• DOLAR 7.899
  • EURO 9.576
  • ALTIN 465.844
  • ...

Son zamanlarda şu bizim İslamcıların nereden çıktığını bilmediğimiz Atatürk sevdalarına gerçekten bizim de ağzımız ayrık kaldı.

Şimdi o meşhur soruyu bu defa biz soruyoruz;  bu sevdanız sözde midir, özde midir?

Bilindiği üzere bu küstah tehdit ve sorgulama Abdullah Gül’ün cumhurbaşķanlığına aday olmasından dolayı zamanın genelkurmay başkanı Yaşar Büyükanıt tarafından savrulmuştu.

Kemalist rejimin sahibi ve dayatıcısı olan silahlı güçler öyle üst makamlara gelecek kişilerin sadece dillerinin ucuyla göstermelik bir iki sözlerine veya çelenk koyma törenlerinde görünmelerine aldanma niyetinde olmadığını bütün yaşantılarıyla Atatürkçü olmaları gerektiğini dikte ediyordu.

Esasında Türkiye’nin yönetimine talip olan bütün İslamcılar yıllar yılı hep böyle bir dayatma ve sorgulamadan geçtiler, genellikle de engellendiler. Sıradan memursalar görevden alındılar, siyasi parti mensubu iseler partileri kapatıldı.

Kemalist ideolojiyle uyumlu görünerek yönetimde yer alan İslamcıları, onları seçen dindarlar zaruret veya takiyye gibi fetvalarla durumu idare ettiler. Yani kendi insanının imanından eminlerdi.

Fakat bugün çok daha değişik bir durumla karşı karşıyayız. Şu bizim İslamcılar fazla bir dayatma olmadığı halde Atatürk’ü yeniden keşfettiler galiba. Resmi ideolojinin parsellediği resmi günlerdeki mesaj yarışlarına bir bakar mısınız.

İktidar tepeden tırnağa Kemalist kesildiği gibi, iktidara isyan ederek ayrılan Davutoğlu, Babacan da Atatürk sevdalarını öttürüveriyorlar. Hepsi bir yana da Abdullah Gül’ün sevdasının bir ayrıcalığı var. Yahu “sözde değil özde” diye bu tehdit bizzat sana savrulmuştu.

Ve o gün bu tehdide eyvallah etmediğiniz için bu millet sizin gücünüze güç katmıştı.

İşin daha acı yönü Atatürk sevdasına kapılanlar sadece yönetimdekiler değil, nice yazarlarımız, cübbeli cübbesiz hocalarımız da bu kervana katılmışlar.

Sevgili Müfid Yüksel’in de söylediği gibi geriye sadece Dindar Kürtler kaldı; bakalım, haydi hayırlısı.