• DOLAR 8.405
  • EURO 10.181
  • ALTIN 507.39
  • ...
SON DAKİKA

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 18 günlük eğitim için Enver Aysever'e günlük 13 bin 250 liradan toplam 238 bin 500 lira kazandırmış.

Aslında İzmir Belediyesine çok da kızmamak lazım.

Türkiye’de iktidarlar da muhalefetler de yıllardır “sen yeterince yedin şimdi sıra bende” havasında ve kimse de bunu garipsemiyor.

Yani muhalefet haklı olarak hükümeti “yandaşlarını semirtiyor” diye suçluyor; ama kendileri bırakın merkezi hükümet olmayı, daha belediyelerde bile eleştirdikleri fiilleri, hakkını vererek ifa ediyorlar.

Yani İzmir belediyesi “mevcut siyasi anlayışa göre” yanlış bir şey yapmıyor. Neticede eline imkan geçmiş ve “yandaşlarını semirtme” amaçlı kültürel organizasyonlar gerçekleştiriyor.

Belki eleştirilecek olan temsil ettiği ideolojisi ile Enver Aysever ismidir.

Şunu ortaya koyalım önce; Aysever sıkı bir Marksisttir.

Sıkı, yani şimdilerde sık sık görülen nevzuhur “Liberal solcu”lardan değil!

Daha Mustafa Suphi ve Sabahattin Ali’nin öldürülmesi, Sertel’lerin başına gelenler, Nazım Hikmet’in zindanlarda geçen yılları konusunda Kemalistlerle bir uzlaşıya varılmamışsa da Aysever’de de biraz Kemalistlik de var; ama artık onu hoş görürsünüz.

Yani adam açık açık “Ben Marksistim” diyebiliyor.

Eşitlik, özgürlük, proletarya kelimelerinin çokça kullanıldığı bir fikriyat ya…

Aysever, bir Marksist olarak bir günde sadece konuşarak asgari ücretli birinin üç aylık maaşından fazla para almayı nasıl tanımlıyor, merak ediyorum.

Yapısalcılıktan mı gidersiniz, Derrida’nın peşine takılıp “yapısöküm”den mi bakarsınız, Althusser mi takılırsınız, diyalektikten bir çözüm mü bulursunuz, ben bilmem. Benim istediğim mevcut devasa “kazanç çelişkisinin” bilimsel sosyalizm açısından basit ve anlaşılır bir açıklaması…

Çok şey mi istiyorum?

  RAHATSIZ DEĞİLMİŞ

Kılıçdaroğlu, “Andımızın hangi cümlesinden rahatsızsınız?” diye sormuş Erdoğan’a.

Sorudan anlaşıldığı kadarıyla kendisi rahatsız değilmiş.

Cumhurbaşkanı ne der bilemem; ama ben kendi adıma cevap verebilirim.

“Hangi cümlesinden” değil Dersimli Bay Kılıçdaroğlu, tümünden ve hatta ilk kelimesinden rahatsızım.

Daha ilk kelimesinde benden kendimi inkar etmemi isteyen, bana yalan söyleten bir metin ne kadar insani, ne kadar ahlaki olabilir?

Siz “Ben Horasan Türkmeni’yim” diyerek işin içinden çıkabileceğinizi düşünüyorsunuz; ama mesele “Türk olunca” bitmiyor ki…

Türk de olsan, Kürt de olsan, Arap da olsan, Alman da olsan, tektipleştirici ve dayatmacı faşizme karşı çıkman gerekiyor.

İnsanlık bunu gerektirir.

Şimdi kalkıp “Türk, etnik bir tanımlama değildir” argümanına sarılma, çünkü komik oluyor.

Sen buna inanabilirsin; ama inandıklarını “dayatma” hakkına sahip değilsin.

BURAYA GELMEYİN

ABD Başkanı Biden, Meksika sınırındaki artan kaçak göçmen sayısına ilişkin, “Göçmenlere açık bir mesaj verebilirim: Buraya gelmeyin. Şehrinizi veya toplumunuzu terk etmeyin.” ifadelerini kullanmış.

Topraklarına el koydunuz, yetmedi.

Yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürdünüz, yetmedi.

Kirli savaşlarınızda malzeme olarak kullandınız, yetmedi.

Uyuşturucu üretimine yönlendirdiniz ve bunun üzerinden kirli istihbarat eylemleri için “kirli para” merkezine dönüştürdünüz, yetmedi.

Beyin transferiyle kaliteli elemanlarını alıyorsunuz, kaçak gelenler için bir gözünüzü yumup onları kayıt dışı köle gibi çalıştırıyorsunuz, kızlarını fuhuş metaı olarak görüyorsunuz.

Şimdi de çıkıp utanmadan “şehrinizi, toplumunuzu terk etmeyin” diyorsunuz.

Siz ne kadar yüzsüz, ne kadar rezil insanlarsınız böyle!

ÖZTRAK’IN VERGİLERİ

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Dünya üzerinde her 3 Suriyeliden birine, bizim ülkemizin vergi mükellefleri bakıyor” demiş.

Devamında “Ne kadar insani bir tavır içindeyiz, görüyor musunuz? “demiyor tabii.

Aklınca Erdoğan’ı eleştirip “neden mültecilere yardım ediyorsunuz?” diye hesap soruyor.

Tabii bir de halka “Bakın hükümet size vereceğine Suriyelilere veriyor” mesajı vermek istiyor.

Modern zamanların iğrenç siyasi mantığında popülizme oynayıp algıları yönetme diye bir olay var; ama Öztrak’ın yaptığı o kategoriye bile giremeyecek kadar ruhsuz ve açıkça gerçekleri çarpıtma özelliği taşıyor.

Şu anda mülteci durumundaki Suriyelilerin bir kısmı ciddi sıkıntılar çekiyor ve devletin verdiği “devede kulak” mesabesinde bile değil. Öztrak’ın vergileriyle alakası olmayan “Yardım Kuruluşları” devletten daha fazla yardım ulaştırma gayretindedir. Yardım kuruluşlarının bağışçıları da faaliyetleri bilerek bağış yapıyorlar.

Bunun yanı sıra Suriyeli “kayıt dışı” çalışan mazlumlar meselesi var.

Yıllardır tekstilde ve küçük sanayi atölyelerinde çalıştırılan ve bir kısmı insan muamelesi görmeyen garibanlar var ve bunlar büyük sıkıntılara göğüs gererek “Öztrak’ın vergilerinden” bir şey almamak için çabalıyorlar.

Aslında Öztrak da bunu biliyor; ama bilmezden geliyor.