• DOLAR 8.254
  • EURO 9.701
  • ALTIN 505.21
  • ...

Batı küfür dünyası büyük bir bunalım içerisindedir. Ahlaki hiçbir değeri kalmadığı gibi insani bütün değerlerini de tüketmiştir. Bu yüzden kendi kutsallarına inanıp değer vermedikleri gibi Müslümanların da kutsallarına hiçbir değer vermiyorlar. İnsanlık olarak iflas ettikleri için diğer insanların sahip oldukları dini değerlerine saldırırken aslında ne kadar alçaldıklarını dahi anlamaktan aciz hale gelmişlerdir.

Batı da 'kirli bir el' sistematik bir şekilde kitabımız Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimize yönelik hakaret 'operasyonlarını' devreye koyuyor. Bu alçakça saldırı operasyonların, bilinçli ve düzenli bir şekilde masa başlarında senaryosu hazırlanıyor ve bazı rezil tetikçiler eliyle saldırıya dönüştürülüyor. Bütün bunların 'Batılı Küfür Aklının' bir projesi olduğunu asla unutmamamız gerekiyor.

Son olarak İsveç'te bir yaratığın Kur'an'a yönelik saldırısı bizleri sarsarken, İslam'a ve kutsallarına saldırmaktan başka sermayesi olmayan alçak şeytani (Charlie Hebdo) dergi, ikinci adımı atarak daha büyük bir saldırı operasyonu başlattı. Bunun üzerinden geliştirilecek provokasyonlarla operasyonun boyutunu daha da büyütmek hedefindedirler. Bütün bu alçaklıklarını yaparken de 'ifade özgürlüğü' şarlatanlığıyla, şeytanı bile hayrette bırakacak şekilde zillet çukuruna gömülüyorlar.

Avrupa'da, özellikle Fransa'da Semitizm ve Yahudiliği eleştirmek kanunen suç iken, 1,5 milyarlık İslam aleminin kutsallarına hakaret etmek fikir özgürlüğü öyle mi? 'Yahudiler soykırıma uğramadı' diye bir beyanat verin, bakın nasıl bir ceza ile karşılaşıyorsunuz. İslam'a yönelik her türlü hakaret serbesttir ve fikir özgürlüğü safsatasıyla yutturuyorlar. Ve hakaret operasyonları başlayınca da bütün küfür dünyası elbirliği ile bundan büyük bir dayanışma zeminini devşiriyorlar.

İslam'a düşmanlık, batı küfür dünyasının birlik ve beraberliğini sağlama noktasında ortak bir fikir birliği oluşturmaktadır. Bu fikir birliği oryantalist bakış açısının pişirildiği 'Batılı Küfür Aklının' ana gündem maddesi olarak her zaman yer almaktadır. İslam'a nasıl, nereden ve hangi araçlarla saldırılacağı, Şark Enstitülerinde hazırlanan verilerden yola çıkılarak yapılmaktadır. Çöküşe geçmiş batının, en kestirme yoldan çöküşünü yavaşlatma hamleleri olarak, bu alçakça eylemlerle karşımıza çıkmaktadırlar.

Bir saldırı ayağını da içimizden devşirdikleri yerli taşeronları eliyle sürdürmektedirler. İçimizdeki bu beyinsizlerin bu alçakça saldırının kurşun askeri olmaları, ihanetin ötesinde açıkça bir düşmanlıktır. Bu toplumun içinden çıkmış bazı yaratıkların, kutsallarımıza dil uzatacak kadar alçalması ancak düşmanlıkla ifade edilebilir. Ve bu aleni düşmanlığın cezasız kalması ise, sistemin batı küfür dünyasıyla bugüne kadar oluşturduğu 'bağımlılığının' acı bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.

İslam dünyasının/ülkelerinin temsilcilerinin/yöneticilerinin bu alçak saldırı karşında, acziyet içerisindeki suskunlukları içimizdeki taşeronları cesaretlendirdiği gibi batı küfür dünyasını daha bir saldırgan hale getirmekte, geri adım atmak bir yana yapılan saldırı ve hakaretleri daha da artırmaktadır. Suskunluğumuz ve dağılmışlığımız karşısında, onların takındığı saldırgan ve provokatif tutum; birlikteliklerini artırmakta, bir sonraki saldırı için adeta zemin oluşturmaktadır.

Suskunluğumuz devam etmemeli, devam edemez. Çünkü iman ettiğimiz kitaba ve peygambere hakaret, susmamızı haram kılmıştır. Bu konu imani bir meseledir, geçiştirmeye ve ihmal etmeye gelmez.

Ey Muhammed b. Mesleme! Kaab b. Eşrefler ne kadar da çoğalmış!