• DOLAR 8.882
  • EURO 10.379
  • ALTIN 497.086
  • ...

“İslam, benim için güzel ve asil olan her şeyin diğer adıdır.” (Aliya)

Beton duvarlar arasında bir çiçek açtı
Siz kahramanısınız çelik dişliler arasında direnen insanlığın
Saçlarınız ızdırap denizinde bir tutam başak
Elleriniz kök salmış ağacıdır zamana
O inanmışlar çağının. (Erdem Beyazıt)

Modern Batı’nın merkezinde, tüm dünyanın gözü önünde bir katliam… Srebrenitsa… Ve o katliamda medeniyet maskesini çıkarıp betonlaşmış vandalizmle mücessem azgın bir topluluğun karşısında direnen insanlığın adı, Bosna… Ve onların başında bu insanlığı kaim etmek adına İslam’ın değişmez hakikatine sımsıkı imtisak eden bilge bir lider, Aliya İzzetbegoviç…

Bosna’nın kurtuluş ve bağımsızlığı için azmeden bu adam, bir özgürlük savaşçısı olduğu kadar kültür, sanat, uygarlık, tarih, felsefe ve edebiyat alanında ciddi bir birikime de sahip olan bir insandı. Çift kutuplu doğu-batı dünyasında, kutubun en orta ve dengeli yerinde bir Batılı Müslüman olarak nasıl ayakta kalınabileceğinin en müşahhas örnekliğini yansıttı Aliya.

Batı’nın kültür-sanat dişlilerinden geçmesinin yanı sıra, İslamî kaynaklardan beslenmesi ve Mladi Müslimani (Genç Müslümanlar) topluluğu ile bu birikimi daha da sağlam temellere oturtması, bir devlet adamı profilinden önce onu fikir adamı olarak görmemizi sağlar. Onun İslam Deklerasyonu kitabından da öncesinde yazdığı ve en derinlikli fikirlerini ihtiva eden Doğu Batı Arasında İslam kitabı, bu temelin altına atılmış en büyük imza olsa gerek.

Gelin, bugün bu kitaptan ve Aliya’nın baş döndürücü ve itiraf etmek gerekirse muhtevasının tümüne harcımızın yetmediği fikirlerinden ana hatlarıyla istifade etmeye çalışalım.

Kitap, özellikle felsefe, kültür, sanat tarih ve edebiyatla ilgili derinlikli bilgilere yer veren ve Müslüman bir entelektüelin felsefeye ve hayata bakış açısını ihtiva eden bir eser. Bu bilgileri iyi analize edebilmek için yazarın belirttiği fikirlerin çoğuna hakimiyet sahibi olmak gerekir. Fakat yazarın bilgi yelpazesi o kadar geniş bir alana yayılmış ki, her bir bölümün anlaşılması için çok büyük çalışmalara ve derin entelektüel birikime ihtiyaç var. Kısacası, kitap içinde bir kitap karşılıyor bizleri.

Yazara göre dünya görüşleri üç temel kümede toplanabilir: Dinî, materyalist ve İslamî. Birincisine göre yegane ve esas varlık ruh iken, ikincisine göre maddedir. Üçüncüsüne gelince, o ruh ve maddenin bir arada var oluşundan ortaya çıkmaktadır. İşte bu en yüksek şekilde insanda sergilenen ruh-madde birliği prensibinin adı, İslamdır. Yani vasat yol.

Kitap iki bölümden oluşuyor ve birinci bölümde Batı düşüncesinin temellerini evrim ve yaratma, kültür ve uygarlık, sanat fenomeni, ahlak, kültür ve tarih, dram ve ütopya alt başlıklarında işliyor. Dikkat edilecek olursa her bir alt başlık, meseleye madde ve mana eksenli bakış açısının yaklaşımıyla şekilleniyor.

İkinci bölümde ise İslam- İki Kutuplu Birlik bölümünü anlatıyor. Musa-İsa-Muhammed (a.s.) üçlemesi üzerinden Hristiyanlık-Yahudilik kıskacı içinde İslam vasatını belirliyor. Daha sonra İslam ve Din, hukukun İslami mahiyeti, saf dinin ve saf materyalizmin imkansızlığı  ve en sonunda İslam’ın dışında üçüncü yol başlığı altında değerlendirmelerde bulunuyor.

Allah nasip ederse gelecek yazımızda kitabın büyük bir umman olan muhteviyatından da istifade edeceğiz.