• DOLAR 8.873
  • EURO 10.367
  • ALTIN 496.703
  • ...

Allah'a hamd, Efendimize (sav) selam olsun…

Bereketli kanlarıyla çorak topraklarımızı sulayan Susa Camii Katliamı şehitlerimizin şehadetlerinin sene-i devriyesinde olduğumuz şu günlerde istiyoruz ki o Azizlerin kanlarının mesajını karınca kararınca anlamaya çalışalım.

Şehitleri anmak; meziyetlerini anlatıp gözyaşı dökmek değil, bilakis dökülen gözyaşları ile ter ve kanı da akıtma ahdini tazelemektir. Şehitlerin ardından onlarla övünmekle veya ağıt yakıp yas tutmakla yollarını sürdürmüş olmayız. Her şehit davamıza olan ahdimizi tazelemeli, bizleri yenilemeli ve hayatımızı gözden geçirme vesilesi olmalıdır.

Cami, Müslümanların tarih boyunca toplanma mekanı olmuştur. Başarı, mescidlere bağlılıkta… İnsanlar her zaman toplanmak için belli yerleri tercih etmişler ve dayanakları oralar olmuştur. Kalpleri camilerle beraber olan ve dayanakları Allah olan Müslümanlar da her zaman başarılı olmuşlardır. Çünkü camiler salah ve felahın mekanıdırlar.

Allah, her an kişiyi sınar. Allah istese hiç araç sürmemiş birisine araba kullandırtır… Susa Katliamının en acı taraflarından biri de katliamdan sonra yaralı olan 5 kişinin hastaneye götürülmeye çalışılmasıdır. Katliamda şehit olan dört kardeşten Medeni, ticari taksi şoförüdür. Olayda yaralanır ve yanı başına gelen yakınlarına aracın anahtarının cebinde olduğunu ve birini çağırıp kendilerini hastaneye götürmesini ister. Yakınları, köylüleri ve akrabaları olan insanların kapılarını tek tek çalarlar ama nafile… Tüm kapılar yüzlerine kapanır. Yolda giderken şoförlere bakarak birkaç bir şey gören bir yakını Allah'ın da yardımıyla aracı kullanır ve yaralıları hastaneye yetiştirir. Şehit Medeni yolda giderken babasının kucağında can verir.

Kâfirler korkaktır, yeter ki Müslümanlar kararlılıkla mücadele etsinler… Katliamın tetikçilerinden M.F. çıkarıldığı mahkemede asıl hedeflerinin camiden sonra yanlarında getirdikleri benzinlerle kendileri gibi düşünmeyen köylülerinin evlerini ev halkıyla beraber yakmak olduğunu itiraf ediyor. Kadın, çoluk çocuk demeden herkesi canlı canlı yakma planı… Vahşet kelimesi bu planın yanında masum kalır…

Cami katliamı sırasında patlayan silah sesleriyle panik olan kimi köylüler havaya ateş ediyorlar. Eli kanlı tetikçiler kendilerine yönelik bir saldırı olacağını düşünerek vahşi planlarından vazgeçiyorlar… Korkaklık ruhlarında var, yeter ki Müslümanlar kararlılıkla üzerlerine yürüsünler.

Hak-batıl mücadelesinde kan bağı değil, iman bağı önemlidir. Hakkın hatırı âlidir, hiçbir hatıra feda edilmez diyordu Üstad. Susa'nın muvahhidleri de Hakk'ın hatırını tüm hatırların üstünde tuttuğu için onlar şehitlerinin başında ağıt yakarken yakınları perde arkalarından onları izlediler. Yetmezmiş gibi gözdağı vermeye çalıştılar. Bu nedenle Hak-batıl mücadelesinde kan bağı değil, iman bağı önemlidir.

Müslümanın Müslümana en büyük desteği acı gününde yanında yer alıp acısına ortak olmaktır. Bazı destekler/yardımlar hiç unutulmaz hatta bazen gözler kimi gözleri arar, durur. Şehitlerin yakınları o karanlık gece kendilerini çok yalnız hissetmişler, dünya olanca genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, kendilerini sahipsiz hissetmişler ama ertesi gün yüzlerce kardeşlerinin şehitlerini defnettiklerini ve onlardan daha çok gözyaşı döktüklerini görünce yalnız olmadıklarını anlamışlar. Bize düşen darda ve genişlikte daima kardeşlerimizle bir vücudun azası gibi olmamızdır.

Bize vurulan her darbe mücadele azmimizi bilemeli, kararlılığımızı arttırmalıdır. Zayıf insanlar en ufak sıkıntıda/zorlukta pes ederler, güçlü insanlar ise toprak gibidirler. Ezildikçe sertleşirler ve insanlığa hayat sunmaya devam ederler. Katliamda dört oğlu aynı anda şehit olan Merhum Mustafa Fidancı Amca'nın "dört oğlum daha olsa onları da feda ederdim" sözü kararlılığın vücut bulmuş hali değil mi?

Her zaman tedbirli olmak gerekir ama Allah'ın takdirinin aldığımız tedbirin üstünde olduğunu da unutmamak gerekir. Kadere iman eden tevekkül ehli Müslümanlar her zaman tedbirlerini almalı daha sonra Allah'a tevekkül etmelidirler. Susa'nın gülleri de daha önce tehdit edildikleri için imkanları nispetinde tedbir almışlardı fakat gelenler asker kılığında gelmiş ve takdir, tedbirin önüne geçmişti.

Şehadet bir gidiş/yok oluş değil, toprağa ekilen tohumdur. Susa şehitlerinin mazlumca şehadeti katillerin kindar ve vahşi yüzünü bir kez daha ortaya çıkardı ve insanların uyanışına vesile oldu. Bilge Kral "bizi toprağa gömdüler fakat tohum olduğumuzu unuttular" der. Susa şehitleri de imana susayan çorak toprakları nurlu tohumlarıyla bereketlendirdiler. Tohumları yeşerdi ve yeşermeye devam edecektir inşallah…

Allah şehadetlerini kabul etsin, bizlere onların yolunda gitme azim ve gayreti versin.

Selam ve dua ile…

Kadir Arslan (Konuk Yazar)