• DOLAR 8.685
  • EURO 10.377
  • ALTIN 497.88
  • ...

Rahmetli Muhammed Hamidullah Hoca Türkiye’de bulunduğu yetmişli yıllarda Erzurum İslami İlimlerde dersimize gelmişti ve;

“Dikkat ettim de konuştuğunuz Türkçe’nin yüzde altmışı Kur’an kelimeleridir” demişti. Misal olarak da besmeleden başlayarak Fatiha suresindeki bütün kelimelerin Türkçede kullanıldığını göstermiş, bir tek “İyyâke” kelimesinin kullanılmadığını söylemişti. İsim, Allah, Rahman, Rahim, Hamd, Rabb, Âlem, Malik, Yevm, Din, Na’büdü (ibadet, Abd, Mabud, Mabed), İstiane (avn, İnayet, Muavin), Hidayet, Sırat, Sırat-ı Müstakîm, Nimet, Gayr, Gazap, Dalalet.”

Gerçekten de “iyyâke” hariç, bu kelimelerin tamamı türevleriyle dilimizde kullanılmaktadır.

Sonra mealler ve tefsirler yazıldı, her birinde en ince detaylarına kadar bu kelimelerin ne anlama geldiği izah edildi. Daha da temele inilerek söz konusu bu kelimelerin İslam’dan önceki dönemde hangi anlamlara geldiği bir bir izah edildi, cahiliye dönemi şiirinden örnekler verildi, ilgilenenler bütün bunların farkında.

İlim adına bu yapılanlar elbette güzel şeylerdir, Müslümanlar bunları öğrenmelidir.

Fakat bizim kabullenmediğimiz bir şey vardır; artık bu kelimeleri kaldırarak kendi buldukları karşılıklarının asıllarının yerine geçirme iddiası veya dayatması.

Tamam, Takva, Müttaki kelimelerini birçok şekilde açıklayabilirsiniz fakat bu sadece açıklama olarak kalır, biz yine takva ve müttaki kelimelerini kullanmaya devam ederiz.

İman, İslam, Küfür, Mümin, Müslim, Münafık, Kâfir, Fasık, Facir kelimelerini açıkladığınız kadar açıklayınız. Fakat hiç kimse bunların yerine artık her yerde kullanılmak için karşılık olarak verdiği kelimeyi dayatamaz, kusura bakmayın bu bir küstahlıktır.

“Salih amel” bildiğiniz gibi Kitabımızın en çok kullanılan temel kavramlarından birisidir. Açıklama sadedinde buyurun ne söylerseniz söyleyin. Fakat artık “salih amel” geçen her yere sizin açıklamanız olan “yararlı iş, uygun iş, güzel davranış” gibi kelimeleri yerleştirmeniz asla kabullenilemez.

Bırakınız Rabbimizin kelimeleri hayatımızda bulunsun. Özellikle Türkçemize girmişse, insanımız kullanıyorsa dokunmayın kullansın.

Daha da önemlisi bunun için özel çalışmalar yapılmalıdır, insanımız buna teşvik edilmelidir.

Unutmayalım, bütün dinler, bütün ideolojiler ve felsefeler bizzat kendi kelimeleriyle ve kavramlarıyla gelir ve onlarla ayakta durur.