• DOLAR 8.092
  • EURO 9.575
  • ALTIN 496.449
  • ...

Kemal Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanlığı seçimi için arada bir ismi telaffuz edilen eski cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ilgili konuşmuş. Kılıçdaroğlu, hayretini dile getirmiş ve “Abdullah Gül’den neden bu kadar korkuyorlar?” demiş.

Bu arada yanlış anlaşılmasın, Kemal Bey bu lafı CHP’ye yakın çevreler için kullanmış.

“İçeride” ne görmüş de böyle söylemiş bilemiyoruz tabii; ama sanki son 15 seneye bakıp değerlendirmesini ona göre yapmalı.

Biraz geriye gidelim ve yardımcı olmaya çalışalım.

2007’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AK Partinin adayı Abdullah Gül idi.

Asker ve yargı bürokrasisi hemen “laiklik ve Atatürk” diyerek konumunu belirledi; CHP de onların yanında yer aldı.

Bu kesimlerden Abdullah Gül ismine tepki vardı. Nasıl olurdu da “Atatürk’ün koltuğuna eşi örtülü biri” oturabilirdi?

Nitekim gece yarısı dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt tarafından bir e-Muhtıra yayınlandı.

Bol bol laiklik ve Atatürk vurgusu yapılan bildiride “Kutlu Doğum” programlarına tepki gösterilmekte, devletin başının “Cumhuriyet değerlerine sözde değil özde bağlı” biri olması gerektiği vurgulanmaktaydı.

Şu ifadeler askerin tutumunu ortaya koyuyordu:

“Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur.”

Şimdi Kılıçdaroğlu’na bazı hatırlatmalarda bulunalım da belki korkunun nedenini anlar.

Evet, bu muhtıraya o zaman CHP nasıl bir tepki verdi?

Bakalım…

CHP Parti Sözcüsü Mustafa Özyürek: “Tabii bu bir muhtıradır. Hükûmetin bunun gereğini yerine getirmesi gerekir.”

CHP Genel başkan Yardımcısı Onur Öymen: “Genelkurmay'ın tespitleri bizim tespitlerimizden farklı değildir. Altına imzamızı atarız. ‘Ne mutlu 'Türk'üm' diyene!’ sözünü kimse küçümseyemez ve bunu küçümseyenleri devletin düşmanı sayarız. Türkiye'yi Atatürk düşmanlarına teslim etmeyeceğiz.”

- CHP Genel Başkanı Deniz Baykal: “Bu tablonun değişeceğini meydanlar gösterdi. Müdahaleye uğrayan yönetimlere halk sahip çıkmadı. Halkımız devlet organlarıyla çatışanlara sahip çıkmaz. Bu ortamda mağduriyet yok dayatma var.”

Nur Serter: “Genelkurmay Başkanı’na “memur” diyen bir zihniyete karşı Türk Silahlı Kuvvetlerinin önünde, şanlı ordumuzun önünde saygıyla eğiliyoruz. Türk ordusu çok yaşa. Türk ordusu, 27 Nisan’da bizim sesimizi duymuş, bizim sesimize sahip çıkmış, demokrasiye sahip çıkmıştır.”

Birkaç gazeteciye de bakalım neler demişler:

Tufan Türenç (Hürriyet): “Tabii ki bu bir muhtıradır. Bu muhtıranın özü AKP’nin çıkardığı cumhurbaşkanı adayına Türk Silahlı Kuvvetlerin karşı olduğunu açıklıyor.”

- Ertuğrul Özkök (Hürriyet): “Demokrasi kaygısıyla sadece askeri eleştirmek, ne adil ne yararlı ne de sonuç verici bir girişim olacaktır. Çünkü o bildiride savunulan görüşler, toplumun önemli bir bölümü tarafından paylaşılmaktadır.”

- Yılmaz Özdil (Sabah): “Hâlâ deniyor ki bundan sonraki adım ne olur? Bundan sonraki adım, tank olur. Gücüm var diye dayatırsan, gücü olan sana dayatır.”

Şimdi 12 yıl içindeki bu devasa değişime bakılıp korkulmaz mı?

Tamam, Abdullah Gül, küresel sistemle uyumlu politikaları savunuyor, faiz cephesiyle arası iyi, İhvan’ı değil de Sisi’yi, küresel güçlerin adamı Hafter’i destekleyebilir; ama neticede AK Parti’nin ilk on yıllık politikalarında ciddi etkisi vardı ve bu Kemalistlerin hoşuna gitmiyor.

Şu anda aynı cephede görünseler de liberaller ile Kemalistlerin arası iyi değil.

Abdullah Gül için “Kraliçenin adamı” diyenler de var, AB ile “derin” bağlara sahip olduğunu söyleyenler de. Ama neticede her iki durumda da ulusalcılarla aynı istikamete bakmıyor.

Hatta küresel sistemin isteği doğrultusunda tekrar FETÖ ile kurulması muhtemel irtibat bazılarının ödünü koparıyor.

Ve Kılıçdaroğlu bunu anlamazlıktan geliyor.