• DOLAR 5.762
  • EURO 6.4
  • ALTIN 273.08
  • ...

O günden beri kafamı meşgul eden bir sorudur bu, 15 Temmuz darbe teşebbüsü ihanet midir, hamakat midir?

Gerçi haince olsa ne olacak, ahmakça olsa ne olacak, neticede bastırılmıştır diyeceksiniz ama iyice düşünüldüğünde arada farkın olduğunu göreceksiniz.

O günlerde de bir kaç defa dile getirdiğim gibi FETÖ darbesinin ahmakça yönünün daha ağır bastığı, söz konusu ahmaklığın baştaki adamdan kaynaklandığı düşüncesindeyim.

Eğer sadece ihanet olsaydı hainler genellikle başarılı olurlardı. Fakat ahmaklar belirli bir mesafe alsalar da asla neticeye ulaşamazlar.

FETÖ’nün ahmaklığını görmeye sondan başlayalım: En azından yüz yıla yakındır bu Müslüman milletin hasretle beklediği ve sonunda kavuştuğu bir yönetim kadrosuna ve liderine darbeye kalkışmak hainlikten önce büyük bir ahmaklıktır, başka hiç bir şeyle izah edilemez.

Evet, o gece kendisine yapılan suikasttan kurtulan ve bir şekilde halkı direnişe çağıran Recep Tayyip Erdoğan’ın bu çağrısıyla her yerde direnişe geçen halk darbeyi püskürtmüştür. Fakat ben inanıyorum ki Cumhurbaşkanı susturulmuş, bu çağrısı engellenmiş veya geciktirilmiş olsaydı bile insanımız yine direnecek ve asla teslim olmayacaktı. Belki o zaman can kaybı daha fazla olacak ve bastırılması biraz uzun sürecekti. Ama bu darbe kesinlikle başarılı olamayacaktı.

Çünkü bu darbe ahmakların yaptığı ahmakça bir darbeydi.

Bugüne kadar Müslümanların hiç bir acı gününde onların yanında olmayanların darbesiydi.

ABD ve siyonist terör devletini Müslümanlara değişen ahmakların darbe teşebbüsüydü.

Kısacası, karşı konulmasında, geri püskürtülmesinde bu milletin asla tereddüt etmeyeceği ahmakça bir girişimdi.

Gelelim FETÖ’nün geriye dönük ahmaklıklarına.

O güne kadar dinlemediğim hiç bir kaseti, izlemediğim hiç bir videosu kalmamıştı. Fikir ayrılığımızı, düşünce farklılığımızı bir tarafa bırakıyorum.

Her konuşmasında isabetsizlikten ziyade ancak ahmaklıkla açıklanabilecek çok şey tespit ediyordum. Bildiğiniz gibi daha çok İslam tarihi ve sahabe hayatından sahneleri dile getiriyordu. Öyle yerler geliyordu ki orada mutlaka sesini yükseltmesi, vurgu yapması gerekiyordu. Akl-ı selim herkes böyle bir beklenti içinde olduğu halde orayı geçiveriyordu. Aksine hiç bir vurguyu gerektirmeyen bir yerde sesini yükselttikçe yükseltiyor, hiç kimse öyle bir beklentide olmadığı halde vurgu yapıyor, ağlıyordu. Bu hususu birçok dostla paylaştığımı hatırlıyorum.

Unutmayalım ki ahmaklık biraz irsidir, kişiyle beraberdir. İhanet, hainlik insana sonradan da sirayet edebilir. Önceleri hain olmayan birisi kendisine emanet edilene sonradan da ihanet edebilir ve genellikle de böyle olur.

Zaten ilk başlarda kendisine güvenildiği için ona bir şeyler emanet edilir.