• DOLAR 13.243
  • EURO 15.143
  • ALTIN 759.124
  • ...

Ülke olarak, halk olarak son tahlilde maddi anlamda ciddi sıkıntılar yaşadığımız bir süreçten geçiyoruz. Allah bilir kısa zamanda maddi sıkıntılar bitmeyecek, zamlar düşmeyecek, cepteki para eriyecektir. "Para kazandım" diye kriz ortamında fırsat kollayan stokçu, karaborsacı, nemelazımcı, paragözler de bu olumsuz durumdan payını alacaklardır. Onlar da belki bazı kalemlerde kazandıklarını düşünseler de, değişik onlarca kalemde, başka fırsatçıların gadrine uğrayacaktır. Bir ceplerine fazladan bir şeyler girip kazandıklarını düşünseler de, diğer cepteki paralarının eridiklerini göreceklerdir.

Suça meyilli bir toplumun içinde yaşadığımız ve özellikle idare edildiğimiz için, suçun adeta teşvik edildiği ya da makamına, adamına, kravatına  göre ödüllendirildiği böylesi ortamda, kaliteli insan aramak, "iğne ile kuyu kazmak" gibi bir şey olsa gerek. Müslüman bir toplum üzerine giydirilen, dışarıdan ithal edilen idari sistemle, ne Müslümanlığın huşusunu yaşayabiliyoruz ne de o kimliği layıkıyla toplum olarak taşıyabiliyoruz. "İki arada bir derede bocalayan", kendisiyle tenakuz yaşayan, çift karakterli, bukalemun tipli bir karakter resmi ortaya çıkmış durumda. Evet, ciddi anlamda tepeden tırnağa "ahlak krizi" yaşadığımız doğrudur. Kanaatimce bu kriz ekonomik krizden daha tehlikelidir.

Ülkeyi idare edenlerden tutun da, ta en alt seviyedeki insanlarda bile kurtlaşma temayülü aşikar bir şekilde belirdi. Özellikle son yıllarda çok daha vahim bir hal almaya başladı. Şikayet ettiklerimizi, fırsat elimize geçince biz yapıyoruz. İddiamızın samimiyeti köprüyü geçene kadar ki süre ile sınırlı.. Ulaşamadığımız ciğere kılıf bulmak için, "murdar" diyen kedi gibi oldu toplumun birçoğu. Avına göz diken kurt gibi, sürünün içine dalıp kaç tane koyunu keklesem derdine düşmüşüz. Kazanma hırsımıza kılıf olarak başkasının fırsatçılığını gösteriyoruz. Zincirleme olarak o diğerini, diğeri berikini kazıklıyor adeta. Aman ben kaybetmeyeyim ya da ben kazanayım da, "altta kalanın canı çıksın" pozisyonunu kendimize yakıştırır olduk. "Büyük balık küçük balığı yutar" mantalitesi şu an en geçerli akçe hükmünde.

 Bu hal hep böyle mi devam edecek ya da bu işin bir çözümü yok mu? Elbette ki var ve olmalıdır. Öncelikle Allah'a ve ahiret gününe iman eden müminlere büyük görevler düşüyor. Ahlak ve Şefkat peygamberinin izinden giderek kendi şahıslarında bu ameli (ahlak ve şefkati) bayraklaştırmaları gerekir. Ulaşabildikleri ya da etki edebildiği kişilere de bu ahlakı aksettirmeliler. Özellikle kendi idarecilerini sıkıştırmalı ve onlara hakkı açıkça beyan etmelidirler. İdareciler de vatandaşın fırsatçılık yaptığını iddia ederken, önce kendilerine ayna tutmalıdırlar. Bu konuda örnek olmada, caydırıcılıkta ya da iyi olanı teşvikte en büyük sorumluluk onlardadır. Fırsatçılık yapan vatandaşlara da çağrımız "empati" yapmalarıdır. Aksi halde bu "kurtlaşma temayülü "sosyal patlamaya, işgal edilmeye ve daha da fakirleşmeye kapı aralayacaktır.

Vesselam

Ayhan Erkmen (Konuk yazar)