• DOLAR 8.282
  • EURO 10.017
  • ALTIN 483.301
  • ...

“Yaratan Rabbinin adıyla oku!”(Alak 1)

İlk vahiy, ilk emir, ilk görev, ilk tohum, ilk misyon, ilk vizyon, ilk temel, ilk devrim, ilk inkılap, ilk ültimatom, ilk manifesto…

“Oku!” Ama nasıl? Dolanmadan dolandırmadan, eğilmeden bükülmeden, ertelemeden sendelemeden ve de gizlemeden;

Allah’ın adıyla…

İnsanı yoktan var edip yaratanın, acıktığında yedirenin, susadığında içirenin, üşüdüğünde ve haya ettiğinde giydirenin ve de ihtiyaç duyduğunda sınırsız nimetlerle pervardar edenin,
İnsana yol göstermeye, onun için kanun koymaya, onu yönetmeye ve de terbiye etmeye yetkili olduğu “Rabbın” adıyla oku!..

Oku(ilet)!
Nefis ve şehvetlerin insanı onursuzlaştırdığı,
Egoların akla, güçlü olanın zayıflara hükmettiği,
Hukukun üstün olanın(!) sırtını sıvazladığı,
Kanunların aristokratların sağmal develerine dönüştüğü…
Ve beşerin Rablığa soyunmaya cüret ettiği bir dünyada; yaratılanın, aciz ve zayıf olanın değil, gerçek ve yegane Rabbın adıyla oku! Çünkü yaratan aynı zamanda Rab olmaya(Konun koymaya, yönetmeye ve terbiye etmeye) layık olandır.
Oku(ilet)!
Yahudileşme temayülünde olan hesapsızlara,

Kendi heva ve heveslerini Allah'ın önüne koyan hevaperestlere,

“Allah göğün hakimidir, biz de yeryüzünün hakimiyiz.” diyen hadsizlere,

Lisan-ı hal ile kimi zaman da kal ile; “Allah yeryüzünü ve bizi idare etmekten acizdir.” diyen beyinsizlere,

Allah'ı gazaplandıran ve musibetlerin baran baran inmesine sebep olan görgüsüzlere,

Hakkı işlerine geldiği gibi alan ve kısım kısım ayıran tıynetsizlere,

Allah’ın ayetlerini dünyalıklara satan ferasetsizlere,

Bir ültimatom ve başkaldırı olarak oku!

Çok ilginç değil mi? Ayetlerin kelime dizilimine ve Arap lügatine bakıldığı zaman ilk emrin ve ilk görevin ne kadar ağır olduğu, meselenin sadece hutbelerde irat edildiği gibi bir şeyler okumak olmadığı, sadece ilim öğrenmek olmadığı ve sadece sığ bir tefekkürden ibaret olmadığı daha rahat anlaşılacaktır.
Arapların yaratıcının kim olduğu ile alakalı bir problemleri yoktu. O dönemdeki birçok metinde “Bismekallahumme(Allah’ın adıyla)” cümlesiyle başlanıldığı ve birçok kişinin Abdullah(Allah’ın kulu) ismini taşıdığı bilinmektedir. Yalnız onların Rab olan yaratıcı ile bir problemleri vardı!

Bu yüzden ilk emir direk Allah’ın adıyla veya yaratıcının adıyla değil, yaratanın aynı zamanda yönetmeye, kanun koymaya ve terbiye etmeye sahip olduğu, Rab sıfatı ile başlayarak, ciddi ve ağır bir giriş yapılmış ve insanların zihin dünyasındaki putlara ilk darbe bu şekilde vurulmuştur.

Öyle de olmalıydı. Çünkü;

İlk düğme yanlış iliklenirse diğer düğmelerin hepsi de eğrelti duracaktı. Aynen günümüzdeki birçok kişide olduğu gibi.

Bu yüzden ilk ilmek ve ilk temel sağlam ve olması gereken gibi olmalıydı.

Peki asıl sormamız ve üzerinde düşünmemiz gereken bizlerin bu okumayı nasıl yaptığımızdır?

Eğer ilk emirde olduğu gibi bu doğru okumayı yapabilseydik;
Bir tarafı sosyalist,
Bir tarafı kapitalist,
Bir tarafı seküler,
Bir tarafı da Müslüman gözüken tipler türer miydi?

Daha da önemlisi “İmamlar ve vaaz eden insanlar bu konuda dini görüş beyan etmemeli, camilere ve dört duvar arasına hapsolmalı, sadece namazını kılıp hayatın gerisinde heva ve hevesimize tabi olmalı…” diyen okumuş(!) örtülü ve abdestli hadsizler içimizde türer miydi?

Öyleyse, tekrardan sormakta yarar gördüğümüz sorumuzu yineleyelim;

Oku! Ama nasıl?..