• DOLAR 16.885
  • EURO 17.833
  • ALTIN 992.103
  • ...

İnsanın yaşam felsefesiyle ilgili günümüze kadar çok şey konuşuldu yazıldı çizildi. Yaşam kavramı ilk bakışta dar bir kavram gibi görünse de muhtevası bakımından zengin ve geniş bir kavram olduğunu söyleyebiliriz. Ayda yaşam marsta yaşam…

Birde yaşam mücadelesi denilen bir kavram vardır. Bu konu üzerinde de çok şey tartışılmıştır. Öne çıkan araştırmacılardan biri Maslowdur. Maslow, yaşam felsefesini belirli bir disiplin belirli bir hiyerarşi şeklinde izah etmeye çalışmıştır. Yaptığı araştırmasında hayatta çeşitli ihtiyaçların olduğunu söylemiş, bu ihtiyaçların birinci basamağında da zaruri ihtiyaçları ön plana çıkarmıştır. Bunun diğer adına ekonomi de diyebiliriz. Çünkü yeme, içme barınma için ekonomi de şart.

Ekonomi konusunda da çok şey tartışılmıştır. Ekonomi “önemli mi değil mi?” diye

Kimi zaruri ihtiyaçların karşılanmasını yeterli bulurken kimi de daha fazla para daha fazla sermaye üzerinden izahlar yapmıştır. Zaruri ihtiyaçların yeterliliği bir kanaati bir şükrü ifade ederken daha fazla para daha fazla sermaye ise insanı, insanlar ı canavarlaştırmıştır. Hobbes’in söylemiyle insan insanın kurdu olmuştur. Oysaki kurtluk insana yakışmayan bir kavramdır. İnsan olan kurt olmamalı. İnsanın aklı varken güzel sıfatları varken paylaşabilirken neden insanlıktan çıksın?

Bu yaşam felsefesinden anlıyoruz ki insanın inancı, değerleri, kültürü coğrafyası kesinlikle çok önemli. Kimi kıt kaynaklarla şükür ederken kiminin ekranlarda tabak kırması, süt banyosu yapması bunun en güzel örneğidir. İnsanın sadece kendi yaşamından hareketle bir felsefe ortaya koyması sosyaliteye uymayan bir durumdur. İnsan sadece kendi psikolojisinden hareketle düşünmemeli, dış dünyaya gözlerini hatta bütün duyularını açmalı, evrenselliği yani insanı, insanlığı görebilmeli. Reel olan budur.

Dicle kıyısındaki kurdu da kuzuyu da düşündüğü gibi Manyas’taki kuşları da düşünebilmeli. İnsana düşünebilme yetisi verildiği için bunu çok iyi kullanmalı. Etik açıdan bakıldığında bir başka canlıyı da düşünebilmeli. Biz kendimizden başkasını düşündüğümüzde biz insanız yoksa canavardan başkası değiliz. İnsana yakışan paylaşımdır. Bunu da ancak eğitimle gerçekleştirebiliriz. Eğitim insanı bilinçlendirdiği gibi duygularını da harekete geçirebilir.

Bu konuda örnekler ziyadesiyle mevcut. Avusturya’da bir gurup çocuk alınır, çocuklar yan yana dizilir, kendilerine bir ağaç gösterilir. Kim o ağaca daha erken varırsa oradaki sepet kendisine ödül olarak verilecek, diye izahlar yapılır. Tabi ki ödül sepetin içindedir. Oradaki insanlar kimin daha hızlı koşup ağaca varmasını beklerken çocuklar hepsini şaşırtır. Bütün çocuklar el ele tutuşur ağaca varır sepeti alıp elmaları paylaşır.

İşte insan eğitimli, bilinçli, inançlı olursa kapitalizm insanı hızlı koşturamaz, canavarlaştıramaz. Gerçekten insan olmanın sıfatlarını taşımak istiyorsak her konuda böyle düşünmeliyiz. Bu çocukları olgunlaştıran büyüklerden daha ziyade iyi düşünmelerini sağlayan aldıkları eğitimleridir. Memolinin deyimiyle mesele ağaç değil daha anlayamadın mı kardeşim. Rabbim; bizlere birlik beraberlik versin. Maddi ve manevi konularda bilinç versin.

Selam ve dua ile…