• DOLAR 8.289
  • EURO 10.018
  • ALTIN 483.137
  • ...

Kayseri’de 2009 yılında Ramazan Bayramı'nda şeker toplamak için evlerinden ayrıldıktan sonra kaybolan ve ikisi kardeş 3 çocuğun cesedi, Yozgat'ta toprağa gömülü halde bulunmuştu. Polisin olayla ilgili gözaltına aldığı zanlı suçunu itiraf etmiş, zanlının kaçırılan çocuklardan birinin ailesine komşu olduğu ve çocukları öldürdükten sonra gömdüğü yere piknik yapmaya gittiği ortaya çıkmıştı…

Kayseri'nin Talas İlçesi'nde 21 Eylül 2009 tarihinde kayıplara karışan 3 çocuğun bulunması için 78 kuyu, 57 trafo, 68 foseptik çukuru, 1169 kullanılmayan bina, 13 değirmen, 230 park ve bahçede arama yapıldı.

İnşaat alanları, mezarlıklar, bağ evleri, intihara elverişli yerler, Talas'taki su kuyuları, 7 bin 440 ikamet ile Yamula Barajı araştırıldı. 81 site ve işyerine ait kamera görüntüleri incelendi…

113 bin kişinin kimlik bilgileri sorgulandı.13 bin 436'sı Kayseri plakalı, 5 bin 239'u da diğer illere ait toplam 18 bin 675 araç incelendi. Kamera kayıtlarında tespit edilen şüpheli bir araç görüntüsüyle ilgili olarak 5 bin 50 araçla ilgili araştırma yapıldı. Olay tarihinde kiralanan 200 araç ve trafik sorgusu yapılan 68 araç incelendi. 3 bin 968 apartman sakini ve 6 bin 644 kişiyle görüşüldü. 183 kişinin ifadesi alındı. 194 ihbar değerlendirildi…

Bu ve benzeri acı olaylar karşısında bulacak kelime bulamıyorum.

Yapılan inceleme ve teknik takip ise takdire şayandır.

Keşke bu her zaman böyle olsa.

İnsani, vicdani ve vatandaşlık görevini yerine getirenler olarak bu takibatı yapanlardan Allah razı olsun diyorum.

Vicdanları sızlatan, yürekleri yaralayan bu tür hadiseler karşısında toplumun duyarlılığı belli bir aşamadan sonra kaybolduğu için bir boşluk oluşmakta ve boşluk aramak için fırsat kollayan olayların tekrar olasılığı yükselmektedir.

İnsanın kanını donduran bu tür acı hadiseler, yaşadığımız toplumda dünden bugüne kadar sık sık meydana gelmektedir.

Bireysel sapıklık ve sapkınlıkların toplumsal bir sorun haline dönüştüğü bir zaman diliminde bulunmaktayız.

Gün geçtikçe toplumsal bir bozukluk ve kokuşmuşluğa doğru sürüklenmekteyiz.

Yani felaket yanıbaşımızda ve bizi kuşatmış bulunmakta…

Yukarıda yapılan araştırma ve inceleme sonuçları işin teknik takibidir.

Fakat asıl üzerinde durulması gereken nokta zihinlerin, eğitim ve öğretimin sorgulanması ve sivil toplum kuruluşlarının kendilerini hesaba çekmesi hadisesidir.

Kayıp çocuklar ve başka kayıplar, daha doğrusu toplumu derinden sarsacak adi ve adli vakaları doğuran ana nedenler sorgulanmadan, zehir tacirlerinin önünü kesecek ağır cezai müeyyideler uygulanmadan, bu tür acı hadiselerin önüne geçmemiz mümkün değildir.
Sorgulanması ve incelenmesi gereken birçok şey var.

Toplumda üretilen her türlü mal, materyalin, bilginin, ister maddi anlamda ister manevi olsun fark etmez yeniden sorgulanması ve belli bir süzgeçten geçirildikten sonra piyasaya sunulması gerekmektedir.

Toplumsal sorun teşkil eden, mahkumiyet sorunu olan ve kişisel sorunlu kişiliklerin topluma kazandırılması noktasında tedbirler alınmalı bu alanda çalışmalar yapılmalıdır.

Bu tür katilleri ve canileri, psikopat ve sapık ruhlu kişileri topluma kazandırma noktasında farklı kazandırma çalışmaları yapılmalıdır.

Bunun da devlet eliyle uygulanması gerekmektedir.

Sorunlar sorgulandıktan sonra, uzantıları tespit edilerek, caydırıcı bir niteliği bulunan en ağır bir cezayla cezalandırılmalarıdır…

Toplumun zihni alt yapısı sorgulanmalı ve yeniden inşa süreci başlatılmalıdır.

Bakınız toplumları oluşturan bireylerdir. Toplumlar ise bir araya gelerek devlet denen aygıtı meydana getirir. Yani belirli bir toprak üzerinde yaşayan insan topluluklarının bir egemenlik anlayışı ve hukuku içinde bir siyasi iktidar altında örgütlenmesini meydana getirir.

Toplumlarında huzur ve güveni tesis etmek siyasi iktidarların sorumluluğundadır.
Hiç bir devletin ve toplumun olaysız olması ve acısız gün görmesi ve yaşaması imkansızdır.
Yeryüzündeki bütün toplumlarda farklı acı hadiselerle karşılaşmaktayız.

Fakat önemli olan bu tür olayları minimize edecek ve asgariye çekecek projelerin olması, bu alanda kalıcı tedbirlere başvurulmasıdır.

Bu alanda ciddi anlamda yapılmış herhangi bir çalışmanın olduğundan-varsa da-henüz haberdar değiliz.

Henüz fazla sapıklaşmamış mahkumların daha da sapıklaşmalarına sebep bunları topluma kazandırmaktan çok çete düşünceli ve mafya tipi karanlık güçlerin bu sapık ve sapkın kişilikleri kullandığıdır.

Bu yönde değişik yerlerden duyumlar aldığımız olmuştur.
Toplumda yaşanan olaylar bunu göstermektedir.
Gün geçtikçe toplumdaki adi diye niteleyebileceğimiz olayların meydana gelmesinde büyük artışlar meydana gelmektedir.

Ahlaki değerlerin -vahiy kaynaklı- yok edilmeye çalışıldığı günümüz dünyasında ve toplumunda bu ve benzeri olayların önünü kapatmak ve azaltmak kollektif bir bilinç ve sorumluluk gerektirir.

Bu olayların bazı nedenleri eğitimsizlik, sorumsuz aile tipleri, batılı ve seküler yaşam tarzlarının benimsenmesi yönündeki telkin ve dayatmaların toplumumuz üzerindeki etkisidir.
Bizi biz yapacak değerlerimizi rafa kaldırıp, ahlaki mefhumlarımızı batıdan ithal ettik.

İçimizden çocuklara tecavüz edecek kadar alçak bir seviyeye inerek domuzlaşacak tiplerin türemesi, seküler yaşam tarzı ve cahiliye dönemi yasalarının uygulanmasından kaynaklanmaktadır.

Hesap sorulmalı ve sorgulamalıyız.

Elinde yaptırım gücü olup da bu gücü kullanmayanların, mesuliyeti ve sorumluluğu çok ağırdır.