• DOLAR 6.862
  • EURO 7.792
  • ALTIN 399.233
  • ...

Sosyal yaşam içinde insanlar bir şekilde mesajlaşarak davranış geliştirirler. Kimi, davranışlarının hesabını yaparken metodunu farklı kullanır. Bu metodu rıza-i ilahi üzerine kurar. Kimi de hiçbir şey düşünmez, kendi mantığından hareket eder. Hatta kendi mantığını üst mantık olarak görür, günah işler, o da yetmez işlemeye de sebebiyet verir.

Tarih boyunca bu davranış biçimi var olagelmiştir. Hal böyle olunca, günahlarda ısrar devam edince bir mesaj da farklı gelir. Nedir bu mesaj?  Peygamber aracılığıyla gelen ilahi bir mesajdır. Genelde mesajlar maddi içerik taşırken ilahi mesajlar maddi içerik taşımaz ve ücretsizdir. Bütün peygamberlerin mesajı bu yöndedir.

Bütün peygamberler mesajlarında insanları bir olan Allah’a davet eder ondan başkasına ibadet etmemelerini tavsiye eder. Mesajlar benzerlik taşırken mesajları ulaştıran Peygamberlerin davranışlarının da benzerlik gösterdiğini söyleyebiliriz. İlk Peygamberlerden Hz. Nuh’u(A.S.) ve Son Peygamber olan Hz. Muhammmed’in (s.a.v.) hayatını ele alalım.

Hz. Nuh(A.S.) kendi kavmine, “Putlara tapmayın, gelin bir olan Allah’a ibadet edin.” dediğinde kavmi kendisini yalanladı, kendisine hakaret etti, işkence etti ve kendisini taşladı. Gemiyi yaparken suyun olmamasına bakarak dalga geçildi oysa o dalgalar gün geldi kendilerinin sonu oldu. İmam Gazali’nin kitabında da böyle bir hikâyeye rastlamak mümkündür.

Hikâye şöyle: “Adamın biri süt satıcısıdır, satarken de suyu bol katar. Oğlu her ne kadar “Baba yapma!” dese de baba çocuğu dinlemez, suyu bol katar. Bir gün bir sel gelir ineği alır, götürür. Baba kara kara düşünürken çocuk, “Baba bak senin süte kattığın sular sel oldu, geldi ineğimizi götürdü.” der. Normalde düşünüldüğünde su bir hayat kaynağı iken bazı hikâyelerde çok korkunç bir hâl alabiliyor. Demek ki su da insanların niyetlerine göre şekillenebiliyor.

Kaynaklardan biri de taşlardır. Her iki Peygamber taşlanmıştır. Atılan taşlar her ne kadar olumsuz algılansa da bir yapının oluşturulması için taşlara ihtiyaç vardır.

Her iki Peygamberin yaşam sürelerinin biçimi de imtihanın benzerliğini ortadan kaldırmamıştır. Birinde insanlar çok uzun süre yaşarken diğerinde kısa süreli yaşamışlardır. Fakat yine inanan inanmış, inanmayan inanmamıştır. Demek ki insan inkâr ettikten sonra hangi dönemde yaşadığı çok önemli değildir.

Bugün de insanlar sayısız İlahi mesaj örneği gördü. Savaş gördü, deprem gördü, yangın gördü, sel gördü. Kimi bunlardan kendisine bir ders çıkarırken kimi de hiçbir ders çıkarmayıp günahlarında ısrar etmeye devam etti. Dün insanlar çölde yaşarken kendilerine, altından ırmaklar akan cennetlerin sözü verilmesine rağmen inanmadılar. Bugün de lüks evleri görüp köşkleri tasavvur edebilen bir toplum da aynı mantığı sürdürmektedir. Sonuç olarak şunu düşünmek gerekir bu kadar örnek ve mesajdan çıkaracağımız şey sadece rıza-ı ilahi olmalı. Bundan başka her şeyin boş ve anlamsız olduğunu söyleyebiliriz.

Selam ve dua ile…