• DOLAR 5.89
  • EURO 6.495
  • ALTIN 280.23
  • ...

Sürekli Filistinlilere yönelik katliam ve vahşetlerle haber konusu olan Siyonist işgal çetesi bugünlerde başka bir konuda gündem oldu.

İşgal edilmiş toprakların kuzeyindeki Kiryat Haim kentinde pazar günü görevli olmayan bir polisin açtığı ateş sonucu Etiyopya asıllı 19 yaşındaki israil vatandaşı Solomon Tekah öldü.

Bu olay ülke genelinde protestolara neden oldu. 

Gösterilerde olaylar çıktı, arabalar yakıldı, yollar kapatıldı.

Protestolar nedeniyle Tel Aviv'deki trafik kilitlenirken, kilometrelerce araç kuyruğu oluştu. Siyonist çetenin polisinden yapılan yazılı açıklamaya göre, gösterilerde en az 47 polis yaralandı, 60 gösterici gözaltına alındı.

Kiryat Haim, “Falaşalar” diye tabir edilen Etiyopya kökenli Yahudilerden biri. İsrail’de 140 bin kadar Falaşa Yahudi’sinin yaşadığı tahmin ediliyor.

1984’ten sonra işgal edilmiş topraklara taşınan Falaşalar, her ne kadar Yahudi olsalar da, ya renklerinden dolayı ya da “israiloğullarının temel dallarından” kabul edilmedikleri için sürekli olarak ayırımcılığa maruz kalmaktan şikayet ediyorlar.

1997’den şimdiye kadar 11 Falaşa’nın öldürüldüğü söyleniyor.

Filistinlilere ve işsrailli Araplara karşı her türlü insanlık dışı uygulamaya imza atan Siyonist çetenin Falaşa’lara karşı bu tutumu garip karşılanmamalı.

Bunlarınki “Kademeli faşizm” ideolojisidir.

Ortada “ayırımcılığa karşı” kanunlar var gibi görünüyor; ama uygulamada çok farklı bir hukuk işliyor.

İsrail vatandaşı bir akademisyen ve aktivist olan Israel Shahak’ın “Yahudi Tarihi Yahudi Dini” isimli eserinden alıntılar yapacağım.

Shahak, kitapta israil ordusu merkez komutanlığı tarafından basılan bir kitapçıkta komutanlık baş vaizinin şunları yazdığını aktarıyor:

“Askeri birliklerimiz, bir savaş, sıcak takip ya da baskın sırasında sivillere rastladığında, eğer bu sivillerin bizim birliklere zarar verir vermeyeceği konusunda netlik yoksa Halacha’ya göre (Klasik dönem Yahudi şeriatı) onlar öldürülebilir, hatta öldürülmelidir… Hangi koşul altında olursa olsun bir Arap’a güvenilmemeli, velev ki, o kişi sivilleştiği izlenimi vermiş olsa dahi… Bir savaş sırasında birliklerimize Halacha tarafından kendi halindeki sivilleri dahi öldürme izni ve hatta emri verilmiştir.” (Sayfa,138)

Yahudi olmayanlara karşı böyle insanlık dışı bir dünya görüşüne sahip olanların işgal edilmiş topraklarda silahsız sivilleri katletmeleri ve neredeyse hiç ceza almamaları da garip karşılanmamalı.

Shahak, Yahudi kaynaklarından yola çıkarak bir Yahudi doktorun para karşılığı bile olsa bir “gentile”yi (Yahudi olmayan kişi) tedavi etmesinin yasak olduğunu söylüyor. Yahudi doktor ancak ortaya çıkması durumunda itibarını kaybetmesi ve hayatının tehlikeye girmesi ihtimalinde bir “gentile”yi tedavi edebilir. (Sayfa, 143)

Sadece dini konularda değil neredeyse her meselede keskin bir şekilde “Yahudiler ve diğerleri” ayırımına gidenlerin “Yahudiler içerisinde saf olanlar ve olmayanlar” ayırımına gitmeleri eşyanın tabiatına son derece uygundur.

Sadece 2018 yılında 295 Filistinli sivil Siyonist çete tarafından vahşice katledilmiştir ve bunlardan bir kısmı 9-12 yaş arası çocuklardan oluşmaktadır.

Falaşalar elbette Filistinliler gibi değil; ama bir “light faşizm” ile karşı karşıya oldukları söylenebilir. Eğitim, sağlık ve istihdam alanlarında “Beyaz Yahudiler” gibi imkanlara sahip değillerdir. Hatta bir ara toplu bağış kapsamında verdikleri kanın kullanılmadığı ve çöpe atıldığı ortaya çıkmış, tepkiler karşısında Sağlık Bakanlığı yetkilileri “hastalıklı olma ihtimali”nden söz etmişlerdi.

Şimdilerde hemen her Falaşa bir ayırımcılığa uğradığını düşünmektedir.

Umarım bu “kademeli faşizmin” ıslahının mümkün olmadığının farkına erkenden varırlar da onurlu bir yaşam için seslerini biraz daha yükseltirler.