• DOLAR 6.818
  • EURO 7.44
  • ALTIN 379.662
  • ...

Günah bataklığı içinde kıvranan insanoğlundan rahmetini esirgemeyen Allah' ın adıyla...

Malumunuz, Ramazan' ın son demlerini yaşıyoruz. Bire yüz belki de bire bin veren bu rahmet ayından bir yandan kopuş yaşarken diğer taraftan da başka bir sevinci yaşıyor ümmet, o da bayram sevincini...

 "Meryem oğlu İsa şöyle dedi: Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki, bizim için, geçmiş ve geleceklerimiz için bayram ve senden bir âyet (mucize) olsun. Bizi rızıklandır; zaten sen, rızık verenlerin en hayırlısısın." (Maide/114) ayeti kerimesinden de anlaşılacağı üzere bayramlar bizden öncekilere ve gelecek olanlara miras olarak Rahman tarafından ümmete bir aylık nefsi terbiye ardından bir hediyedir aslında...Dünyanın konumundan dolayı her ne kadar ayrı saatlerde iftar ve sahur vakitlerini yaşasak da bayramlarda aynı tarihte, aynı günde, aynı saatte tüm ümmet yek vücut olarak bayram havasını tenefüs ediyor...

Hepimiz yaşadığımız için biliriz ki bayramların farklı bir atmosferi havası olur, diğer rutin günlerden...Müslümanlar arasında sıcak sıcak kucaklaşmalar, buram buram mutluluk kokan sokaklar, caddeler, yepyeni elbiselerle cıvıl cıvıl, şen şakrak olan çocuklar, yardımlaşmalar, ikramlar, ziyaretler...Hasılı, ortam tam bir sevinç çığlığı haline bürünür.

Çarşıya, sokağa çıkma yasağı, cami yasağı, tatil yasağı... derken şimdi de seksenbir ilde yüzümüze tokat gibi çarpan bir bayram yasağı, bir bayram burukluğu haberini aldık...

Böyle sevinç çığlığı içinde olan ortamdan ümmet, malum hastalıktan dolayı mahrum edilmek zorunda kalındı. Nesillerdir devam ede gelen bu bayramlar ne oldu da şimdi ümmetin elinden alınıyor, bu hediyeden mahrum kalıyor? Bunlar es geçilecek meseleler degil gerçekten. İnsanın başını iki kolu arasına sıkıştırıp düşünmeye sevk eden mühim meseleler...Aslında oturup biraz kafa yormayı becerebilirsek şu ayet beynimizin tüm hücrelerine işleyecek ve bizi düşünmeye sevk edecek. Ve işte beyinlere şimşek gibi çakan o ayet, "Başınıza isabet eden herhangi bir musibet ellerinizin yaptığı yüzündendir, Allah çoğunu da affeder" (Şura/30)

Ezan vasıtasıyla beş vakit namaza çağrılmamıza rağmen hiç oralı olmayıp dizilerimizi, filmlerimizi izlemeye devam ettik. Davete icabet etmemek için türlü türlü bahaneler bulduk. Twitt atmaktan, facebookta, watsapta yazı yazmaktan vakit bulamıyorduk namaz adına...

Dışarıda gezip tozmaktan evimize girip aileyle meşgul olmayı unuttuk. Telefonu elimize alıp odalara, dört duvar arasına hapsettik kendimizi. Cografyanın dört bir yanındaki mazlumlarımızın iniltilerini ve ayrıca İslami çalışmalarından dolayı zindanlara atılan insanların ahlarını, onlara yapılan adaletsizlikleri, haksızlıkları unuttuk, görmezden geldik...Dünyadan, ailemizden bihaber olduk...Ne onları bilmek istedik ne görmek istedik ne de duymak, yani kısacası üç maymun oyununu seçip bunu kusursuzca oynamayı becerebildik.

Müslüman olarak açığı, kapalısı moda cazibesinden kendimizi alamayıp tesettür ayetlerini elimizin tersiyle ittik. Ne helali ayırt edebildik ne de haramı. Nefse hangisi hoş geliyorsa onu uyguladık. Anne, babaya itaat etmez olduk...Ne mazlumun hakkını gözetir olduk ne de fakiri, miskini doyurur olduk. Faiz, kumar, içkiyle ilgili ne kadar âyet varsa es geçip nefsin arzularına boyun eğdik. Günah bataklıklarına, nefsin isteklerine o kadar kul-köle olduk ki dünyanın fani olduğunu unuttuk...

Şunu samimi söylemek gerekirse biz bu bayram buruķluğunu çoktan hak ettik."De ki: Allah şöyle buyuruyor: “Ey nefislerine uyup da sınırlarımı aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin, Allah bütün günahlarınızı bağışlar, şüphe yok ki O, çok bağışlayan ve çok acıyandır.”(Zümer/53) ayeti gereği Rabbim, affetme eylemini kulları arasında kabul görsün...

Ve tüm bu burukluğa rağmen dünyanın dört bir tarafında olan ümmetin, zindandaki Yusufilerin bayramlarını kutlar ve bu bayramın ümmet adına bir rahmet bayramı olmasını temenni ederim...Vesselâm...