• DOLAR 16.396
  • EURO 17.508
  • ALTIN 974.314
  • ...

Malum ola ki yıllarımız içerisinde dört mevsim bulunmakta. Her mevsimin iklimsel olarak, kendine has yani doğaları gereği özellikleri bulunmakta. İlkbahar, yaz, sonbahar, kış diye öteden beri(ilkokuldan) bize öğretildiği şekliyle tekrarlamaktayız. İlkbahar bir geçiş mevsimidir kıştan yaza doğru. İlkbaharda ağaçlar yaprak verir, havalar yavaş yavaş ısınmaya başlar. Yaz mevsimi ise en sıcak mevsim olarak bilinir. Sonbahar yaz ile kış arasındaki mevsimdir ve genellikle serin geçer. Kış mevsimi ise en soğuk mevsimdir, hava sıcaklıkları ani olarak düşmektedir. Yağmur ve karın yoğun olarak yaşandığı çetin ve zor bir mevsimdir.

Şimdi bütün bunlar bilinmesine rağmen neden karda, kışta, yağmur, çamur ve sel felaketlerinde çadır kentlerde yaşayanlar için önlem alınmaz?(Sahi bu çadır kentler neden var ki?) Yani illa mağdur olmaları mi gerekiyor ya da açlıktan ölmek üzerelerken mi?

Yardımlaşmak ve birbirini kollayıp gözetlemek elbette ki olması ve yapılması gereken bir şey. Her vicdan ehli, sorumluluk sahibi kişi, kurum, kuruluş, cemaat ve yapıların ve daha da önemlisi olan devletlerin bu işe el atması gerekmiyor mu? Öncelik düzeyi yüksek önlemlerin alınması gerekmez mi?

İnsanlar öldükten sonra, soğuktan donup per u perişan olduktan sonra, yardımlaşmanın el uzatmanın önemli olması bütün bu zorluklar gelmeden, zamanında yapılan bir müdahale ile daha da önemli bir hale getirilemez mi?

Hayra giden yollar çoktur. Önemli olan bu yolları planlı, düzenli ve disiplinli bir şekilde yürütmektir. Amaç ve hedefini gerçekleştirmektir. Bu yolda süreklilik çok önemlidir. Çünkü süreklilik bereket getirir.

Başlığımızdan da anlaşıldığı gibi hayra giden yollar birçok yerden birçok memleketten birçok eylem ve söylemden geçer.

Evet!

Bu yollar Dünya’nın birçok yerinden geçer.

Karlı dağlardan, ovalardan, denizlerden...

Vicdandan, merhametten, sevgiden... Fikirsel, eylemsel, ekmeksel paylaşım ruhundan...

Erdemden, serden, candan, maldan, mülkten geçen yollar.

Uzun olsa da yollar, hayra kavuşmanın umududur yolları çekilir kılan.

Dünya mazlumlarına bir umut, bir ışık misali, bir kutlu kervan gibi, bir ab-ı hayat gibi dertlerine, acılarına ortak yollar...

Yol olur Filistin’den geçer.

Bazen Afrika olur yollar, sıcaktan kavrulma pahasına olsa da...

Bazen Afganistan’ın karlı dağlarını aşmak olur ve bazen Yemen olur yollar uzak olsa da...

Yol odur ki İdlip’ten geçer karlı da olsa, yağmur, çamur ve bombalar yağsa da üstümüze.

Yol odur ki bazen evimizin içinde, yanı başımızdan geçer.

Yol olur da yoldan geçenler, yola devam edenler olmaz mı?

Bir ömür boyu yılmadan, yorulmadan yol yürüyenler...

Hak yol üzere, hakikat adına, adalet adına, insanlık adına, mazlum ve mustazaflar hatırına...

Yola, yollara alın terlerini gönderenler...

Yol odur ki geçit vermez olsa da biz açmasını da aşmasını da bilmeli, bu uğurda çaba sarf etmeliyiz.

Yeterki hayra giden yolun bilinci ile kuşanmış olalım.

Hayra giden yollarda yol yürüyen, yola emek veren, yolları dikenler değil de güllerle döşeyen herkese kucak dolusu selam ve sevgilerimizle...