• DOLAR 6.737
  • EURO 7.3
  • ALTIN 350.71
  • ...

Devrim Muhafızları Ordusu Dış Operasyonlar Birimi Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani önceki gün Bağdat Havalimanı’nda ABD’nin silahlı hava araçlarının saldırısıyla hayatını kaybetti.

Kimisi bu saldırının “Cehennemin kapılarını açtığını” iddia ederken kimisi de “Ortadoğu’nun yeni bir kaosa sürüklendiğini” söylüyor.

Ortadoğu denklemine bakıldığında; zaten kaotik, sıkıntılı bir dönem yaşandığını, bu operasyonla birlikte yeni çatışmaların başlayacağı bununla birlikte bölgenin daha da karışacağı rahatlıkla söylenebilir.

Süleymani’nin kişiliğini ve mezhebi yaklaşımını bir tarafa bırakıp İran için ne anlam ifade ettiğine bakmakta fayda var. İran Güvenlik Konseyi olayın akabinde hemen toplanıp önemli kararlar aldı.

Karar yazılı açıklama ile basına duyuruldu. Kararda, Süleymani suikastından sorumlu olanlardan “Çok büyük intikam” alınacağı ve bunun doğru zamanda, doğru yerde yapılacağı belirtildi.

Açıklamada, “Süleymani suikastını gerçekleştiren suçluları ağır bir misilleme bekliyor” denildi.

İran’lı yetkililer üst üste açıklamalarda bulunsalar da;

1-iran Güvenlik Konseyi’nin kararı bağlayıcılık açısından,

2- Kudüs Gücü’nün yeni Komutanı İsmail Kaani’nin açıklamaları ise karşılığın niteliğini göstermesi açısından önemlidir.

Ne diyordu Kaani: “Herkese Ortadoğu’nun dört bir yanında ABD’lilerin cesetlerini görmek için sabırla beklemesini söylüyoruz”

Bu iki açıklamaya bakıldığında öncelikle çok sert bir karşılık verileceğini ve bu karşılığın tüm Ortadoğu’da hissedileceğini anlamak mümkün.

İran’ın tüm Ortadoğu’da ABD hedeflerini vuracak kapasitesi olup olmadığı konusunu anlamak için Kasım Süleymani’nin 1990’dan bugüne ilmek ilmek dokuduğu ilişkiler ağına bakmak yeterlidir.

Bu çalışmalar neticesinde Ortadoğu’nun birçok ülkesinde çeşitli yapıların temeli atılmış bu yapılar yıllar içerisinde dinamik güce sahip birer silahlı örgüte dönüşmüştür. Sadece Suriye’de bu örgütlerin birer resmini görmek mümkün. Suriye’de yaklaşık 150-200 bin kişi oldukları tahmin edilen 15 örgütün oluşturduğu Milis gücün kapasitesi, bu oluşumların toplamdaki güçlerinin anlaşılması açısından önemlidir.

Süleymani’nin yıllar içinde oldukça aktif saha çalışmaları özellikle Afganistan’dan Nijerya’ya, Bahreyn’den Yemen’e Şii nüfusun olduğu her yerde örgütsel birliktelikleri gerçekleştirdiği için ABD veya başka bir güce yönelik verilecek topyekûn karşılığın boyutunun öldürücü olabileceğini gösteriyor.

Tabii ABD, her zaman yaptığı gibi yaklaşan çatışmayı NATO’nun üzerine yıkabilirse durum büsbütün değişir. Malum ABD, Afganistan işgalini NATO’nun üzerine yıkarak zayiatlarını azaltmayı bilmiştir. Hakeza ABD, Çin’le gerilimini de NATO’nun sırtına yükleyerek 28 ülkeyi Çin’in karşısında saf olmaya zorlamıştır.

Olası İran-ABD çatışması eğer Simetrik Savaş’a dönüşürse savaşın tarafları kimler olacak?

Asimetrik olursa taraflar kimler olacak?

İran, etki alanındaki örgütlerle karşılık verip, genel siyaseti olan “Savaşı kendi topraklarından uzakta karşılama” siyasetini takip ederse Batılı ülke istihbaratları Ortadoğu’da yıllara yayılacak yeni bir

“Soğuk Savaş İstihbarat Savaşlarında” nerede duracaklar?

Rusya ve Çin yaşanan gerilimde istihbari yardım noktasında İran’ın yanında duracaklar mı?

ABD, İran karşıtlıklarıyla bilinen Suudi, BAE ve Siyonist Rejim’i bahsi geçen örgütlere karşı hem lojistik üssü hem de saha aktörü olarak kullanacak mı?

Suikast emri Trump’ın fevri çıkışı mıydı, yoksa Pentagon ve CIA tarafından sonuçları iyi hesaplanmış bir operasyon muydu?

Tüm bu sorular sorulurken ve gözler İran’ın vereceği karşılığa çevrilmişken ABD Bağdat’ın kuzeyinde Haşdi Şabi’ye ait olduğunu iddia ettiği bir konvoyu daha vurarak saldırılarının devam edeceğini göstermiş olsa da İran’dan ölçülü karşılık vermesini istemekten geri durmayarak “Tırmandıran taraf ben değilim” demek isteyerek dünyaya haklı olduğunu göstermeye çalışıyor.

Yaşanan gelişmelerden anlaşılan o ki Ortadoğu’yu zorlu günler bekliyor.

İran açısından bu durumu “İran karşılık vermezse pişman olacak, (Büyük çaplı) karşılık verirse daha çok pişman olacak” şeklinde yorumlanabilir mi? Zaman gösterecek…