Kendini bilmek

Bizleri ilgilendiren bazı hususlar Varlık felsefesinde( ontoloji) tartışılmıştır. Nedir tartışılan? Varlığın ilk maddesi (arkhe) nedir? Varlığın ne olduğu problemi ve benzeri yaklaşımlar. Bu bağlamda kimi düşünür kendi dünyasından hareketle varlığın ana maddesini farklı yorumlamış, kimi daha da ileri giderek insanın atasını farklı varlıklarla izah etmeye çalışmıştır.

Birçok konuda meraklı olan insan, bu konuda daha çok mitolojik izahları dikkate alarak benim duyduklarım bu yönde diyerek işin içinden çıkmaya çalışmıştır. Oysa daha önemsiz olan, Fransa'nın alt liginde hangi futbolcu var, bu hafta kırmızı kart görüp oyundan çıkan futbolcu kim, hangi futbolcu kaçıncı dakikada oyundan çıkmış, gibi konuları bilir.

Kendi varlığımız noktasında ise ‘'Bizleri leylekler dünyaya getirdi.‘' diyerek işin içinde çıktığımızı düşünerek ayıbımızı katmerleştiririz. Klasik sözlerdeki yaklaşımın arka planını incelediğimizde meselenin ne kadar önem arz ettiğini görürüz. Bu meselenin kenara atılacak bir mesele olamayacağını, bu konunun kutsal kitabımızda yaratıcı tarafından gündeme almasını düşünerek tefekkürlerimizi ziyadeleştirmeliyiz.

Canab-ı Allah, Hz. Âdemin yaratılışını zikrederken varlığın asıl gayesini de zikretmiştir. Hatırlatalım… Yaradan, Hz. Âdemin yaradılış hikâyesinde meleklere bazı isimlerin zikredilmesini istediğinde meleklerin zikredemeyişi, Hz. Âdemin zikretmesini istediğinde ise Hz. Âdem'in Canab-ı Allah'ın imkân verdiği çerçevede zikretmesi, düşünen ve akıl edenler için çok şey ifade etmekte.

Bizler, Hz Âdem'in yaradılış gerçeğini incelediğimizde bilgi sahibi olmanın ve bunu pratikleştirmenin ne kadar önemli olduğunu kavrayabiliriz. Bu pratiği dikkate almayan iblis ve bazı kavimler helak olmuşlardır. Bu hususu birey ve toplum olarak dikkate almak zorundayız. Bu durumun ne kadar önemli olduğunu Efendimiz (s.a.v) ‘'İlim Çin'de de olsa öğreniniz .''ya da  ‘'Ya ilmi öğreten ya öğrenen ya dinleyen ya seven olun beşincisi olmayın, helak olursunuz.'' demiştir.

Bu hadisten anlıyoruz ki eğitim noktasında her insanın yapabileceği bir davranış vardır. Bu ulvi görev dikkate alındığında, ilim için her şey yapılmalı gerekirse bir çocuk gibi peşinden koşabilmeliyiz. Çocuklaşmamız gerekiyorsa çocuklaşmalıyız; nasıl ki çocuklar çamurdan oyun oynamaktan zevk alıyorlarsa bizler de ilim peşinden koşmaktan, sayfaları çevirmekten, öğrendiğimizi pratikleştirmekten zevk almalıyız. Bu noktada bazı düşünürler, bütün ahlaksızlıkları bilgisizliğe bağlasalar da bizler İslam tarihinden aldığımız tecrübe ve deneyimle ahlaksızlığın sadece bilgisizliğe indirgenemeyeceğini, tutarsızlıktan kaynaklandığını söyleyebiliriz. Bunun en güzel örneğini bizlere örnek olan mümtaz şahsiyet Bilal-i Habeşi'nin örnek hayatında görebiliyoruz. Bilal-i Habeşi bütün cefalara karşın bildiği bir şey vardı: O da “ehed” yani Allah'ın her şeyi yarattığını, bir olduğunu bilip hayatında zikretmesiydi.

Bunu Ümmet boyutuyla düşündüğümüzde, ‘'Ümmet üç şeyle mutlu olur: adil yönetici, hayırsever âlim, ihlaslı amel eden kişi.'' Rabbim bizleri eğitime ilgili kılıp çok şey bilip yaşamamaktansa, Bilal-ı Habeşi gibi az bilip yaşayanlardan eylesin.

Selam ve dua ile...

 

Görüş ve Önerileriniz için...


Yorumlar Yükleniyor..