• DOLAR 16.885
  • EURO 17.833
  • ALTIN 992.103
  • ...

Muhalefet partilerinin erken seçim talebi artık pek duyulmuyor.

Mevcut ekonomik ortamda hükümetin seçimi göze alamayacağı gerçeğini sanırım artık onlar da kabul etti.

Normal şartlarda muhalefetin yapması gereken şey, enflasyondan, durdurulamayan fiyatlardan gündemler oluşturmak, bu konuya yoğunlaşmak ve “ekonominin kötü yönetildiği” tezi üzerinden sesini yükseltmekti; ama tam olarak öyle olmuyor.

Mevcut siyasi sistemden dolayı bir “Cumhurbaşkanı adayı” belirlemeniz ve belirlediğiniz adayın da halkın karşısına çıkıp sıkıntıları nasıl aşacağına dair yol haritaları sunması gerekir.

Hükümetin adayının Erdoğan olduğunu herkes biliyor; ama muhalefet bu konuda bir karara varmış değil. 

Adaylık için ismi geçenleri tek tek inceleyelim.

Ekrem İmamoğlu..

İsmi ilk zikredilenlerin başında geliyor İmamoğlu.

Bu biraz da şu anki cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı geçmişinin bulunmasıyla alakalı sanırım. Genel kanaat “İstanbul’u yöneten Türkiye’yi de yönetir” şeklinde…

İmamoğlu’nun “dış misyonlarda” ve uluslararası platformlarda bir popülaritesinin olduğu malum. O kadar ki, İstanbul’un kara teslim olup nefes alamayacak hale geldiği günlerde bile küresel dizaynın önde gelen ülkelerinden birinin büyükelçisi ile yemekte buluştu. Yani dostlarına karşı “sadık” bir profil çiziyor.

Laik ve Kemalist tarafları var İmamoğlu’nun. Ama Eyyüp Sultan’da bir “Yasin okuyarak” da İstanbul’da mukim sarıklı cübbeli Karadenizlilerin oylarını alabiliyor.

En ilginç olan ise hem Demirtaş’ın hem de Akşener’in ondan umutlu olması…

Hatta Akşener onu bir Fatih Sultan Mehmet’e benzetti, bir yüzünde “Rabbi yesir” okunduğunu iddia etti.

Mansur Yavaş..

En son Ümit Özdağ tarafından dile getirildiğinde bazıları yadırgadı; ama aslında ismi sürekli adaylar arasında geçiyor.

“Mansur Yavaş aday olsun” görüşü ileri sürüldüğünde genellikle “Ben işimle uğraşıyorum” karşılığını veriyor; ama devamında aday olmayı düşünmediğini, böyle bir istek ve niyetinin olmadığını söylemiyor.

Mansur Yavaş isminin MHP kökeninden dolayı CHP içerisinde fazla karşılığı yok; ama MHP ve AK Parti’den oy alma ihtimali var. İsmi Ekrem İmamoğlu gibi sürekli tatillerle anılmadığı için ortada yaptığı bir şey de olmamasına rağmen “iyi yönetiyor” imajı hakim.

İmamoğlu’nun ismini açıkça dile getiren Akşener ve çevresine göre Mansur Yavaş’ın adaylığından söz edilmesi bile provokasyon… 

Nitekim Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Cumhurbaşkanlığı adaylığı için Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş'ı teklif edeceklerini açıkladığında en sert tepki İYİ Partiden geldi. İzmir Milletvekili Aytun Çıray, katıldığı televizyon programında bu isimlerin ortaya atılmasının arkasında Başkan Erdoğan'ın olduğunu iddia etti.

Kemal Kılıçdaroğlu..

Çevresi temkinli dursa da CHP genel başkanı aday olmayı düşünüyor.

Arada bir “ittifak ne karar verirse” şeklindeki açıklamalardan “İttifak kabul ederse aday olurum” noktasına geldi Kılıçdaroğlu.

Hatta son zamanlarda kurumlara yaptığı baskınların, külhanbeyi diliyle savurduğu tehditlerin, hakaretleri karşılığında tazminat cezalarına muhatap olduğunda “Beni para ile korkutacaklarını sanıyorlar” türü hava atmaların sebebi adaylık hazırlığı gibi görünüyor.

Kendisi halen açıkça dile getirmiyorsa da partideki kendisine yakın isimlere arada bir “adayımız Kılıçdaroğlu” sözünü söyletiyor.

Bir açıdan da haklı CHP genel başkanı.

20 yıldır CHP içerisinde milletvekili, grup başkan vekili ve nihayet 2010’dan beri “Genel Başkan” olarak bulunuyor ve sürekli muhalefette…

Belediye başkan adaylığı dahil girdiği tüm seçimleri kaybetmiş.

Şimdi ittifak olarak “Parlamenter sisteme dönüş” kararı vermişler ve ortaklarından Meral Akşener, “Ben başbakan olacağım” diyerek o kapıyı kendisine kapatmıştır.

Tek seçenek “Cumhurbaşkanlığı adaylığıdır” Kılıçdaroğlu için.

Haşim Kılıç..

Son zamanlarında Erdoğan ile ters düştüğü bilinen bir şeydi, o yüzden de muhalefet sıralarında ismi zikredildi. Ama sol çevrelerin içinde bir ukde oluşturan “Ekmeleddin vakası”ndan sonra Haşim Kılıç gibi muhafazakar olarak bilinen isimlerin ön plana çıkması biraz zor görünüyor.

Nitekim “Yuvarlak masa”nın ortaklarından biri olan DP’li Gülten Uysal çok sert bir mesajla bu gibi isimlere nasıl baktığını ifade etti:

“Türk milletinin cumhurbaşkanı adayı ile ilgili beklentisinin üç ölçüsü var:

1-20 yıllık AKP döneminde sorumluluğa ortak olmamış olmak.

2-Seçilebilirlik

3-Seçim sonrası 20 yılda AKP tarafından devr-i sabık muamelesine maruz kalan TC. Devleti’ni kurucu bir ruhla yeniden tesis etme yetisi!”

Sanırım bu açıklamanın içine Abdullah Gül de girdiği için onunla ilgili bir başlık açmayı gereksiz görüyoruz.

Gelelim isimler ve handikaplara…

Ekrem İmamoğlu, görece çok fazla destekçisi var gibi görünse de önünde iki büyük engel var.

Birincisi CHP içerisinde İmamoğlu’na karşı ciddi bir blok oluşmuş durumda. CHP yöneticileri, “psikolojik bariyeri” kazanamama halinde belediye başkanlığının da gideceği konusu üzerinden izah etmeye çalışsalar da İmamoğlu’nun yeterince CHP aidiyetine sahip olmadığını, öyle bir göreve gelmesi durumunda pek bir kazanımlarının olmayacağını düşünüyorlar.

İkincisi ise İBB başkanı olarak görev yaptığı süreç içerisinde adı sürekli tatillerle, israfla, belediyeyi borca batırmakla, anıldığı için İmamoğlu’nun çok yıprandığı konusu… Sel baskınında tatilde, kar esaretinde balıkçıda, belediyenin çözüm bekleyen dünya kadar işi varken Avrupalarda gezen birinin yönetiminde ülkenin ne hale geleceğini vatandaş görüyor ve ortada iki aday kaldığında İmamoğlu’nun pek şansı olmaz.

Mansur Yavaş, “işini yapıyor görüntüsü” verse de vizyon sahibi biri görüntüsü vermiyor. Hem CHP hem de HDP içerisinde Mansur Yavaş ismine sıcak bakmayacak çok kişi var. Melih Gökçek’in neredeyse yeniden inşa ettiği Ankara’da şehri bile doğru dürüst idare edemeyen birinin ülke yönetiminde söyleyecek fazla bir sözü de olmaz sanırım.

Kılıçdaroğlu, ortaklarının tümüne “mavi boncuk” dağıtarak oluşturduğu ittifak içerisinde makul bir aday gibi görünebilir; ama onun handikapı daha büyük. Sevilay Yılman’ın Kılıçdaroğlu’nun adaylığı gündeme geldiği ilk günlerde ima ettiği gibi Türkiye jeopolitiği halen “Bir Alevi cumhurbaşkanını” kaldırabilecek durumda değil.

Şimdi sanırım muhalefetin neden adayı açıklayamadığı konusunda bazı soruları cevaplamışızdır.

Hükümet enflasyon ve zamlardan dolayı gergin ve “köprüler yaptık, otomobil imal ettik, uydu gönderiyoruz” söyleminin karın doyurmadığını, toplumda tepkiyle karşılandığını görmeye başladı; ama yine de ekonomiyi iyi yönetemiyor.

Muhalefet ise aday belirme sürecinin ciddi kırılma ve tepkilere neden olacağını görüyor ve hükümetten daha gergin bir görüntü veriyor.

Yani…

Yani daha Erdoğan’ın rakibi belli değil.