• DOLAR 5,8080
  • EURO 6,6160
  • ALTIN 264,638
  • ...

Ramazan Orucunu tutmamız, açlık ve susuzlukla nefis terbiyesine girmemiz bile dünyadaki açlıktan ölen mazlumların seslerini duymamıza kâfi gelmedi. Çocukların açlıktan öldüğü, bulaşıcı hastalıklar ve ilaçsızlıktan insani krizlerin yaşandığı Yemen, hala Müslümanların dikkatini çekmedi.

ABD/Suudi öncülüğündeki koalisyon güçleri her gün Yemen'i bombalamaktadırlar. Uygulanan ambargo ve sistematik hale getirilen iç savaş şartlarında, gıda ve ilaç sıkıntısından dolayı çocuklar ölmektedir. Hastane yetersizliğinden ve ilaç yokluğundan dolayı salgın hastalıklar ülkenin her tarafını sarmış durumda... Yeterli ve temiz su bulmak ise imkânsız hale gelmiş.

Yemen'de insanların açlıktan ağaç yapraklarını ve otları yemek zorunda kaldığı bu yüzyılda; müslüman ülkelerde milyonlarca insanın, aşırı kilo sorunundan dolayı diyetisyenlere gidip zayıflama programlarına katılması ise büyük bir ibret tablosu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Aşırı beslenme ve israf, bazı müslümanların orucu ne kadar yaşadıklarının imtihanı iken; Yemen, Arakan ve daha birçok mazlum coğrafyadaki insanların açlıktan ölmesi ise batıyı dolayısıyla emperyalizmi kıble edinenlerin, vahşi ve insanlık dışı yüzlerini karşımıza çıkarmaktadır. Bugün Yemen, İnsanlığın ve özellikle müslümanların sınıfta kaldığı bir acı tablo olarak karşımıza çıkmaktadır.

Suudi eliyle Yemen'i açlık ve iç savaşa mahkûm edenler, Suudi'ye her gün yeni silahlar aldırarak, müslümanlara karşı bir frankeyştana dönüştürdüler/dönüştürmeye devam ediyorlar. Neredeyse bütün Avrupa ülkeleri, Suudi'ye silah satma yarışına girişmiş durumdadırlar. Almanya, Fransa, İngiltere başta olmak üzere silah üretimi yapan her Avrupa ülkesi bu zalim yönetime silah satışı gerçekleştirmektedir.

Hele ABD'nin silah satışının tamamı neredeyse Suudi'ye olmaktadır. Taşeronlaştırılmış bir yönetim haline getirilen kukla Suudi rejimi, İslam ümmeti içerisinde ihanetin sembolü haline getirilmiş/gelmiş durumdadır. İslam dünyası içerisinde 'Yezit' rolünü tam olarak yerine getirme zilleti, bugün Suudi rejiminin boynuna 'lanetli bir tasma' şeklinde takılmış durumdadır.

Peki, Suudi rejimi aldığı bu silahlarla ne yapmaktadır/yapacaktır. Bugüne kadar müslümanlara karşı kullanmaktan başka bir irade ortaya koyamayan bu hain anlayış; bundan sonra da İslam beldelerine karşı kullanmaktan başka bir irade de görmeyeceğiz. Ümmet içerisinde, ABD'nin kâhyası haline getirilen Suudi, bundan sonraki işgal ve yıkım operasyonlarında yine 'koçbaşı' olarak kullanılmaya devam edilecektir.

ABD'nin Basra Körfezinde ısıtmaya çalıştığı ihanet ve saldırı planlarının bir sonraki uygulayıcısı yine Suudi rejimi olacaktır. Yemen'de ihanetini ispatlayan bu kukla rejimini yeni görevler(!?) beklemektedir. Bu görev, parçalanmış ümmeti parça parça yok etmektir. Birliği yok edilmiş ve parçalanmış bir ümmete lakayt kalanların, parça parça yok edilmekte olan İslam beldelerine karşı seslerini çıkarmayacaklarını bilmemiz gerekir.

Sadece kahredici bir sessizlik içerisinde 'yutulma' sırasının kendilerine gelmesini bekliyorlar.

Kenan ÇAPLIK