• DOLAR 6.863
  • EURO 7.774
  • ALTIN 397.05
  • ...

ABD ordusu, Rusya'nın Libya'daki faaliyetlerinden duyduğu endişe nedeniyle Tunus'a "Güvenlik Güçleri Yardım Tugayı" konuşlandırabileceğini duyurmuş.

Gerekçe de ilginç: Bölgesel ve küresel güçlerin, Birleşmiş Milletler’in (BM) silah ambargosunu ihlal ederek Libya’ya silah ve savaşçı yollayarak iç savaşa müdahale etmesi…

Güya endişenin nedeni de Rusya.

ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verilmiş:

 “Rusya, Libya'daki çatışmayı körüklerken Kuzey Afrika'daki güvenlik de oldukça önemli bir endişe haline geldi. Güvenlik Güçleri Yardım Tugayı’nı kullanmak da dahil Tunus ile ortak güvenlik kaygılarımızı gidermeye yönelik yeni yollar arayacağız.”

Tunus Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada da ABD'nin Tunus ordusunun kapasitesini geliştirmede kilit bir ortak olduğu bildirildi.

Ortada “işte ben buradayım” diye bağıran çok büyük bir yalan ve aldatma var.

Tunus, Libya’nın batısında ve sınırda Libya’nın meşru hükümeti UMH etkin.

Libya’nın doğusunda Mısır var ve Sisi yönetimi Darbeci Hafter’e destek veriyor.

Sudan darbeciler her ne kadar inkar etse de Cancevid milislerinin para karşılığı Hafter’in ordusunda yer aldığını artık herkes biliyor. Darbeciler, Beşir’i devirmek karşılığında Suudi ve BAE’den 3 milyar dolar para sözü aldıklarını; ama bunu alamadıklarını da geçenlerde itiraf etmişlerdi.

Hafter’in destekçileri arasında BAE ve Suudi de var; ama paralı askerlerin içinde en fazla önem verilenleri “Putin’in özel ordusu” denilen Wagner birlikleri. Bunlara ek olarak BAE’nin parasıyla getirtilen Sudan’ın Cancevit milisleri de sayılabilir.

Herkes kabul ediyor ki, Rusya, Libya’da Amerika’nın müttefiklerince desteklenen Hafter’e yardımda bulunuyor. Hafter’in anlaşmaya yanaşmaması da arkasında Amerika’nın tüm müttefiklerini ve Rusya’yı bulmasından kaynaklanıyordu.

Ama BAE ve Suudi parasına, Mısır ve Rusya’nın silah desteğine, çok az bir para karşılığı ölüme gidebilen çaresiz Afrikalı gençlere rağmen Hafter beklenen başarıyı gösteremedi.

Başka arayışlar da gündemde.

Rusya’nın bölgedeki Amerikan müttefikleri ile anlaşarak Tobruk Temsilciler Meclisi başkanı Akile Salih İsa’yı ya da eğer onda bir problem çıkarsa Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfulislam Kaddafi’yi Hafter’in yerine hazırladığı da iddia ediliyor.

NATO üyesi Fransa’nın da Hafter’e destek verdiği biliniyor ve onlar da daha çok Mısır üzerinden yanaşıyor. Aslında Fransız asıllı paralı askerlerin Tunus sınırında yakalanması ciddi bir skandaldı ve o dönemden beri daha dikkatli adımlar atmaya çalışıyor Fransız hükümeti.

Amerika’nın Rusya ile rekabeti var; ama Libya konusunda bunu Tunus üzerinden yapmaya çalışması pek inandırıcı gelmiyor.

Yani Amerika eğer gerçekten de yasadışı silah gönderenleri ve Rusya’yı engellemek istiyorsa Tunus üzerinden değil de bunu Mısır ve Akdeniz üzerinden yapmalı. En azından BAE’ye, Hafter’e verdiği desteği bu kadar aleni yapmamasını söyleyebilir.

Öyleyse…

Meseleye tersinden bakmak gerekir.

Tunus’ta hem cumhurbaşkanı Kays Said hem de meclis başkanı Raşid Gannuşi, darbeci Hafter’e karşı ve bu hem Amerika’yı hem Körfez’i hem de Sisi’yi rahatsız ediyor.

Amerika, bölgede Hafter’e açıkça karşı çıkan tek ülke olan Tunus siyasetine “asker üzerinden” bir ayar vermek istiyor.

Şimdilik asker yedekte bekletiliyor; ama eğer Tunus’un laik muhalefeti kendisinden beklenen tepkiyi ortaya koyamazsa asker devreye girebilir.

Öte yandan Türkiye’nin Tunus, Cezayir, Çad ve Libya’da hükümetlerle sıkı ve etkin bir iletişime geçmesi, sürecin sonunda Somali örneğinin ortaya çıkması ihtimalinden dolayı Amerika’nın canını sıkıyor.

Amerika, Kuzey Afrika’da vekilleri aracılığıyla yürüttüğü siyasetin başarılı olamadığını gördüğünden doğrudan müdahil olma kararı vermiş de olabilir.

Elbette bu siyasetin de yan etkileri olacaktır.

Amerika’nın doğrudan işin içine girmesi BAE’nin etkinliğinin kırılmasına ve bölgede zayıflamasına, Sisi’nin tahtının sallanmasına neden olabilir.

Tabii Amerika’daki iç karışıklıklarda Pentagon ve Gizli Servis’in ne kadar dahlinin olduğu ve bunun dış operasyonları ne ölçüde etkileyeceği de hesaba katılmalıdır.

 

Yazarın Diğer Yazıları