• DOLAR 8.471
  • EURO 10.292
  • ALTIN 502.04
  • ...

Allah azze ve celle kullarını en fazla seven kendi zatı da en fazla sevilmeye layık olandır. Yarattıkları canlılar arasında bizleri en şerefli olan, insan olarak yaratması da bizlere olan sevgilerinin en bariz göstergesidir. Sadece bu da değil. Bizleri yaratmış ve yaşamımızı sürdürecek nelere ihtiyacımız varsa onu da yaratmış. Hasılı sayılamayacak maddi nimetleriyle bizlere ihsanda bulunmuşlardır.

Zat-ı Zülcelal sevgisini biz kullarına sadece maddi nimetlerle göstermemiş. Onun sevgisini K. Kerim’de insanca, onurlu ve huzurlu bir yaşam sürmemizi isterken görüyoruz. Ve yine azabına sebep olacak davranışları terk etmemizi isteyen ayetlerin üslubunda da tüm sevgi ve şefkati kendisini göstermektedir. Yetmemiş, her iki dünya saadetimiz için Peygamberler görevlendirmiş. Peygamberlerin yolunu sürdüren dostlarının gönüllerine de kendilerini tüm insanlara karşı sorumlu hissedecekleri bir duygu vermiş. Onlar da bu uğurda bizden karşılık beklemeden bilerek rehberlik hizmeti vermişler, vermektedirler. Bunlar da Rabbimizin sevgisini bizlere gösteren sonu olmayan manevi nimetlerdir.

Aziz İslam Peygamberi, ashabıyla Hevazin esirleri arasında halen emzirme çağındaki çocuğunu kaybeden bir kadının çocuğuna kavuştuğunda, onu sevgiyle bağrına basıp, şefkatle hemen orada emzirmesini görünce, bu hadiseyi, Rabbimizin biz kullarına olan sevgisinin tarifinde örnek göstermek için ‘Şu kadının çocuğunu ateşe atacağına ihtimal verir misiniz? diye sorunca, Ashab; hayır atmamaya gücü yettiği sürece atmaz, demişler. Bunun üzerine Peygamberimiz, İşte Rabbimizin kullarına karşı olan sevgi ve şefkati bu kadının çocuğuna gösterdiği sevgi ve şefkatten daha fazladır, diye buyurmuşlardır.

Bizleri şefkatle seven Rabbimizi ne kadar seversek azdır. Allah korusun, kimilerinin sevgisi dünya ve ahirette başlarına bela olurken, bahsettiğimiz bu sevgi ise kişiyi gerçek huzur ve kurtuluşa kavuşturacak sevgidir.   

Yine bir sahabe Allah Resulüne Kıyametin ne zaman kopacağını sormuş. Habibullah da ona kıyamet için ne hazırladın deyince, en güvendiği fazileti sevgisi olacak ki ben Allah ve Peygamberini severim, demiş. Allah Resulü de onun şahsında, yüreğinde Allah ve Peygamberinin sevgisini taşıyan tüm ehli imana şu müjdeyi vermişlerdir; Sen sevdiklerinle beraber olacaksın, diye buyurmuşlar.

Elbette kişiyi kurtaracak sevginin bir farkı, bir alameti olmalıdır. Bunu da Rabbimiz K. Kerim’de şöyle belirtmişlerdir. (Ey Muhammed) De ki, eğer siz Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin...(Ali İmran 31)

Rabbimiz, Peygamberini farz ve sünnet namazlara gösterdiği ihtimamda, dua ve zikrullaha olan düşkünlüğünde, sünnet oruçları ve hakeza tüm ibadetlerde, insani ve İslami sorumluluklarımızı yerine getirmede örnek aldığımızda, bizi O’na olan sevgimizi ispatlamış olarak kabul ediyor. Sadece ‘Allah’ı seviyorum’ demekle olmuyor.

Aziz Peygamberimizi gece namazında uzun süre kıyamda kaldığından dolayı ayakları şişmiş halde gören hanımı Hz. Aişe validemiz, Ey Allah’ın Resulü, yüce Allah seni bağışlamışken neden bu kadar kendine eziyet ediyorsun, deyince, gönlü Allah sevgisi ile dolu Peygamberimiz, Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı? Diyerek, fazla ibadetinin, Rabbine olan sevgi ve derin saygısından dolayı olduğunu göstermektedir.

Günahlardan uzaklaşarak yapılan her ibadet, gönle daha fazla lezzet verir. Bununla berarber unutulmamalı ki ibadetlerin lezzetini zedeleyen de yine gafletle işlenen günahlardır.

Peygamberimiz ve ashabı severek Allah’a ibadet ediyorlardı. Belki de İslami tebliğ ve tüm çalışma alanlarında başarılı olmalarının sırrı da buydu. Bugün de başarı ve zafer isteyen Müslümanlar özellikle de gençlerimiz severek Allah’a ibadet etmelidir.

Rabbimiz ‘Beni anın ki ben de sizi anayım’ diyerek bizlere kalbinizle, dilinizle ve amellerinizle beni anın, bana ibadet edin ki ben de sizi Meleklerin yanında anayım, öveyim.

Beni dar zamanlarınızda anın ki ben sizi feraha kavuşturayım. 

Hasta olduğunuzda beni anın ki size şifa vereyim.

Bolluk içerisinde beni anın ki üzerinizdeki nimetlerimi ziyadeleştireyim...

Sizi ahirette de en güzel cennetlerime koyayım, demişlerdir.

Allah’ın sevdiği ve O’na yakın bir kul olmak, Onunla güçlenmek her Müslümanın arzusudur. Bu da Rabbimize sevgi ve içten bir saygıyla sürekli yerine getireceğimiz farz ve nafile ibadetlerle mümkündür. Sevgiyle Rablerine ibadet eden ve O’nun sevgisine ve yardımına kavuşanlardan olmak duasıyla, Allah’a emanet olun.

 

Yazarın Diğer Yazıları