• DOLAR 6.866
  • EURO 7.767
  • ALTIN 391.809
  • ...

İnsanoğlu yaşamın çeşitli evrelerinde farklı durumlardan etkilenir. Bazen hiç aklına gelmeyen şeyler başına gelir. Bu durumu çoğu zaman şöyle yorumlar: Bugün canım çok sıkkındı çok şükür geçti ya da geçen hafta çok sıkıntı yaşadım.

Yöremizde şu cümlelerle karşılaşmak mümkündür: “O ne felaketti!”
Bu durumdan ya da durumlardan anlıyoruz ki insan, psikolojik anlamda olumlu, olumsuz şeyleri çok kısa zamanda yaşayabilir. Hiç kimsenin garantisi olmadığı için gün içinde psikolojik anlamda farklı mevsimleri yaşadığı gibi gerçek anlamda da yaşayabilir.
Bazen haberlerde izliyoruz: Antalya’da bir taraf kışı yaşarken diğer taraf yazı yaşıyor. Bir tarafta kayak yapılırken diğer tarafta yüzen insanları görebiliyoruz. Demek ki yaratan dilerse gün içinde iki ayrı mevsimi yaşatabilir. Onun bir şeye ol demesi yeterlidir. Bu normal insanlar için basit bir söz gibi görünse de inananların yakinen inandığı; umut ve iman ayetidir.

Kışa, yaza, bahara bakarak “Aaa ne güzel bir tablo!” diyeceğimize bu tabloya bakarak yaratanı hatırlamak aslında bir sanattır. Onu görebilmek, görmek için çaba sarf etmek… O kadar güzellikler karşısında güzellikleri yaratanı düşünmemek bir basiretsizliktir. Güneşe, aya, yıldızlara, suya, toprağa, çiçeğe, böceğe bakarken hikmet nazarıyla bakmak lazım.
Hz. Yusuf’u hatırlayalım; kuyudan saraya götüren güç O’ndan başkası değildi. Karanlığı aydınlığa, aydınlığı karanlığa çeviren güç O’dur. Geceyi gündüze, gündüzü geceye dönüştüren O’ndan başkası değildir. Bu sonsuz güce inanmak “iman” etmek en kazançlı kazanım olacaktır. Düşünerek, anlayış göstererek, onaylayarak kazanç sağlamamızı sağlayan perspektif doğru bir perspektif olacaktır.

Onun çizdiğinin dışına çıkmak, farklı bir çizgide çalışmak kesinlikle zarardır. Yaratanın çizdiği çerçevenin ulvi bir çerçeve olduğunu unutmayalım. Bu yönde atılan her adımın bizim için birer artı olduğunu çok iyi bilmeliyiz. O’nun kelamını sürekli okuyarak, davranış geliştirerek bir yaşam tarzı ortaya koymak her inanç sahibinin ödevi olmalıdır.
Daha önce böyle bir yaşam tarzı geliştiren ve pratikleştiren peygamberler, sahabeler, evliyalar bizim için güzel örneklerdir. Tabi ki en güzel örnek Peygamber’dir. Belki sosyal hayatımızda birçok insan bizim için örnek olabilir fakat en değildir. Yaratanın dediği gibi, “Sizin için en güzel örnek Peygamber’dir.”

Birçok peygamber kendi dönemine hitap ederken Efendimiz’in davranışı evrensellik içerir. Mesela Hz. Yusuf kardeşlerinin kendisine yaptığı her türlü cefaya rağmen kardeşlerine zeytin dalı uzatmakla kalmayıp her türlü fedakârlığı yapmıştır. Fakat Hz. Peygamber (a.s.v) kendisine hakaret eden taşlayan bir kitleye anlayış gösterdiği gibi Mekke’nin fethinde kendisine her türlü hakareti yapanlara insanlık dersi vermiştir. Her türlü ezalarına karşın kendileri boyunlarını bükerken yere doğru bakmak zorunda kalırken Efendimiz(a.s.v) kendilerine karşı yapılan her türlü ezayı, cefayı unutup onların kafasını dik tutmuştur. Bu ne muazzam bir örneklik ne güzel bir anlayış!..
Bizler de yaşadıklarımızdan ders çıkarıp sabır göstermeliyiz. Millet her türlü sıkıntı karşısında sabır gösteremese de sabırları zorlansa da yine de sabırdan başka çare yoktur.
Selam ve dua ile…