• DOLAR 13.433
  • EURO 15.174
  • ALTIN 794.59
  • ...

Parlamenter sistemde en fazla oyu alan parti, ülke siyasetine yön vermede başat aktör idi. Statüko ya da elit kesim buna izin vermediğinde hükümetlerin ömrü fazla uzun sürmüyordu. Gerek koalisyon hükümetleri gerekse de cuntacılar iktidarların ömrünü kısa tutmuştu.

Koalisyonlar döneminde ülke yönetilemeyince, iyi bir sınav vermediği düşünülerek parlamenter sistem, Cumhurbaşkanlığı  hükümet sistemine doğru evrildi. Tek başına iktidar olma şansı bazılarına nasip oldu. Gün geldi, devran döndü, o da yetersiz kaldı.

"Yönetimde istikrar" için kararların daha hızlı alınıp, etkin çözümler üretilmesi, ardından da pratiğe geçilmesi adına halihazırda yeni bir sisteme geçildi. Getirilen sistem ittifakları dayatıp %50 barajını geçmek suretiyle işlev kazanır bir hale geliyordu. Yeni sistemde ülke yönetme de halkın oylarının çoğunluğunu alma suretiyle Cumhur ittifakı'na nasip oldu.

Cumhur ittifakı, AK Parti, MHP ve BBP'den oluşuyordu. Millet ittifakı ise, CHP, İYİ Parti, Saadet ve dışarıdan destekle HDP’den oluşuyordu. Bu ittifakların dışında kalan partilerde kendi yağlarıyla kavruluyorlar deyim yerindeyse.

Şu an ülke gündeminde etkin olan ittifakların birbiriyle uyuşan yönleri olduğu gibi uyuşmayan yönleri de vardır. Cumhur İttifakı’nı birbirine tutturan en önemli etken yerlilik ve millilik, beka gibi söylemlerdir.

Millet İttifakı’nı ise ayakta tutan, birbirlerine zıt olmalarına rağmen bu partilerin en büyük harcı ise "Erdoğan karşıtlığı" olarak görülüyor.

Kanaatimce 2 ittifak da zoraki nedenlerden dolayı bir arada duruyorlar. Ülkemizde çizgi, ideoloji ve yöntem bakımından partileri birkaç kısma ayırmak mümkündür. Sol kesim, milliyetçi kesim, muhafazakâr kesim, liberal kesim vesaire diye paylaşabiliriz. Ülkedeki partiler ne zaman o kıvama gelecek bilinmez, herkes kendisi gibi olacak, inandığı değerleri, yaşadığı ortamın veyahut benimsediği görüşün etrafında kenetlenerek topluma kendini arz edecek, elbet bu zamanın tefsir edeceği bir realite olsa da bu ihtimalin uzak bir ihtimal olmadığını düşünüyorum.

Her partinin kendine göre bir programı olsa da, kendisi gibi birçok anlamda aynı düşünen partilerle bazı konularda anlaşmamış, ters düşmüş, köprüleri atmış olsalar dahi asıllarına rücu etmeliler diye düşünüyorum. 3. ittifakın ara sıra ısıtılıp servis edildiği bu son bir yıl içerisinde ideal anlamda 3. ittifak olması kaçınılmaz hale gelmiştir. İlerleyen zamanda şu anki mevcut iki ittifakta da çatırdama meydana geleceği görülüyor.

İttifakların şöyle şekillenmesi muhtemeldir.

Sol ittifak= CHP, HDP, Memleket Partisi, TDP, TKP

Milliyetçi ittifak =MHP, İYİ Parti, Zafer partisi, BBP

Muhafazakar ittifak = AK Parti, HÜDA PAR, Saadet, Yeniden Refah vesaire

Bu 3 olası ittifak üzerinden değerlendirme yaptığımızda, en kolay İttifak ve birleşmeyi sol cenah sağlayacaktır. Nedeni ise karşıda düşman üretip, ona atış yapmaları, kendilerini ise üstün, okumuş görüp, diğerlerini cahil görme onları bir arada tutacak en önemli harç olacaktır.

Milliyetçi ittifakı ise birbirleri arasında biriktirdikleri öfkeden vazgeçerlerse, Atatürk ve Türkçülük onlar arasındaki birlikteliği sağlayacaktır.

Muhafazakarlar ise birleşmesi en zor olan ittifak gibi görünüyor. AK Parti içindeki çürükleri atmazsa, savrulmasına çeki düzen vermezse ve diğerleri de "Zalim de olsa Mazlum da olsa kardeşine yardım et" hadisini iyi  özümsemezlerse birleşmeleri ham bir hayal olur. Eğer AK Parti güvenilir kişilerle yola devam eder, diğerleri de AK Parti'nin zulmünü engellemede yardımcı olurlarsa birleşmeleri kolay olur.

Sonuç olarak hangi ittifak olursa olsun, çatışmadan, kırdırmadan, kışkırtmadan, kendini ve projelerini anlatmak yoluyla samimi davranıp bu toplumu daha huzurlu bir hale getirmekle mükelleftir.

Vesselam

Ayhan Erkmen ( Konuk yazar)