• DOLAR 5,7599
  • EURO 6,5470
  • ALTIN 261,386
  • ...

Hür Dava Partisi`nin 31 Mart mahalli seçimlerine katılmama kararı siyasi bir ferasetin gereğidir.

Her ne kadar doğrudan bu işin içinde olmasak da gündemimizi meşgul eden konuların başında geliyordu. Bizimle muhatap olanların ilk sordukları konu bu oluyordu.

Elbette bu kararı eleştirenler olabilir fakat akli selim sahibi herkes bunu isabetli bulmaktadır.

Başta iktidar ve ana muhalefet partilerinin dahi tek başlarına seçime giremediği siyasi bir ortamda tek başına seçime girmenin, insanımızı büyük bir maddi külfete sokmanın, enerjisini tüketmenin de bir vebali olacaktı her halde.

Madem öyle Hür Dava Partisi de hiç olmazsa ittifaklara dâhil olmalı değil miydi derseniz, bildiğimiz kadarıyla yetkililer herkesle her türlü görüşmeye açık olduklarını baştan beri dile getirmektedirler. Fakat bunun için de gidip birilerine yalvaracak değillerdi her halde.

Bu durumda niçin siyasete girildiği, niçin parti kurulduğu sorulabilir.

Unutmayalım ki bizim bu ülkede söyleyecek sözümüz vardır. Hem sadece bu ülkede değil daha geniş bir coğrafyada hatta bütün bir İslam Âlemi için söyleyecek sözümüz, görüşümüz, düşüncemiz vardır,

Her şeyden önce eğip bükmeden, kuşdiliyle değil doğrudan İslam`ı kendisine referans ve dayanak gösteren, Kemalizm, demokrasiyi benzer hiçbir metnin altına imza atmadan, tüzüğünde yer vermeden de bir siyasi partinin olabileceği gösterilmiştir.

Elbette seçimlere katılmak, başarı göstermek, gerekli yerlere temsilciler göndermek güzel bir şeydir.

Fakat ondan daha önemlisi sahada olmaktır, insanımızla iç içe olmaktır, görüş ve düşüncelerini sunabilmek, gündem oluşturabilmektir. Mecliste temsilcisi olmadan da bütün bunların yapılabileceğini göstermektir.

Bu konuda bu camianın başarısını hiç kimse görmezden gelemez.

Bu camia zaten camidedir, okuldadır, iş yerlerindedir, çarşıdadır, pazardadır.

Elhamdülillah görüş ve düşüncelerini insanımıza sunma konusunda nice büyük partiden daha başarılı bir konumdadır.

Gerek bu ülkede, gerek dünya genelinde İslam düşmanı ses ve görüntülere karşı gür sedasını ve tavrını ortaya koyan bir camia olduğunu kabul etmeyen kim var ki?

Zaten böyle bir durumda, yani değerlerimize bir saldırı olduğunda gözlerin ilk çevrildiği kesim bu camia değil mi?

Şimdi bize düşen bütün bu ses ve görüntümüzü daha da güçlendirmektir. Bunun için yapılacak çalışmalar üzerinde yoğunlaşmak çok daha önemlidir.