büyük mesajlara gebedir. Tabi anlayana…

*

Ak Parti’nin itirazları neticesinde 26 bin civarındaki CHP ile olan İstanbul adayları arasındaki fark, 14 bine kadar geriledi. Doğrusu sadece YSK’nın izin verdiği ölçüde sayımı yapılan ilçelerde bu olunca acaba tüm İstanbul veya tüm memlekette oylar yeniden sayılırsa, geçersizken geçerli pozisyona devr olacak oy sayısını düşünemiyorum.

Sonra düşünüyorum. Acaba her partiden bir görevlinin olduğu sandıklardaki başkan, yardımcıları ve müşahitler bunu nasıl açıklayacaklar? Bu kadar sorumsuzluk ve halkın oyuna sahip çıkamama durumu ne ile açıklanabilir?

Şayet Ak Parti ve CHP arasındaki bu çekişmeye tanık olmasaydık basın yayında ve YSK verilerinde memlekette geçersiz olan oy sayısı şu kadardır diye terennüm edecektik.

Anlaşılan burada bir suç varsa halkın değil, görevlilerinmiş. Zira son seçimlerde Avrupa’nın hiçbir yerinde Türkiye’deki kadar yani %80’lere varacak kadar bir katılım yaşanmıyor. Madem halk kendini belirleyici olarak görüyor, sandık görevlilerinin bunu halktan çalması/kaçırması veya heder etmesi bundan sonraki seçimlerde dikkate alınmalı. Yoksa az sayıda el değiştiren yerleri hele de İstanbul’u AK Parti unutur mu?