• DOLAR 13.635
  • EURO 15.217
  • ALTIN 788.01
  • ...

İnsanoğluyla yaşıttır, tevhit mektebi. İlk insan ilk peygamber Hazreti Adem babamızdan bu yana muvahhitlerin varlık gayesi olarak ehemmiyetini muhafaza ediyor, yeryüzünde tek bir mü’min kalıncaya dek de bu ehemmiyetini muhafaza edecektir; tevhit davası, tevhit mücadelesi.

Zaman zaman insanlar tevhid davasından sapıp Allah’a ortaklar, şerikler koşup tahtadan, çamurdan, taştan, tunçtan putlara veya güneşe, aya, yıldızlara, ateşe ya da kendileri gibi insanlara tapmışlardır. Fakat insanlar sapıttıkça Allah aralarından kendilerine tevhid davasını hatırlatacak, anlatacak, dava edinecek, son nefesine dek sıkılmadan, yorulmadan, usanmadan, üşenmeden, vazgeçmeden, pes etmeden, ertelemeden, ihmal etmeden tevhid mücadelesini verecek elçiler, nebiler, resuller tayin etmiştir.

Evet, Hazreti Adem’den Hazreti Nuh’a, Hazreti Hud’tan Hazreti Salih’e, Hazreti İbrahim’den Hazreti İshak’a, Hazreti Yakub’a, Hazreti Yusuf’a, Hazreti Musa’dan Hazreti Şuayb’a, Hazreti İsa’dan Muhammed Salallahu aleyhi vesellem’e kadar gelmiş geçmiş on binlerce elçi ve peygamber en biricik gaye ve mukaddes dava olan tevhid davasıyla mücadele sahnesine inmişlerdir. Allah tarafından memur kılınmış bu tüm elçilerin istisnasız olmazsa olmaz kırmızıçizgisi tevhid olmuştur. İlk çağrı ve davetleri tevhide olmuştur.  İlk gayesi ve derdi vazifelendirildiği insanların zihnine ve kalbine tevhidi yerleştirmek olmuştur. En başta “la” baltasını kuşanmışlar, bu baltayla tüm sahte, beşeri ilahların boynunu vurmuşlar. Sonra “illallah” diyerek tevhide sarılmışlar. Bu şekilde hayatlarının en tepesine, varlık gayelerinin en merkezine en ala amaç olarak tevhidi yerleştirmişler. Tek ve bir olan Allah’a inanmayı, tek ve bir olan Allah’ın buyruğuna göre bir hayat icra etmeyi en büyük şeref ve vazife bilmişlerdir. Dolayısıyla tevhidi yaşamışlar, tevhidi kuşanmışlar, tevhidi anlatmışlar, tevhidi sevdirmişler ve tevhide adanmışlar. Nefes alıp verdikleri müddetçe sevdaları, davaları, aşkları, heyecanları, endişeleri, gayeleri, hedefleri, dertleri, dersleri, sohbetleri, muhabbetleri tevhid olmuştur, tevhid davası ve mücadelesi olmuştur. “Allah tek ve bir” diyerek mesrur olmuşlar, dünya ve ahiret saadetinin tevhid davasında olduğunun şuuruyla coşmuşlar.

Dolayısıyla bu elçilerin izini süren muvahhitler de yer yer fetret dönemleri olsa da tarih boyu bu heyecan ve hissiyatla varlıklarını sürdürmüşler. Son elçi Salallahu aleyhi vesellem’e Hira’da ilk nurun inzaliyle de yine yeniden tevhid davası tek bir mümin yeryüzünde nefes alıp verinceye kadar sürecek tarih sahnesindeki yerini almıştır.  O gün bu gündür, her bir mümin hayatı boyunca tevhid eri olarak hayatına tek ve bir olan Allah’ın boyasını çalma çaba ve endişesiyle hayatını idame ediyor.

Bu çerçevede biz de aynı çaba ve endişe ile evimizi tüm peygamberlerin en ulvi öğretisi olan tevhidin mektebine dönüştürme gayretinde olmalıyız.

Annemizle babamızla kardeşlerimizle eşimizle evladu iyalimizle en koyu sohbet ve muhabbetlerin temelinde ve merkezinde şüphesiz tevhid olmalıdır. Bunun için daha en baştan onları “la” baltasıyla tanıştırmalı, ders niteliğindeki konuşmalarda “la” baltasıyla putların ve en modern sahte ilahların kafasının nasıl vurulduğu konuşulmalıdır. Onlara tek ve bir Allah’a imanın anlamı, hakikati ve gerektirdikleri üzerinde şeker tadında mülahazalar sunulmalıdır. İnsanoğluyla yaşıt tevhidi davanın kalplerinde ve zihinlerinde en sağlam şekliyle yer alması için gerekli her türlü nitelikli eylem ve metoda başvurulmalıdır. Tarih boyu süregelen tevhit mücadelesi ile ilgili anekdotlarla sunumlar zenginleştirilmelidir.

Bu anlamda evimiz, yuvamız tarih sahnesindeki tevhid davasının bahadırlarıyla şenlenmeli, güzelleşmeli, aşk ve heyecana gelmelidir.

Şüphesiz o zaman; evimiz, yuvamız en temelde en başta her şeyden önce muvahhidler yetiştiren tevhid davasının mektebi olma hüviyetiyle anlam kazanacaktır.

Rabbimizin, cümlemizi her şeyden önce tevhit eri olarak evine tek ve bir Allah’ın boyasını çalan, yuvasını muvahhidleri yetiştiren tevhid mektebine dönüştürenlerden kılması temennisiyle, vesselam.