• DOLAR 9.615
  • EURO 11.238
  • ALTIN 554.27
  • ...

İmamoğlu, Yavaş, Kılıçdaroğlu, Gül, Babacan ismi ara ara telaffuz edildi.

Cumhurbaşkanlığı seçimi adaylığı için şimdi de kulislerde Mehmet Şimşek ismi konuşulmaya başlandı.

Özellikle bu isim CHP çevrelerinde dile getiriliyor.

Aslında konu daha çok Erdoğan’a yakın gazeteciler tarafından “ifşaat” şeklinde anlatılıyor; ama CHP kanadından güçlü bir yalanlama da gelmiyor.

Hem iyi bir ekonomist olması hem de Kürt olması onu Kılıçdaroğlu ve yakın çevresine göre “iyi bir aday” yapıyormuş.

Tabii eski bir AK Partili olmasına parti içindeki solcu ve Kemalistlerin, Kürt olmasına ise Akşener ve partisinin nasıl yaklaşacağı konusu ciddi bir problem olarak duruyor.

Biliyorsunuz bazı solcular halen “Ekmeleddin faciası” etrafında öfke ve pişmanlık yazıları yazıyorlar.

Sıkıntı büyük!

Yani Atatürk’ün kurduğu parti, kendi dinamikleri içerisinde yetişmiş, kendi literatürüne hakim “iyi bir aday” bulamıyor mu?

Mehmet Şimşek’in hem İngiltere hem de Amerika’daki finans çevreleriyle iyi ilişkilere sahip olması aday gösterilmesi için yeterli olabilir mi?

Tabii bir de şöyle bir sorun var ki, bazılarının öfke katsayılarını hoplatabilecek cinsten…

Mehmet Şimşek aynı zamanda bir İmam Hatiplidir.

YANMAZ VİLLA

Antalya'nın Manavgat ilçesinde 28 Temmuz günü başlayan ve 10 gün sonra 220 saatte kontrol altına alınabilen Türkiye'nin en büyük yangın felaketinde, 60 bin hektar ormanlık alan zarar gördü.

Manavgat’ta orman yanmış, köyler yanmış, bahçeler yanmış; ama bir villa ve çevresi nedense yanmamıştı.

Manavgat 'taki kışlık villasını dozerlerle koruma altına aldığı iddiaları ortaya çıkan CHP'li Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen'in bu hareketi, bölgedeki halk tarafından video kaydına alınıp tepki çekmişti.

Belediye başkanı, görüntülere rağmen haberleri yalanladı; ama villasının nasıl “yanmaz” özelliği kazandığını izah edemedi.

Eğer belediye araçları ile villasını koruma altına almamışsa neden etrafı tümüyle yandı da villası yanmadı?

Belediye araçlarını değil de iddia ettiği gibi kendi araçlarını kullanmışsa Manavgat’ın belediye başkanlığından istifa edip kendi villasının belediye başkanlığını yapmayı düşünüyor mu?

Cevap yoksa bize o çokça alay ettikleri “yanmaz kefen” gibi “yanmaz villa” inşa etmenin yolunu mu buldular?

DARBE TEHLİKESİ

Medyada Fatih Altaylı diye biri var ki, biz cevap vermekten bıktık; ama kendileri saçmalamaktan bıkmadılar.

Her konunun uzmanı gibi konuşan; ama kısa sürede bir şey bilmediği ortaya çıkan bu 28 Şubat döneminin “ihbarcı gazetecisi” şimdi de Afganistan ve Afgan göçmenler meselesinde kalem oynatmış. Tabii ustalık burada ya, nasıl olmuşsa konuyu FETÖ’ye ve darbeye getirmiş.

Bakın neler demiş:

“AK Parti, FETÖ konusunda başta ben olmak üzere, pek çok kişi tarafından yıllarca uyarıldı. Ben The Cemaat konusunda Ak parti öncesi başlayan ve Ak Parti döneminde de süren uyarılarım sonucunda “Din düşmanı” olarak tanımlandım, sürekli hedef oldum. The Cemaat ile ilgili uyarıları dinlemeyen Ak Parti ise sonunda Cemaat ile olan ilişkisinden mağduriyet çıkardı ve darbe girişiminden bu yana Cemaat’ı CIA ile ilişkili olmakla, Türkiye’de ABD adına iş kotarmakla, Dünya’da Türk okulları adı altında CIA faaliyeti yürütmekle suçluyor. Muhtemelen de haklıdır.”

Bakmayın “FETÖ konusunda uyardım” dediğine. Arşivlere baktığınızda hiç de öyle bir şey yapmadığını, aksine “yargı darbesine” yönelik alınan tedbirler için “adaletin devreden çıkarıldığına” dair söylemlerde bulunduğunu görürsünüz. “Din düşmanlığı” suçlamasının ise dini değerlere ve dindarlara yaptığı hakaret ve aşağılamalardan dolayı olduğunu biliyor; ama bilmezden geliyor.

FETÖ-CIA ilişkisi olduğunu “ihtimal dahilinde” kabul ediyor görünüyor; ama yine de bir pay bırakmayı ihmal etmiyor Altaylı. Ama aşağıda söylediklerinin anlaşılır bir tarafı yok!

“Fakat aynı AK Parti iktidarı bu kez de Afganistan’dan gelen yüzbinlerce “Erkek savaşçıya” kucak açıyor. Bunlar Afganistan’da yıllarca ABD’ye ve CIA’ye çalışmış Afganlar. Zaten bu yüzden Taliban’dan kaçtıkları söyleniyor.”

Kim kucak açmış? Buna dair bir tek emare var mı? Irkçılığa karşı çıkmayı Afganlara kucak açmak olarak izah etme hinliği öyle değil mi? Hele de ABD Dışişlerinin açıklamasına Türkiye’den sert bir tepki verilmişken Altaylı, neye dayanarak “kucak açma” ifadesini kullanıyor?

“İyi de, ABD’nin maşası olmakla suçladıkları FETÖ’den muzdarip olduğunu iddia eden ve bunların darbe ve iç savaş girişiminden mağduriyet çıkaran iktidar partisi nasıl oluyor da ABD’nin ve CIA’nın yetiştirdiği bu Afganlı gençleri Türkiye’ye böyle fütursuzca sokuyor. Var mı bunun bir mantığı, bir izahı.”

Gerçekten de var mı bunun bir izahı? FETÖ-CIA bağlantısından yola çıkarak Afganlıların Türkiye’de darbe yapabileceğini iddia etmenin akılla, izanla, siyasetle, gazetecilikle bir alakası yok. Aslında Altaylı Türkiye’deki darbelerin ve darbe teşebbüslerinin tümünün içinde askerin olduğunu biliyor; ama Afganlılar üzerinden bu konuyu da örtbas etmeye çalışıyor.