• DOLAR 9.262
  • EURO 10.792
  • ALTIN 526.391
  • ...

Yeni eğitim öğretim yılı tüm çocuklarımıza ve öğretmenlerimize hayırlı olsun. Bu salgın süreciyle, çocuklarımızın büyük mağduriyetler yaşadıkları, öğretim süreçlerinin ciddi anlamda aksadığı bir gerçektir. Bunun telafisinin süreç içerisinde imkan dahilinde olabileceğini söylemek mümkündür. Ancak eğitim sürecinin 'yabancı kodlarla' bilinçli bir şekilde erozyona tabi tutulduğu mevcut eğitim sistemiyle, kendi kültür ve değerlerine düşman bir neslin ısrarla yetiştirildiğini görmek telafisi mümkün olmayan acı bir gerçektir.

Peki, bu yabancı kodlar nereden geliyor? Avrupalı olma serüvenimizin başladığı günden beri eğitim sisteminin kodları, bilinçli ve kasıtlı bir şekilde dini ve manevi değerlerden arındırılarak oluşturulmaya çalışılmıştır. Tahribat süreci öyle kasıtlı ve düşmanca sürdürülmüş ki, bu eğitim sisteminin yerli ve milli denilebilecek tek bir tarafı kalmamıştır. Aksine Müslüman bir topluma 'dinsizliği' aşılama sistemi haline getirilmiştir.

Anayasasında laiklik kavramı olan dünyada üç ülke vardır. Bunlar Fransa, İrlanda ve Türkiye'dir. Fransa'nın yüzyıldır, dünyaya ve Türkiye'ye yönelik düşmanlığı, Kurtuluş Savaşındaki işgalleri, barbarca katliamları ve insanlık dışı uygulamaları herkesçe bilinmektedir. Düşmanımız olan ve her zeminde bunu dile getirmekten çekinmeyen Fransa'nın 'kültürel kodlarının' dayanağı olan laiklik anlayışının ülkemiz anayasasında yer alması ve özellikle 'dinsiz bir eğitim sisteminin' asli kodu haline getirilmesinin acı gerçeğini Müslüman halk olarak görmemiz gerekmektedir.

Türkiye'de laikliği, İslam'ı toplumun hayatından tamamen çıkarma savaşına dönüştüren laikçiler, İslami ve manevi bütün değerleri milletin hayatından birer birer çıkarma operasyonunu halen sürdürmektedirler. Bu operasyonu, en acımasız bir şekilde eğitim sisteminin dinsizleştirilmesi/İslamsızlaştırılması şeklinde gerçekleştirdiler. Maalesef bu proje hala çok etkili bir şekilde sürdürülmektedir.

İşte bu ucube laikçilik anlayışı, eğitim müfredatımızın ana esası haline getirilmiş, hazırlanan ders kitapları ve içerikleri tamamen İslam'dan arındırılmış ve seküler 'bir dogma' ile milli ve manevi değerlerimize ters bir sistemi jakoben/dayatmacı bir zorbalıkla körpe dimağları, kültürel işgale maruz bırakmaya devam etmektedir. Bu ithal, tamamen yabancı hatta milli ve manevi değerlerimize düşman kodlarla; yeni neslimiz, memleketimizin değerlerine, inanç ve kültürüne yabancı ve çoğu zaman milli ve manevi değerlere savaş açmış 'bir tür' haline gelmektedir.

'Körle yatan şaşı kalkar' misali, Fransa'yı ve onun jakoben laikçilik anlayışını rehber edinen bir düzen, hele eğitim sistemini onların istek ve arzularına göre tanzim etmek zorunda kalan bir ülke iflah olabilir mi?  Yeni neslini, düşman değerlerine hayran, kendi değer yargılarına düşman şeklinde yetiştirmek gibi bir gafleti hala ısrarla sürdürmek nasıl izah edilebilir? Kendi milli ve manevi değerleriyle yetiştirilmeyen bir nesil, ülkesinin geleceğini, onurunu, bekasını ve adil bir yönetimi nasıl gerçekleştirebilir?

Eğitim sistemimiz, ucube laikçilik tasallutundan ve İslamsızlaştırma hezeyanından derhal kurtarılmalıdır. Milli ve manevi değerlerimizin esas alındığı, bir eğitim sistemi yeniden inşa edilmelidir. Bu değerler ile yeni neslimizi inşa etmeli, ülkemizin ve milletimizin onurlu geleceğini teminat altına almalı ve var olma mücadelemizi kendi değer yargılarımızla sürdürmeliyiz.

Aksi takdirde başkasının değerleriyle yetişen nesiller, başkalarının emir ve direktiflerine mahkûm yaşamaya devam edeceklerdir.