• DOLAR 8.701
  • EURO 10.394
  • ALTIN 498.62
  • ...

Değerli kardeşlerim! Bu haftaki yazımda, özgüveni nasıl anlamamız gerektiğini, nasıl özgüvenli olabilirizi ve özgüvenin iyi bir şey mi, yoksa kötü bir şey mi olacağı hakkında yazmaya çalışacağım. Elbette kişinin kendine olan emniyeti bazı şartlara bağlıdır, sonuçta bu bir emniyettir. “Ben doğruyu yapabilirim, ben de bir şey yapabilirim veya ben de bir şeyi bilebilirim, bu manada özgüven elbette olması gereken bir duygudur.” Tam tersi bir durum olan "Her şeyden kaçan, kendi fikrini söyleyemeyen, kendi işini yapamayan veya birisi ne der beni eleştirir mi acaba, ben eleştirilirsem mahvolurum gibi düşünceler ile kişinin kendi olabilmesi mümkün değil.”

Değerli kardeşlerim, insanlarda, özellikle kendini davetçi konumunda gören Müslümanlarda, özgüven olması gereken bir husustur, fakat her şeyde olduğu gibi onun da bir sınırı olmalı, yoksa özgüvenden çok, hızla ukalalığa, hatta giderek kibre veya ceberrutluğa doğru gidilmesi çok mümkündür. O yüzden özgüvenin de hak ve ölçüsü var, bir Müslüman asla kendini hiç görmemeli, zaten her insan kıymetlidir. Özgüvenin oluşmasının ilk adımı kişinin kendini değerli görmesidir. Zaten Allah'ın yarattığı her şey değerlidir. İnsan bu değerlilerin içinde en değerlisidir.

Özgüvenli olmanın ikinci yolu, kendini değerli gördükten sonra değerli şeylerle uğraşmaktır. Aslında biz bu maddeyi arka plana atıyoruz, es geçiyoruz, çünkü bunun da nedeni, biz değerli olan şeyi nasıl bileceğiz sorusuna bir cevap bulamayışımızdır. Tabi ki bunun da cevabı hemen kolay bulunacak bir şey değildir. Bunu bilmenin yolu sünneti bilmekten geçer, eğer sünneti bilirsek onun da ölçüsünü elde etmiş oluruz. Değerli olan şey güzel ve doğru olan şeydir. Sadece şeyler değil, değerli kişiler de bunun içine dahildir. O yüzden vaktinizi değerli şeylerle ve değerli kişiler ile geçirmeye dikkat etmemiz lazım.

Özgüvenli olmanın üçüncü adımı, biz her ne yapıyorsak yapalım ismimizin bizim kartvizitimiz olduğunu unutmayalım. “Her insanın en büyük kartviziti kişiliğidir.” Makam, mevki, nerede oturduğumuz, bunlar bizim kişiliğimizi belirlemez. İnsanı insan yapan şey ona şahsiyet kazandıran kişinin içine aldığı şeylerdir, içinde var ettiği şeyler. Dışında çoğalttığı şeyler değildir, onlar çoğaldığı gibi eksilir de, ama insanın içinde olan şey eksilmez. Burada şu sonucu çıkarabiliriz; kişinin sabit sermayesi kalbine ve zihnine aldığı değerli şeylerdir. Kişi içinde değerliyi çoğalttıkça kendisi de değerli hale gelir ve zaten davranışlarına da yansır. Eskiden sözü dik dik söyleyen insan veya ben bilirim gibi itirazlar yavaş yavaş sükunete ve sözünü beklemeye yani halimlik ve yumuşaklıkla da ne diyeceğini söyler. O zaman göreceğiz ki insanların sizde bir kıymet olduğunu fark edecekler. Ama kibir aynen bir çamura benzer, içine ne koyarsanız koyun onu çamur eder, bu ister altın olsun ister demir, sonuç olarak o çamur olur. Kibir değeri bitiren bir duygudur. O yüzden tevazu özgüvenin olmazsa olmazıdır.

Özgüvenli olmanın bir başka önemli hususu bildiğimiz konularda mahir olmak, yani dili çok iyi bilmek gerekir. Konuştuğumuz dil her ne olursa olsun o dili iyi bilmek, bunun haricinde bir dünya dilini de öğrenmek gerekir. Çünkü Müslüman bildiklerini sadece bulunduğu çevreye değil, tüm dünyaya söylemekle yükümlüdür. Dilini bilmediğin bir dünyada sözlerin tesiri olmaz. Bunu dışında bilgimizi aktarırken hangi araçları kullanıyorsak, mesela sosyal medya bu bir araçtır. Bu bir araç ise sosyal medyayı en iyi ve en doğru bir şekilde bilmemiz ve kullanmamız gerekir. Değerli kardeşlerim, yukarıda bahsettiğim özelliklerin içinde en önemlisi ise, Müslüman davetçi işini sürekli ilk günkü heyecanla ve devamlılıkla sürdürmelidir. Şu sözlerden kaçınmalı, millet ne yapıyor ki veya kimse bu kadarını bile yapmıyor gibi sözlerle açıkçası piyasaya uymaya çalışırsa orada artık ipler kopar ve kartvizitimiz kararmaya başlar. Sonuç olarak insan, yaptığı işi başkalarının tenkit ve takdirine bakmaksızın Allah için yapmalı ve bu yolda fedakârlıkta bulunmalıdır. Rabbim bizleri özgüvenli olmayı, hakiki manada anlayan ve anlatan kullarından eylesin. Selam ve dua ile.

Taha Ölmezoğlu