• DOLAR 8.292
  • EURO 9.675
  • ALTIN 497.824
  • ...

Amerika’nın düşmanı olmaktan ziyade dostu olmaktan Allah’a sığınalım demiştim bir ara.

Hem de bunun için sayısız sebep vardır.

Özellikle ikinci dünya savaşından sonra Amerika müttefiklerini haraca bağlamıştır.

Yıllarca Sovyetleri tehdit olarak göstererek büyük bir kesimin kanını emdiği gibi daha sonra tehdit listesini Çin ve Kuzey Kore’yi ekleyerek uzak doğudaki dostlarını bu tehditlerden koruma adına vampirliğini hep canlı tutmuştur.

Elinize bir kalem kağıt alarak İran tehdidi sayesinde Araplardan neler aldığını bir hesap edin.

Gelelim asıl gündemdeki şeytanlığına.. Trump dört yıllık iktidarı döneminde müttefiklerine, Nato üyelerine dayattığı şeytanlığı ikinci dönemi için daha elle tutulur hale getireceğini göstermektedir.

İkinci dünya savaşının mağlupları Almanya ve Japonya örneğinden yola çıkabiliriz. Trump Japonya ‘ya yönelik bir konuşmasında Amerika’nın Japonya için savaşa girebileceğini fakat Japonya’nın Amerika için böyle bir şey yapmayacağını sadece sony marka televizyonlarından izleyeceğini söylemişti.

Bunun Türkçesi; para para para, daha fazla paradır.

Almanya’ya söylemek istediği de aynı. Sen bana güvenerek savunmaya harcamadığın parayla refahını yükselten atılımlar yaptın; bunun bir bedeli olmalı, o da paradır.

Trump seçilirse bu istikamette daha somut adımlar atacak.

Peki, Biden kazanırsa başka bir şey mi olacak? Hayır, kim kazanırsa kazansın aynı şey olacak.

Bizim bazı safdiller de Amerika ‘da seçimlere katılımın düşüklüğüne bakarak demokrasilerini eleştirirler. Halbuki onlar biliyorlar ki kim kazanırsa kazansın Amerika’nın yürüdüğü bir yol vardır, kimse o yolu değiştiremez, yani seçime katılmayanlar ihmalkârlık veya ümitsizliklerinden dolayı değil kendilerinde emin oldukları için katılmaya gerek duymuyorlar.

Evet, Amerika kendi dost ve müttefiklerinde böyle bir tasallut kurmuştur.

Bu anlamda Türkiye ile olan dostluğu ve stratejik ortaklığı ise bambaşka bir alemdir, izaha gerek yok.