• DOLAR 5.82
  • EURO 6.479
  • ALTIN 279.24
  • ...

Bölgede yeni bir çatışma gündemde. Türkiye, hem PYD unsurlarını sınırdan uzaklaştırmak hem de mülteciler için yerleşim alanları oluşturmak için uzun zamandır bir operasyonun hazırlıklarını yapıyor. Amerika ile sürdürülen görüşmeler –Türkiye açısından- istenen sonucu vermeyince düğmeye basıldı. Amerika -şimdilik- Suriye’nin içlerine doğru çekilmeye başladı.

Bölgede bir süredir yeni bir denklemin hazırlıkları yapılıyordu.

Amerika’nın İran karşısındaki başarısız sıkıştırma ve işlevsizleştirme operasyonunda en büyük darbeyi Suudi yedi. BAE’nin erken davranıp İran ile görüşmesi, Yemen’de Güney geçiş konseyine destek vererek Husilerin elini güçlendirmesi ve yeniden Sokotra adası üzerinden hesaplara girişmesi hedef anlamında geri planda kalmasına neden oldu. Suudi’nin hem Yemen’de tüm yükü yüklenmesi ve saldırı hedefi haline gelmesi hem de Suriye’de Arap aşiretler üzerinden yürüttüğü başarısız girişimleri Bin Selman’ın iyice yıpranmasını beraberinde getirdi. Zaten Kaşıkçı cinayeti yeterince can sıkıyordu.

Suriye konusunda Türkiye, Rusya ve İran arasında “Anayasa oluşturma komisyonlarında” uzlaşıya varılması yeni bir durumu ortaya çıkardı. Anayasanın oluşturulması ve sonrasında seçimlere gidilmesi durumunda mevcut Suriye tablosunda Türkiye’nin pek de hoşuna gitmeyecek bir sonuca neden olabilirdi. Mültecilerin en azından bir kısmının geri gönderilmesi bu açıdan önemliydi. BAAS’ın hakim olduğu bölgelere geri dönenler hakkında hiç de iç açıcı şeyler söylenmiyordu. İşte bu yüzden “Güvenli bölgelere” yerleştirilecek olan Suriyelilerin sayısının seçimlere ne derecede etkide bulunacağını söylemeye gerek yok. Türkiye’nin operasyon konusunda acele etmesinde bunun da ciddi bir payı vardır.

Trump’ın tutumu, Amerika’daki Cumhuriyetçiler ve Demokratların birbirini tutmayan vaatleri PYD’yi ciddi bir açmazın içine sürükledi. Petrol ve diğer enerji alanlarını kontrol ettiği için BAAS ve destekçilerinin saldırısına uğrayan ve Amerika’nın desteğiyle ayakta kalabilen Pkk’nin Suriye kolu iki tehdit arasında kaldığında birini tercih edeceğinin sinyalini verdi. SDG sözcüsü Mustafa Bali’nin açıklaması tercih edilecek politikayı işaret etti: “Suriye topraklarının savunulması da milli bir görevdir. İsmi ne olursa olsun her kendisini Suriye milliyetçisi olarak gören rejim, muhalefet ya da DSG olsun bu toprağı savunmak herkesin milli bir görevidir. Türk işgaline karşı çıkmak için bütün tekliflere olumlu yaklaşacağız.”

PYD’nin daha operasyon tam başlamadan yaptığı bu açıklama denklemin her an değişebileceğinin sinyalini verdi.

Eğer PYD tümüyle BAAS ve destekçilerinin safına geçerse Amerika ve Avrupa’daki etkinliği ortadan kalkar. Eğer BAAS ile anlaşmaz ve Türkiye ile çatışıp Amerika’nın belirlediği alana kadar çekilirse denklemdeki rolü iyice zayıflar, çünkü yanında dostluğu güven vermeyen bir Amerika, karşısında ise düşman olan Türkiye ve BAAS olacak. Türkiye’nin Barzani ile anlaşıp Suriye’deki Kürt bölgesini hem sivil hem de silahlı anlamda Barzani’ye yakın olan ENKS’ye teslim etmesi durumunda ise PYD tabansız kalır ve marjinalleşir.

Suriye’de denklem halen net değil.

Suriye’nin kuzeyine yönelik operasyonun Türkiye’nin iç siyasetinden tümüyle bağımsız olduğunu da söyleyemeyiz.

Trump’ın ve Amerika’nın politikasının farklı olması, İran ve Rusya’nın farklı ajandalarının varlığı ve alanda yer yer silahlı çatışma şeklinde karşı karşıya gelmeleri, Türkiye’de farklı partiler ve ittifakların konuşuluyor olması, denklemde çok sayıda bilinmeyenin varlığını da ortaya çıkarıyor.

Yazarın Diğer Yazıları