• DOLAR 5.718
  • EURO 6.337
  • ALTIN 276.041
  • ...

Toplumdaki her birey mutlaka eğitimle ya da eğitim süreçleriyle karşılaşmıştır. Buna dini eğitim ya da fenni ilimler de diyebiliriz. Bu süreçlerle karşılaşan bireylerin kimi işini aşkla yaparken kimi ise başkasını razı etmek adına gayret sarf etmişlerdir. Toplumdaki bu iki sınıf üzerinde ciddi araştırma yaptığımızda işini aşkla yapanların; topluma, bireylere ciddi katsı sağladıklarını söylemek mümkün.

Kendisi olmayıp başkası olmaya çalışan, sürekli başkasını memnun etmeye çalışan insanların bütün işlerinde bir düzensizliğin, bir disiplinsizliğin, bir samimiyetsizliğin olduğunu hepimiz görüyoruz. Bu konuda ziyadesiyle örnekler mevcut. Gönülden yapılmayan evlilikler, gönülden yapılmayan eğitim, gönülden açılmayan iş yeri, gönülden yapılmayan siyaset ve beraberindeki gönülden verilmeyen oylar…

Bu bakış açısı ve davranış biçimi tarihsel süreç içinde her zaman bireyleri etkilediği gibi, toplumda kronik sorunlara neden olmuştur. Toplumsal faydayı düşünmeyip bir başkasını razı etme anlayışı ne kadar mantıklı? Aynı zamanda bir etik sorunu teşkil etmiyor mu? Bu konuda bizleri yoktan var eden Allah; kutsal kitabında insana takvadan başka hiçbir şeyin fayda vermeyeceğini izah eder.

 O zaman şunu diyebilir miyiz? Faydalı ve sonsuz bir yaşam biçimi ya da yaşam kalitesini artırmak gönülden ya da gönülden yapılacak davranış biçiminden geçer. Bu davranışın alt yapısını oluşturmak için de psikolojiyi iyi bilmek gerek. Nasıl mı?

Çocuklarımızın, bireylerimizin psikolojileri, yetenekleri, hobileri, fobileri önemli. İhtiyaçlar belirlenmeden bireylerden istenilen istikamette hedefe ulaşmalarını beklemek yöntemsel bir sorun olmaktan başka bir şey olmaz. Yani yanlış bir düğmenin iliklenmesi gibi.

İnancımız; bizlere bir şey yapılmadan düşünmemizi ister. Bizler ise sürekli tersini yapıp kara kara düşünürüz. Bu anlayışın şehirlerimize de yansıdığına şahit oluyoruz. Yarım yamalak yollar, sürekli alt yapı çalışmaları gibi…

Bu tür sıkıntıların çözümü için sosyoloji üzerinden değil de teoloji üzerinden gidilmesi gerek. Çünkü Değerler ve inançlar önemli. Her insanın bu konuda bilme gayreti olmalı, böyle bir mecburiyeti vardır. Bilmediğimiz ve düşünmediğimiz için başkalarını razı etmeye çalışıyoruz. Sonra da bu kadar dedikodu bu kadar gıybet…

Bu örneklerden yola çıkarak şu mesajı vermek isterim; başkanı razı etmeye çalışarak yola çıkılmaz, rıza-i İlahi gözetilmeli. Bütün değer sahipleri, örneklik teşkil edenler böyle yapmışlardır. Felsefe böyle olunca çıkacak sosyolojik sorunların bir önemi olmaz. Çıkacak sorunun bir değeri de olur. Yani sorun bile insana puan getirir.

Her türlü kazanımı düşünerek sitemlerimizi bir kenara bırakalım. Biz okumadık, okuyamadık demeyelim. Gelin gönülden okuyan bir nesil yetiştirelim. Çocuklarımızın daha rahat nefes almalarını sağlamak için Allah’ın sevgisini, Efendimizin sevgisini, Kur’an’ın sevgisini, ehlibeytin sevgisini kazandıralım. Lüks yerlerde tatil yaparak geçici nefesler aldırabiliriz. Fakat her türlü kazanımı düşünerek onların değerlerini ve inançlarını öğrenmelerini sağlamak daha sağlıklı olacaktır. Ebedi bir nefes için lütfen duyarlı olalım.

 

Selam ve dua ile…