• DOLAR 8.331
  • EURO 9.925
  • ALTIN 484.856
  • ...

Bir süredir hem ülkede hem de dünyada gündem Kudüs ve Gazze.

İbret verici olaylar yaşanıyor.

Siyonist çeteye tepki gösterenler, lanetleyenler, sessiz duranlar, itidal tavsiyesinde bulunanlar ve mazlumları suçlayanlar…

Yaşadıkları ideolojik savrulmalardan sonra “beslendikleri kaynağın” belirlediği doğrultuda gerçekleri tersyüz edip zalim ve mazlumu aynı kefeye koyma zavallılığı..

İşgali, ilhakı, uluslararası hiçbir sözleşmeye uyulmamasını, zorla evlerinden çıkartılan insanları, infaz ve işkenceleri hiç göz önünde bulundurmayan ve isminin önünde “Siyaset bilimci” yazan tiplerin söyledikleri ise vicdanın, ahlakın, insanlığın sorgulanmasını gerektirecek cinsten.

Mesela Amerika’da Beyaz Saray’a yakın bir isim olan Ian Bremmer…

Bu şahıs daha zamanı gelmeden Biden’in Ermeni meselesinde “soykırım” kelimesini kullanacağını bilecek kadar “içeriden” bilgi alabilen biri.

Şunları yazmış Bremmer sosyal medyada: “İsrail kendini savunma hakkına sahiptir. Hamas'ın ayrım gözetmeyen füze saldırıları terörizmdir.”

Zeynep Karataş, sosyal medya üzerinden Ian Bremmer’e hiçbir batılı ve liberalin cevap veremeyeceği şu soruyu sordu:

“Hangi terör örgütü silahsız vatandaşları bir şehri bombalamadan önce sığınaklarda saklanmaları konusunda uyarıyor? Bana dünyada bunun başka bir örneğini gösterebilir misin?”

Tüm değerlerini kimi çıkar hesapları üzerinden şekillendirenlerin buna ne verebilecek bir cevapları vardır, ne de yanlışı ve haksızlığı dile getirebilecek insani ve ahlaki bir duruşları.

Ama dünya bunlardan ibaret değil ve tüm dezenformasyon çabalarına rağmen gerçeği gören, Siyonist vahşete ve destekçilerine karşı sesini yükselten insanlar da vardır.

Gazze, dünyanın vicdanını zorluyor..

Hiçbir şey yapamasa da sesini yükselten, safının mazlumların yanında olduğunu ilan eden, zalime destek veren siyaset ve medyayı protesto eden “insanlar” var artık ve her yerde oluşturulmuş “antisemitizm bariyerine” rağmen teröriste “ama”sız bir şekilde terörist diyebiliyorlar.

Siyonist terör çetesinin ırkçı “Apartheid” rejimi ile beraber zikredilmesi bir vicdan patlamasının işaretidir ki, bu da Allah’ın izniyle işgalci için çöküşün başlangıcıdır.

Gazze, işbirlikçileri zorluyor..

Normalleşme adı altında İslam dünyasının işgale karşı rezervlerini ortadan kaldıran, servetini peşkeş çekenlerin zilletine bakar mısınız?!

BAE, Şeyh Cerrah’taki insanlık dışı gasp karşısında “zor durumda” bırakıldığından söz ederken, Ürdün’deki kral Siyonist saldırganlığının “radikalizmi güçlendirdiğini” söylemek zorunda kalıyor. Mısır’daki kaynama karşısında “Sisi’nin bel’amları” açıklamalar yapmak, işgalci katile tepki göstermek zorunda hissediyorlar kendilerini. Uzun süre ne yapacağını bilemeyen “Körfez medyası” istemeye istemeye Siyonist çeteye tepki gösteriyor. 

Gazze, maskeleri düşürüyor

Alman Şansölyesi Merkel’in sözleri, Fransa’da üç gün öncesinde Siyonist vahşetin protesto edilmesinin yasaklanması, Hollanda ve Avusturya faşistlerinin katile destek açıklamaları, Avrupa medya organlarının etik değerlerinin çürümesi… evet, bir bir düştü maskeler.

“israil’in kendini koruma hakkı var” diyor Merkel. Bu aslında adım adım artan işgalin, bunca yıl devam eden katliamların, milyonlarca insanın mülteci haline düşürülmesinin, yasaklı silahların kullanılmasının, uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınan dini ve tarihi mekanların tahrip edilmesinin onaylanması anlamına geliyor ki, işte burada maskeler tam olarak düşüyor. “İki devletli çözüm” denilen seçeneğin sadece siyoniste zaman kazandırma ve işgali meşrulaştırma amaçlı olduğu ve bu seçeneği dile getirenlerin çoğunun farklı bir ajandaya sahip olduğu da bu vesile ile ortaya çıkmıştır.

Evet, Gazze, Müslümanları zorluyor, insanlığı zorluyor, küresel sistemi zorluyor.