Filistin davasının neresindeyiz?

İslam ümmetinin, Filistin davasına olan ilgisi her geçen gün azalıyor. Siyonistlerin sinsi işgal girişimleri karşısında, neredeyse, herhangi bir reaksiyon gösterilmiyor. Siyonistler, başta Kudüs olmak üzere, işgal altındaki tüm bölgelerde işgallerini muhkemleştirmeye çalışıyor. Her gün Kudüs'te, sudan bahanelerle mazlum Filistinlilerin evleri başlarına yıkılıyor. Daha sonra buralara el konulup Yahudiler için konut inşa ediliyor. BM'nin göstermelik kınama kararları da bu konuda hiçbir fayda vermiyor. İslam ümmetinin tepkisizliğinden dolayı, yeni ABD yönetimi büyükelçiliğini Kudüs'e taşıyacağını açıkladı. Kanaatimizce bu önemli bir adımdır. Çünkü bu adım, uluslararası sözleşmelere göre tarafsız bir statüsü olan Kudüs'ü, israilin başkenti olarak tanımaya dönük ciddi bir girişimdir. Aynı zamanda Trump yönetiminin İslam ümmetine karşı takip edeceği politika için de bir numunedir. Açıkça İslam ümmetine karşı savaş anlamına gelen bir adım atıldığı halde, neredeyse hiçbir tepki gösterilmiyor. Kudüs'ün Yahudileştirilmesi projesi ve Filistinlilerin mülklerine el konulması, bu hadise ile beraber düşünüldüğünde büyük bir tehlikenin kapıda olduğu aşikârdır. Hem devletler düzeyinde, hem de Müslüman haklar nezdinde büyük protestolar düzenlenmeliydi. İslam ülkeleri ayağa kalkmalıydı. Basının bu konuyu gündemde tutması ve bu konunun ehemmiyetini kitlelere anlatması lazımdı. İslami basın ve sivil toplum kuruluşları bile adeta kış uykusuna yatmış. Biz kış uykusuna yatsak da düşmanımız yatmıyor. Korkarım ki uyandığımız zaman iş işten geçmiş olur.

İşte tam bu noktada Şehid Şeyh Ahmed Yasin'in İslam ümmetini Allah'a şikâyet ettiği mektubu aklımıza geliyor. O günden bu güne fazla bir şey değişmedi Filistin davası konusunda. Hatta duyarlılık hususunda İslam ümmeti daha da geriledi. Adeta “gezinen ölüler” sürüsüne dönen bir ümmet, Allah'tan hangi yüz ile yardım ve nusret dileyebilir? İslam ümmetinin namusu mesabesindeki bir mesele, neredeyse ellerimizin altından kayıp gitmek üzeredir. Bizim duyarsızlığımız Siyonistleri her geçen gün daha fazla cüretkâr kılıyor. Eğer mukaddes davalarımıza bir saldırı oluyorsa, İslam düşmanlarının cürmünün yanı sıra, bu olaylardaki mesuliyetimizin ne olduğunu düşünmeliyiz.

Eğer yeni ABD yönetiminin bu hasmane adımı karşısında bir tepki geliştirip geri adım attıramıyorsak, bunu başka adımların da takip edeceğini söylemek için kâhin olmaya gerek yoktur. O halde bu açıklamanın ete kemiğe bürünmesinden evvel, İslam ümmeti her düzeyde gereken tepkiyi ortaya koymalıdır.

Page generated in 1498745836.86 seconds.