• DOLAR 5,7810
  • EURO 6,5821
  • ALTIN 266,085
  • ...

Günümüzün en büyük problemlerinden biri unutmadır. Unutma, psikolojide ket vurma olarak da bilinir. Bazen geriye ket vurduğumuz gibi ileriye de ket vurabiliriz. Yani geçmişteki bir dostumuzu unuttuğumuz gibi ileri tarihli bir sözümüzü de unutabiliriz. Konuyu biraz daha açarsak ölümlü olduğumuzu unuttuğumuz gibi ahiretimizi de unutabiliriz.

Unuttuğumuz şeyler bilinçli unutma(bastırma) değilse sıkıntı yok. Fakat bilinçli bir unutma şekliyse bu yaklaşım tarzımız oldukça tehlikelidir. İnsan bilinçli olarak inancını, değerlerini, sıla-i rahmi, kardeşlik hukukunu unutuyorsa bir gün unuttukları kendisine mutlaka hatırlatılacaktır.

 Peki, insan niçin unutur?

1-Hatırlamak istemediği için

2-Programlı bir yaşam felsefesine sahip olmadığı için

Güncelleştirirsek; bugün ekonomideki gelişmeler bunun en güzel örneğidir. Ekonominin sağlam zemin üzerine kurulmaması, geçmişi hatırlatan çağrışımsal özellikleri unutarak hatırlamak istemeyişimiz, sorunun en temel kaynağıdır. Unutmayı zihinsel bir faaliyet olarak yorumlayabiliriz. Fakat uyutma öyle değildir. Uyutma, karşı tarafın farklı şekilde farklı enstrümanlarla zihnimizi zamansal olarak dondurmasıdır.

Bu yüzdendir ki yaradan; kendi kutsal kitabında bizleri uyanık olma noktasında uyarmaktadır. Bunun içindir ki her topluluğa farklı zamanlarda farklı uyarıcılar göndermiştir. (Kalk ve uyar) Bir kişi nasıl bu kadar insanı uyaracak diye düşünebiliriz. Bazı düşünürler bütün uyuyanlara bir uyaran yeterli diyerek konuyu gayet güzel özetlemişlerdir.

Uyutulmak hep kötü çağrışım mı yapar?

En fazla bilinen ve anlatılan hikâyede, Ashab-ı Kehf Efsus adlı Afşin şehrinde hayat sürmektedirler. Bunlar 7 gençtirler ve altısı sarayda hükümdara hizmet etmekle görevlidirler. Bu gençlerin 3 tanesi hükümdarın sağında diğer 3 tanesi de solunda durmaktadır. Sağındaki gençlerin isimleri; Mislina, Mekselina ve Yemliha, solundaki gençlerin isimleri de; Şazenuş, Debemuş ve Memuş`tur. Sağda duran gençlere Ashab-ı Yemin, soldakilere de Ashab-ı Yesar adı verilmektedir.

Bu gençlerin yanında durduğu hükümdarın ise Roma İmparatoru Dokyanus olduğu ve putperest bir inanca sahip olduğu belirtilir. Hükümdarın putperest inancı haricinde inanışa sahip olanları öldürttüğü ve baskıladığı anlatılır. Bu gençlerin de İslam inancına sahip oldukları, kendi inançlarını yaşayabilmek için de toplumdan uzak bir mağarada yaşamaya karar verdikleri söylenmektedir.

6 genç kendi toplumlarını terk edip yola koyulduklarında, karşılarına bir çoban ve köpeği çıkar. Sohbet ederler ve çoban da onlara katılmak ister. Böylece grup 7 kişi ve 1 köpek olmuştur. Çobanın köpeğinin adının Kıtmir olduğu söylenir. Grup dağa yaklaştıklarında çobanın daha evvelden bildiği ve güvenli gördüğü bir mağarada teker teker dua etmeye başlarlar.

Her biri Allah`tan merhamet isterler. Ashab-ı Kehf`in ettikleri dualar Kur`an`da Kehf suresinin 13. ayetinde belirtilmektedir. Bir inanışa göre ashab-ı kehf hep birlikte şöyle dua eder, “Allah`ım bize tek bir Allah`ın varlığına inanan bir yönetici ve toplum göster” ve o toplumda yaşayalım diye dua ederler.

Hükümdarın hizmetlisi olduklarından, bu gençlerin bulunması için harekete geçildiği ve saklandıkları mağaranın bulunduğu söylenir. Roma İmparatoru, onlara olan kızgınlığından dolayı içeriden çıkamamaları için mağaranın girişine taşlarla duvar ördürmüştür. İmparatorun bu düşüncesinin aksine gençler mağarada ölmemiş, onlarca yıl Allah`ın koruması altında en yaygın ifadeyle 300 yıl uyuyarak yaşamışlardır.

Ashab-ı Kehf`in (yedi uyurlar) uykularından uyandıktan sonra ne kadar zaman geçtiği hakkında en ufak bir fikirleri bulunmamaktaydı, onlar sadece 1 gece uyuduklarını düşünüyorlardı, dolayısıyla onlar açısından sıra dışı bir olay yaşanmamıştı, böylece ashab-ı kehf yiyecek bir şeyler alması için Yemliha`nın şehre giderek yiyecek bir şeyler alması ve geri dönmesini kararlaştırırlar.

Şehre inen Yemliha`nın şehri tanıyamadığı, bambaşka bir yer gibi olduğu hatta kıyafetlerinin garip gelmesi üzerinde dönemin insanları Yemliha`ya garip garip bakmışlardır, Yemliha`nın cebinde uyudukları döneme ait olan altın bir para bulunmaktaydı, bu para ile fırından ekmek almak ister, ancak para çok değerli ve çok eski olduğu için şüphe uyandırır, fırıncının şikâyeti üzerine sarayın askerleri de Yemliha`yı dönemin hükümdarının karşısına çıkarır.

Ancak Yedi Uyurlar`ın bu hükümdarın kendisi ile aynı inanışa sahip olması ve onlara inanması sayesinde dönemin kralı ile birlikte mağaraya dönmüşlerdir, tek bir Allah`ın varlığına inanan bir kral ve toplum gördükten sonra 7 uyurlar, tekrar uykuya dalmış ve bir daha uyanmamışlardır.

Bu hikâyeden ibret alacağımız birçok ipucu vardır. İnsanlar önümüze taş da koysa çeşitli şekilde engellese de bizler Allah`a kul olduktan sonra paramızda kıymetli olur, iyi bir yöneticiye de denk getirir, güzel bir uyku da nasip eder.

Selam ve dua ile…