• DOLAR 8.104
  • EURO 9.716
  • ALTIN 454.339
  • ...

Hamd Alemin, kalemin ve  kelamın sahibi olan Allah'a, Salat'u  selam iki cihan serverimiz, önderimiz Hz. Muhammed (aleyhisselatu Vesselam'ın) üzerine onun pak Aline ashabına ve  kıyamete kadar onun yolunu sürdürecek olan bütün mümin kardeşlerimizin üzerine olsun.

Malumunuz Şubat ayı, yani Şehadet ayındayız, zira birçok büyük Âlim ve değerli şahsiyetleri bu ayda uğurladık Rabbi Rahmana... Şehadet şahit olmaktır. İmanını hayatına şahit tutmaktır. 

Şehadet bir çağrıdır tüm nesillere ve çağlara... Şehadet Hüseyin'i bir mekteptir, bu Mektebi okuyanlar ancak Şehadeti anlayabilirler. 

Şehidin kanı, Hak ile batılı birbirinden ayıran bir mihenk taşıdır. 

Şehadet bir yenilgi değil aslında bir seçimdir. Şehadet önce Şehit gibi yaşamak, sonra Şehit gibi ölmektir. 

Zira öyle buyuruyor Efendimiz (sav) "Sizler Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle de haşrolunursunuz." 

Şehadet maşuktur Şehit ise en büyük aşık... 

Zira şehadete, sevdalı olan gönüller dünyaya karşı kördürler. 

Onlar bu dünyanın adamları değil, onlar her an gidecek bir yolcu gibidirler. 

Şehadet İbrahim'ce Teslim olup, İsmail'ce  kurban olmaktır. 

Şehadet, Hanne misali Meryemlerini, Allah'a adamaktır. 

Şehadet, Allah için vazgeçebilmektir candan, maldan ve yardan Ashabı Güzin misali... 

Bedel ödemektir Dava uğruna... 

Şehadet, Allah için yaşamak ve Allah adamı olmaktır. 

Zira İslam’ı temel referans kabul etmeyenler, Allah yolunda olamaz ve ölemezler. Efendimiz (sav) şöyle ferman buyuruyor: "Kim Allah'a ve peygambere itaat ederse işte onlar Allah'ın nimet verdiği, peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraberdirler. Onlar ne güzel arkadaştır.(Nisa 69) Demek ki, Allah yolunda ölmenin yolu, Allah ve Resulüne itaat etmekten geçer. Bunun en güzel örneklerini asr-ı saadette görebiliyoruz. Gelin hep beraber asr-ı saadette, şöyle kısa bir yolculuk yapalım, yüreklerimiz bir nebze de olsa onların itaat ve şehadet sevdalarına şahit olsun ki, yüreklerimizdeki şehadet sevdamız, cuş u huruşa ersin. İki cihan Serveri Resulü Kibriyâ (sav) bir gün ashabı ile oturup, muhabbet ederken, şöyle buyuruyor: "Keşke Allah yolunda şehid olsam, sonra dirilip tekrar şehid olsam, yine diriltilip tekrar şehid olsaydım." Ashab-ı güzin Efendimizin bu aşkına şahit olunca, Nevfel adında bir sahabe hıçkıra hıçkıra ağlayarak, koşar adımlarla evine gidip, hanımını ve çocuklarını Resulullah'ın huzuruna getirip, Efendimize ya Resullah! Ne olur ben dua edeyim, Siz de amin deyin, ve yürek ellerini Rabbi Rahman'a açarak şöyle niyazda bulunuyor: "Ey Rabbim Nevfel'i şehit, hanımını dul, çocuklarını da yetim bırak!" 

Evet kıymetli kardeşlerim! Bizler ellerimizi açıp dünya ve dünyalıkları isterken, o aşıklar ellerini açıp, şehadeti isterlerdi. Sizce de bu yiğitler cenneti hak etmiyor mu? 

"Şehitliği  gönülden arzu eden bir kimse şehit olmasa bile sevabına nail olur."(Buhari)  İşte bu nedenle şehadet sevdası ve arzusu, birçok sahabenin yüreğinde alev alev yanıyor, her dem tazeliğini koruyordu. 

Uhud günü  dört oğlunu şehadete uğurlayan yaşlı bir baba... 

Amr bin Cemuh, oğullarına "Ben de sizinle geleyim belki Rabbim bana şu topal ayağımla cennete girmeyi nasip eder." Oğulları  buna müsaade etmeyince, hemen Resulallah’ın (sav) huzuruna varıp, "Ya Resulallah ne olur bana da izin verin ben de şehit olmak istiyorum" diyerek, Allah resulünden izin almayı başarmış, nihayet o çok arzuladığı şehadet ona da nasip olmuştu. 

Allah resulü aleyhisselatu vesselam "Vallahi Amr bin Cemuh'un  topal ayağıyla cennete yürüdüğünü görüyorum." diyerek bu mübarek sahabenin Cennette olan makamının müjdesini oğullarına vermişti. Yine Uhud günü, Efendimiz (sav) "genişliği yerler ile gökler kadar olan cennete koşun!" deyince, Enes Bin Nadr, o sırada ellerinde hurma yiyordu hemen ellerindeki hurmaları silkeleyip, "Vallahi ben bunları bitirirsem cennete geç kalırım" diyerek hurmalarını yere atıp, cihat meydanına koşuyor, şehit olana kadar savaşıyor ve nihayet Rabbim ona da ebedi saadeti/şehadeti nasip ediyor. Öyle bir parçalanıyor ki, kız kardeşi onu ancak parmaklarının ucundan tanıyabiliyor, tıpkı Yasin Börü gibi... 

Öyleyse eğer bizler de şehadeti arzuluyorsak, eteklerimizdeki dünya ve dünyalıkları silkeleyip, bir an önce şehitlerin yoluna koşmalıyız, Allah'ın yoluna koşmalıyız, Allah'ın davasına kendimizi adamalıyız, bu yolda elimizden gelen bütün fedakarlıkları en güzel bir şekilde sergilemeliyiz ki, Rabbim bizlere de bu güzide sahabelerin sonunu nasip etsin inşaAllah... Şunu asla unutmamak lazım,  Allah yolunda şu üç damlayı akıtmadan imanın hazzını yüreğimizde hissedemeyiz. Allah için dökülen gözyaşı, Allah yolunda dökülen ter ve gerektiğinde Allah yolunda şehadet. Bera İbni Malik misali bizler de Rabbimizden rızık olarak şehadeti istiyoruz. Rabbim bizlere şehit gibi yaşayıp, şehit gibi ölmeyi nasip eylesin İnşaAllah. Tüm âlemlerin şahidi olan Rahman’a emanet olun.

 

Konuk Yazar: Esma Akbalık