• DOLAR 5.568
  • EURO 6.181
  • ALTIN 269.878
  • ...

SİYASET GEMİSİ

SİYASİ GELENEĞİMİZ

31 Mart yerel seçimlerinde özellikle İstanbul’da “şaibe” olduğuna dair güçlü bir kanaat vardı. Özellikle ilçelerde AK Parti’nin aldığı oylar ile İl arasında çok büyük bir farkın bulunuyor olması dikkatlerden kaçmadı.

Yapılan itirazlar sonucunda da YSK, büyükşehir seçimini iptal etti.

Süreç bu kadar kısa değildi tabii.

Tutanaklar üzerinden inceleme yapıldı, geçersiz oylar sayıldı ve iki ilçenin tüm sayımı yapıldı. Bunların sonucunda CHP adayının oylarında 14 binlik bir düşüş yaşandı.

Yani CHP’nin 27 bin olarak açıklanan oy farkı, 13 bin küsüre düştü.

Sandık kurulları ile ilgili bilgi ve belgeler de ortaya çıkınca hukuki zemin oluştu ve seçim iptal edildi.

CHP ve ona taraftar olan çevrelerde son derece şeffaf yürüyen süreç için “hukukun dışına çıkıldı” yorumları yapıldı ve mağduriyet dili kullanılmaya başlandı.

Bunlar anlaşılır şeyler elbette.

Ama anlaşılamayan şey bir dönem AK Parti genel başkanlığı da yapan kişilerin garip ifadeleri…

Mesela Ahmet Davutoğlu şöyle bir mesaj paylaştı:

“Siyasî geleneğimizin en temel değeri de son sözün sandıkta tecelli eden millet iradesine ait olmasıdır. Mazereti ve gerekçesi ne olursa olsun 31 Mart seçimleri sonrasında yaşananlar ve YSK’nın iptal kararı bu temel değerlerimizin zedelenmesine yol açmıştır.”

Tabii birçok kişi haklı olarak bu mesajda özellikle şuraya takıldı: “Mazereti ve gerekçesi ne olursa olsun…”

Yani Davutoğlu burada ortada bir oy hırsızlığı da olsa, bir usulsüzlük de olsa, hileyle bir seçim kazanılmış da olsa sandık sonuçlarına “saygı gösterilmesini” istiyor. Böyle olmayınca da “Temel değerlerimiz zedelenmiş” diyor.

Darbe anayasalarının da sandıktan çıkan sonuçlardan sonra kabul edildiğini göz önünde bulundurursak aslında “itiraz etmememiz gerekirdi” sonucu çıkıyor.

Baskılar, tehditler, açık oy gizli tasnifler mi dediniz, geçin efendim bunları. “Mazeret ve gerekçesi ne olursa olsun sonuca saydı” demiş ya eski başvekil.

Neyse asıl meseleye gelelim.

Benim takıldığım konu mesajın başında geçen “siyasi geleneğimiz” ifadesiydi.

Davutoğlu “siyasi geleneğimiz” diyerek cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan hukuk dışılıklara bir tür kutsiyet atfetmiş oluyor.

“Siyasi geleneğimiz” dendiğinde benim aklıma muhalif Ali Şükrü gibileri linç etmek geliyor.

Ya da ilk kurulan partilerin bir yıl bile kalmadan kapatılması,

Sandığa yansımış halkın iradesi sonucunda seçilmiş başbakan ve bakanların askeri darbe ile devrilmesi ve idam edilmeleri,

Vekil transferleri, Güneş Motel vakaları,

90 yıllık Cumhuriyet tarihine darbeler, muhtıralar, siyasi suikastlar, derin devletler sığdırılması…

“Siyasi geleneğimiz” dendiğinde ben bunları hatırlıyorum da eski başvekil neleri kastediyor bilemiyorum.

Aslında aklıma şu da gelmiyor değil.

Yaklaşık seksen yıl boyunca “siyasi geleneğimizde” seçimlerde kim kazanırsa kazansın “iktidar gücü” her zaman Kemalizm’in ve de dolaylı olarak CHP’nin elinde oluyordu.

Bir süredir CHP “muhalefet” durumundaydı ve sanırım bu durumun devam etmesi bazılarını rahatsız ediyordu.

Bu arada İslamcı olarak bilinmesine rağmen 28 Şubat döneminde “Karargah”a brifing vermeye giden kimi akademisyenlerin kimliği de açığa çıksaydı günümüzdeki konumlanmalar daha iyi anlaşılabilirdi.