• DOLAR 6,0406
  • EURO 6,7414
  • ALTIN 248,760
  • ...

Biliyoruz, İblis yalancıdır, yalanlayandır, nankördür, sapkındır ve saptırıcıdır. Fakat bir konuda doğru söylemiştir:

“Senin kudretine andolsun ki Rabbim, senin kullarının hepsini yoldan çıkaracağım, ancak ihlaslı olanlar hariç…” diyordu.

Allah Teâla da bu konuda İblisi yalanlamıyor, hayır yapamayacaksın, demiyordu. Ya ne diyordu?

“O halde andolsun ki ben de seninle ve sana uyanlarla cehennemi dolduracağım…” (38/83-85)

Demek ki İblis Allah’ın ihlaslı kullarına hiçbir şey yapamayacak, günümüz tabiriyle ihlaslı kullar İblis’in kapsam alanının dışında kalacaklar. Bu gerçek birçok ayet-i celilede tekrar ediliyor.

Meallerimiz ihlas kelimesini genellikle aynı anlamı veren samimiyet olarak da çeviriyorlar.

Biliyoruz, ihlaslı bir Müslüman olabilmek imkânsız değil ama gerçekten çok zordur.

Günümüz dünyasına bir isim verecek olsak en isabetlisinin “Şov Dünyası” olacağı kanaatindeyim.

İslam ta işin başından bu konuya “riya” başlığı altında dikkatleri çekmiştir. Fakat tarihin hiçbir döneminde insanoğlu hiç bu kadar şov bataklığında boğulmamıştır.

Bugün insanoğlunun yaşantısının tamamı şov üzerine oturmuş durumda. İster hayatının tamamını ele alın, ister tavır ve davranışlarını teker teker masaya yatırın, şovdan başka bir şey göremeyeceksiniz.

Hayatının tamamı denince dini hayatının da büyük bir bölümü buna dâhildir. Zaten İslam da hiç olmazsa bu kadarcığını riyadan, şovdan kurtarmak istemektedir.

Böyle bir günde müminin hedefi Allah’a karşı samimi olabilmektir. Yaptığımız güzellikleri Allah’ın biliyor olmasıyla yetinmektir, O bilsin yeterdir, başka kimsenin bilmesine gerek yoktur inancında olmaktır.

Bunu bu şekilde söylemek kolaydır ama yapmak o kadar kolay değil. Çünkü içerden nefsimiz, dışardan şeytanımız dürtükleyip duruyor; sanki yaptıklarımızı birilerine bildirmezsek boşa gidecek sanıyoruz.

Bununla tam olarak şunu da demek istemiyoruz; yaptığımız bütün salih amelleri, bütün güzellikleri mutlaka ve mutlaka gizli yapmalıyız, hiç kimseye haber vermemeliyiz. Açıktan yaptığımız her şey riyadır, şovdur demiyoruz. Rabbimiz birçok yerde “Sirran ve alâniyeten – gizliden ve açıktan” buyurarak bu kapıyı tamamen kapatmıyor.

Başta farz olan ibadetler olmak üzere biz birçok amelimizi açıktan da yaparız. Önemli olan karşılığını sadece Allah’tan beklemektir. Hatta birçok nafile de böyledir. Yeter ki Allah’ın bildiğiyle yetinebilelim.

Evet, şu mübarek ayların bereketini tadabilmek için öncelikle ayaklarımızı ihlas çizgisine basarak, tekerlerimizi ihlas rayına oturtarak başlamak her şeyden önde gelmektedir. Yani öncelikle İblisin kapsam alanının dışına çıkabilmektir mesele.