• DOLAR 7.387
  • EURO 8.745
  • ALTIN 461.483
  • ...

Z kuşağı (Generation Z), 1990’lı yılların ortalarından itibaren doğan çocuklar için kullanılan bir kavramdır. Bu kuşağın başlangıcı, genelde 1996 yılı gösterilirken aynı zamanda 2000’li yıllarda doğan çocukları kapsadığı belirtilmektedir. Uzun bir süredir, Z kuşağının X ve Y kuşakları ile farklılıkları ve benzerlikleri üzerinde durulmakta ve bu kuşağın siyasetten eğitime kadar birçok alandaki etkileri yazılıp çizilmektedir. Bu yazıda, uzun uzadıya Z kuşağından bahsedilmesinden ziyade Z kuşağının merhameti ele alınmaya çalışılmıştır.

Merhamet, başkalarının yaşadığı duyguları ve düşünceleri anlayabilmektir. Acı veren durumlar karşısında insanlara yardım edebilmektir. Merhamet, başkalarının güçsüzlük, sıkıntı ve derdine ilgi duyabilmektir. Merhamet, insan deneyiminin önemli özelliklerinden biridir ve toplumsal refahın/huzurun sağlanmasında etkili olabilmektedir. Ancak merhamete dair yaşantıların Z kuşağı tarafından benimsenmesi ve hayata geçirilmesi zor görünmektedir. Çünkü bu kuşağın en temel özelliklerinden biri toplumsallaşma konusunda yetersiz olmasıdır. Diğer bir ifadeyle bu kuşak, bireyselliği/bireyciliği önemsemektedir. Bu kuşak başkasının derdi ve sıkıntısı için nemelazımcı bir tavır takınmaktadır. Dolayısıyla Z kuşağı, fiziksel anlamda yalnız kalmayı tercih etmekte ve dijital dünya içinde sosyalleşme adı altında internete bağlı kalmaktadır. Bununla birlikte, Z kuşağının empati kurmayı bir ihtiyaç olarak görmediği veya empati kurmada güçlük yaşadığı belirtilmektedir. Empati kurmanın merhametli olabilmede etkili olduğu ve empatinin merhametin önemli özelliklerinden biri olduğu düşünüldüğünde Z kuşağının merhametli olmada güçlük yaşayabildiği ve yetersiz kalabildiği ifade edilebilir.

Merhamet, nasıl ki zulüm ile aynı çatı altında anılmamakta ise, benzer şekilde merhametli bir bireyin bencil olabilmesi de düşünülemez. Schopenhauer’ün vurguladığı gibi, bencil birey öncelikle kendi rahatını ve refahını arzular; merhametli birey ise ötekinin huzur ve refah içinde yaşamasını önemser. Z kuşağı bağlamında düşünüldüğünde ve bu kuşağın bencil ve zevk-odaklı bir kuşak olduğu dikkate alındığında aslında bu kuşağın eğitilmesi gereken başat konular arasında empati, merhamet ve diğerkâmlık olduğu akla gelmektedir.

Özgür ve bağımsız olmaya düşkünlükleriyle bilinen Z kuşağının çoğu zaman çaba harcamayı ve özveriyle hareket etmeyi pek sevmediği belirtilir. Yine bu kuşağın çok az emekle çok başarılı olmak, çok para kazanmak, popüler/ünlü olmak gibi hedefler koyduğu söylenir. Üstelik bu kuşağın birlikte çalışabilme ve ekip halinde hareket edebilme noktasında da isteksiz ve yetersiz olduğu ifade edilir. Kısacası, Dr. Twenge tarafından Ben Nesli (Generation Me) olarak adlandırılan kuşağa ait birçok özellik, Z kuşağının profilini çizmek için yeter ve artar bile.

Buraya kadar verilenlerden hareketle Z kuşağının merhamet değerini kazanabilmesi için bazı önerilerden bahsedilebilir. Merhamet, aile içinde ve okul kültürü bağlamında geliştirilebilir bir değerdir. Bu nedenle Z kuşağının merhamet duygusunu benimseyebilmesi için öncelikle bu kuşağın yaşadığı aile, okul ve yakın çevredeki bireylerin onlara karşı daha duyarlı, hoşgörülü ve anlayışlı olmaları gerekir. Ayrıca bu kuşak, yetişkinlerle zıtlaşma ve tartışmaya girmeye eğilimli olabilmektedir. Böyle bir durumda, yetişkinlerin daha sabırlı olmaları ve Z kuşağının hatalarına karşı tolerans göstermeleri gerektiği söylenebilir. Z kuşağı, anlaşılmayı bekleyen bir kuşaktır. Bu nedenle bu kuşakla geçinebilmek için onları idare edebilmenin yolları bulunmalıdır. Bu kuşakla iletişim kurmanın yolu daha sakin olmak, daha az konuşmak ve daha çok dinlemekten geçer.

Z kuşağının insanlara, hayvanlara ve doğaya karşı duyarlı olabilmesi için eğitim kurumları önemli bir rol üstlenebilir. Bu yüzden okullarda eğitimciler merhametli olmayı modelleyerek yeni kuşağa örnek olabilir. Bunun yanı sıra merhamete dayalı eğitim programları hazırlanabilir. Ayrıca yaşlı bakım evleri, çocuk yuvaları, hastaneler veya hayvan barınakları ziyaret edilebilir. Sosyal yardım kuruluşlarının önemi ve gerekliliği konusu paylaşılabilir ve bu amaçla kurulan vakıflardan bahsedilebilir.

Merhametin geliştirilmesinde kültür ve din faktörleri etkili olabilmektedir. Bu manada Z kuşağının değer, erdem ve kutsallık gibi kavramlarla karşılaşabilecekleri ortamlar oluşturulmalıdır. Gerek devletin resmi kurumlarında gerekse sosyal hayatın diğer alanlarında olsun, merhametin yüce bir değer olduğu, merhamet aracılığıyla adaletin geliştirilebileceği ve merhamet sayesinde iyiliğin yayılabileceği vurgulanmalıdır. Bunun yanında merhametli davranışlar gösteren bireyler ödüllendirilmelidir. Başkalarına yardım eden ve destek olan bireylere teşvik edici söylemlerde bulunulmalıdır. Tarihten merhamet hikâyeleri sunulmalı, merhametli şahsiyetlerden bahsedilmeli ve dini inancın merhametli olmaya verdiği önem vurgulanmalıdır.

 Haz ve hızın içinde zaman geçiren Z kuşağı çok çabuk şekilde sıkılabilmekte ve sonuç odaklı düşünebilmektedir. Bu nedenle bu kuşak, merhamete dair herhangi bir eylemde bulunduğunda mutlaka karşılık bekleyebilmektedir; ancak yeterli karşılığı elde edemeyince merhamet yorgunluğu yaşayabilmektedir. Bu durumun bir adım ötesi ise merhamet korkusu olarak geçmektedir. Bu nedenle Z kuşağı açısından, merhametli eylemlerin karşılığının merhamet gösterilen kişiden/kişilerden beklenmesi yerine merhametli olmanın kendisinin kutsallığı üzerinde durulmalıdır ve yeri geldiğinde merhametin bedelinin inancın gereği olarak Allah’tan beklenmesi gerektiği anlatılabilmelidir. Örneğin; bir yetime veya mülteciye merhamet etmenin karşılığı belki de hiçbir şekilde dünya hayatında alınmayacaktır, fakat ahirette Yaratan tarafından ödüllendirileceğinin muhakkak olduğu belirtilmelidir.

Sonuç olarak, Z kuşağı bağlamında merhametle ilgili burada vurgulanan mevzunun hakikatte tüm kuşaklar için geçerli olduğu söylenebilir. Teknolojinin içinde doğmaları ve yaşamın her yönünden teknolojik araçlarla muhatap olmaları hasebiyle Z kuşağının önceki kuşaklardan belirgin bazı farklılıkları olsa da bu kuşağın da merhametli olmayı başarması gerektiği vurgulanabilir. Çünkü zaman ve zemin fark etmeksizin merhametli olmak, günümüz insanının gereksinim duyduğu en temel vasıflardan biridir. Gezegendeki tüm gelişmeler dikkate alınarak ve uzay çağı, dijital dünya veya teknoloji asrı gibi terimlerden öteye geçilerek merhamet, empati, adalet, güven, sadakat, paylaşma ve benzeri niteliklerin dünya döndüğü müddetçe insanlık için gerekli olan erdemler olduğu hatırlatılabilir.