• DOLAR 16.885
  • EURO 17.833
  • ALTIN 992.103
  • ...

Üç beş kişi dua üzerine konuşuyorlardı. Biraz dertli olduğu anlaşılan birisi dualarının niçin kabul olmadığını sordu içlerinde en bilgili olanına. O da namazdan başlayarak amellerdeki ihlasın kaybolmasını örnekleriyle sıraladı ve en sonunda sözü haram lokmaya getirip noktaladı.

Fakat bu cevap herkesi tam olarak tatmin etmemiş olmalı ki itiraz mahiyetinde yeni sorular eklediler; hiç namaz kılmadığı ve haramlara helallere fazla dikkat etmedikleri halde nice insanın maddi yönden durumlarının iyi olduğuna dair her biri bir örnek verdi. Bu örneklere gayrimüslimleri de katınca işin içinden çıkamadılar vesselam.

Kendi halinde bir şeylerle uğraşan ve o ana kadar hiç konuşmayan kişiye döndüler;

“Sen ne dersin bu meseleye, dualarımız niçin kabul olmuyordur” dediler. Adam biraz sustuktan sonra mütevazi bir üslupla;

“Rabbim istediğim her şeyi verdi bana” dedi. Ortam birden sessizleşti, o kişinin maddi durumunu az çok bilen biri hafiften tebessüm de etti. Acaba Allah bu adama ne vermişti ki böyle söylüyordu. Tam bunu soracaktı ki o onlara sordu; “Siz Allah’tan neler istiyorsunuz, önce onu öğrenmek isterim?” dedi. Maddi sıkıntılarının olduğunu, dünyevi yönden bolluk istediklerini, birtakım huzursuzluklarını ve sağlık durumlarını dile getirdiler ve sonunda; “Peki, sen ne istedin ve sana verdi?” dediler, gerçekten merak ettiler, çünkü gözle görülür bir şeyi yoktu bu adamın.

“Gençlik yıllarımdan itibaren bana saliha bir eş vermesi için yalvarmıştım Rabbime, elhamdülillah bunu bana nasip etti.” Biraz suskunluktan sonra; “Zaten huzur ve mutluluğun büyük bir kısmını vermiş oldu” diye ilave etti. Galiba oradakiler bundan biraz mahrum olmalılar ki öylece susup kaldılar, daha sonra;

“Peki başka ne istedin Rabbinden ve O da sana verdi?” dediler.

“Evlatlarımın salihlerden olması, âlimlerden olması için gece gündüz yalvardım ve yalvarmaya devam ediyorum” dedi.

“Peki, hiç mi zenginlik istemedin, madem duaların kabul oluyor?”

“Ben fakir miyim ki?” deyince

“Ama canım, bildiğimiz kadarıyla zengin biri de değilsin, şöyle biraz daha genişlik ve bolluk içinde bir hayat sürsen olmaz mı?” dediler.

“Biliyor musunuz, ben ta işin başında Peygamber Aleyhisselam’ın şu duasını da dilimden düşürmedim; Allahümme lâ tec’alüddünya ekbera hemmina - Allah’ım, dünyayı bizim için üzerinde en çok yoğunlaştığımız şey yapma! Allahüalem bu duamız da kabul olmuş olmalı ki, dünya bizim için hiç dert olmadı!”