• DOLAR 7.84
  • EURO 9.301
  • ALTIN 484.801
  • ...

 

''Bana dua edin ki size icabet edeyim" diyen El-Ganiyy'in kelâmıyla,

Tarihten bu yana insan denen varlık fıtrata teslim olma hasebiyle bir yaratıcıya elzem duymuştur. Bu sığınak kimi zaman bir taş kimi zaman bir ağaç kimi zaman bir güneş gibi sayılabilecek canlı/cansız varlıklar olup bir ibadet olan duâ ihtiyacını giderme telaşı içine düşmüştür Ademoğlu. Bu da insanın hâl/kâl diliyle acizliğinin dışa vuruşunun resmiyetidir aslında...Bu yüzden kendinden daha güçlü, iradeli bir yaratıcıya el açarak ona dilekçelerini arz etmeye çalışmıştır doğru veya yanlış...

İnsan için fıtri olan bu ibadet ise tek başına açığa çıkıp tam anlamıyla başarıya ulaşması kendiliğinden zor olduğu gibi eğitimcilerin desteğine de muhtaç konumdadır. Bu bağlamda da eğitimcilere büyük görev düşmektedir; duanın kime, nasıl yapılacağı konusunda...

En güzel model olan Peygamber(s.a.v)in hayatına dönüp bakıldığında Peygamberimizin(s.a.v) çocuklara küçüklüğünden itibaren namaz kılma, Kuran okuma, oruç tutma gibi güzel hasletleri kazandırması veya nasihat etmesi eğitimin küçük yaşlardan itibaren verilmesi gerektiğini bizlere asırlar öncesinde bildirmiştir. Kendisine getirilen çocuklara da Peygamberimizin(s.a.v) ilk olarak dua ettiğine ve dua öğrettigine birçok hadis de şahitlik etmektedir. Bu haseble çocuklara dua eğitiminin verilmesi de bu güzel hasletlerden biridir.

Aşağıda bir annenin ağzından aktarılan bu hadise ise küçük yaşlarda verilen eğitimin ne denli önemli olduğunu destekler niteliktedir.

Bir anneden;

17 Ağustos 1999 depreminde daha dört yaşındaydı oğlum. Büyük depremi ve artçı sarsıntıları hep birlikte yaşadık. Deprem olurken hemen bir kenara çekilip dua etmeye başladı. Biz evi boşaltırken, evden uzaklaşırken o hep dua ediyordu...

Öyle dehşetli, korku uyandırabilecek bir anda bir çocuk nasıl oluyor da hemen yanıbaşında bulunan anne/babasına sığınma yerine Rabbine büyük bir teslimiyet göstererek O' ndan yardım talebinde bulunabiliyor?

Bu anne, her gün yatmadan önce çocuğuna bir peygamber kıssası anlatıp ardından beraberce dua edip çocuğunu öyle yatırırmış. Çocuğun, yanıbaşında bulunan anne/babasından umudu kesip kendini yüce yaratana karşı teslim edişi ise kendisine kazandırılan bu duâ gücünden kaynaklıdır...

 

Şayet sizde böyle yüzü göğe çevrili, ağzı dualı çocuklar inşa etmeyi ve "Duanız olmazsa Rabb size ne diye kıymet versin" [Furkan/77] ayeti ışığında çocuğunuzun Rabb katında değerli olmasını irade ediyorsanız dua öğretme sanatını çok iyi bir şekilde icra etmeniz gerekmektedir...

Duâ eğitimine Yüce Allah’ın (cc) çocuklara tanıtılması ve sevdirilmesi ile başlanmalıdır. Çünkü kişi önce el açacağı kapıyı hakkıyla tanımalıdır. Bir çocuk, yöneldiği kapının yüce, kendinin de oldukça zayıf olduğunun farkında olursa, duânın mahiyetini daha iyi idrak edip zihnine nakşeder. Bütün isteyişlerin, bekleyişlerin Rabbine olduğunu, Onun izni olmadan kimseden yardım gelemeyeceğini, yine Onun izni olmadan başımıza da bir kötülüğün gelemeyeceğini, bütün mahlukatın Onun yönetimine tabi tutulduğunu, asıl güç ve kuvvet sahibinin O olduğunu; yalnız ve yalnız Onun için yüzün göğe, ellerin Ona çevrilmesi gerektiğini çocuğun zihin kabına yerleştirmeyi ustaca başarabilirsek şayet işte o zaman çocuğunuz gerek uhrevî gerek dünyevî hayata Rıza-i ilahi endeksli bir mânâ yükleyecektir...

Kimden, nasıl birinden istekte bulunacağını öğrendikten sonra Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret ve gafillerden olma. [Araf /205] ayetiyle beraber eller semaya kaldırılıp Allah'a hamd, Peygambere(s.a.v) salat edildikten sonra içlerinde olan her ne var ise onu çekinmeden, içtenlikle, kabul olacağına inanarak arş-ı alaya sunsunlar. Ardından tekrar Allah'a hamd edip Peygambere (s.a.v) salat getirdikten sonra duâ etme adabını noktalamaları gerektiğini onlara kazandıralım...Bilinen duâ kalıpları ile onları dua etmeye zorlayıp onları yaratıcılarından kopararak dua ile aralarına duvar örmeyelim! Ki biz yetişkinler bile içten gelen doğaçlama duâlarla Rahmanla daha samimi ilişkiler kurmayı, içimizi dökmeyi tercih ederiz, hazır duâ kalıplarından kendimizi sıyırarak. Bırakın istedikleri gibi onlar da Rahman'a el açarak dileklerini arş-ı alaya ulaştırsınlar...Buna ek olarak duânın her zaman, her yerde yapılabileciğini, sadece belli bir zaman dilimine ait olmadığını, her zaman Rahman'ın onlarla beraber olduğunu; her zaman onların gözü, kulağı olduğu bilincini onlara idrak ettirelim ki duâ ibadetini her dem hayatlarına enjekte edebilsinler.

...

Yazının diğer yarısıyla tekrar bir araya gelme duâsıyla...Ve'sselâm...

Hatice YILDIZ