• DOLAR 7.558
  • EURO 8.983
  • ALTIN 474.05
  • ...

“Tamam, buraya kadar, burada iniyorsunuz arkadaşlar, Ayasofya son durak” dedi birileri ve zannedersem bu yolculuğun buraya kadar olduğu anlaşılmıştır.

Kim dedi “tamam, buraya kadar, Ayasofya’dan ilerisi yok” diye? Herkesten önce TSK dedi sitesinde yayınladığı resimlerle.

Ardından cümle Kemalistler bağırıştılar. Hatta onlar daha da ileri giderek Ayasofya’nın yeniden müzeye dönüşmesini de istediler ve hâlâ istiyorlar.

Hepsinin ortak dayanağı Atatürk’e rağmen böyle bir şeyin yapılamayacağıdır.

Bu arada önce Diyanet İşleri Başkanına karşı yoğun bir hücuma geçildi. Okuduğu Fatih’e ait vakfiyenamede Ayasofya’yı kapatana yapılan lânetle Atatürk’ün kast edildiği iddia edilmiş. Ardından onunla birlikte Cumhurbaşkanı hakkında da Atatürk’e hakaretten suç duyurusunda bulunuldu.

Ve peş peşe açıklamalarla Kemalist rejime böyle bir şeyin olmadığına dair teminatlar verildi. Gerek Cumhurbaşkanı’nın, gerek Bahçeli’nin ve Ömer Çelik’in açıklamalarında Kemalistleri yatıştırmanın yanı sıra Diyanet İşleri Başkanına da ince bir ayar vardı, zaten o da geri adım atılması gerektiğini anlamıştı ve gereğini yaptı.

Gelelim bizim heyecanlı kardeşlere, Ayasofya’dan hemen bir sonraki durağın Hilafet olduğunu zannedenlere, hazır yola çıkmışken bir an önce oraya da varmayı isteyenlere.

Bu konuda söylenecek çok şey, bilinmesi gereken acı gerçekler var!

Fakat şu kadarını söyleyelim; Türkiye devlet olarak şu anda Ayasofya’yı kapatan iradeye tapmaktadır.

Her halde Hilafet çoluğun çocuğun heyecanıyla değil devlet erkanının kararıyla olacak öyle değil mi?

Peki, Anıtkabir’e konulacak çelenk ve yapılacak törenin ardından mı Hilafet ilan edilecek?