• DOLAR 8.067
  • EURO 9.682
  • ALTIN 460.376
  • ...

  Siz hiç Kurtuluş Savaşı mücadelesinde içkicilerin, ayyaşların, dine düşman olanların, peygamberlere hakaret edenlerin, ‘evlenmem, hamile kalırım doğurmam’ diyenlerin, ‘ibneyiz’ diyenlerin ve ‘anadan üryan gezerim kime ne’ diyenlerin direniş hikayelerine denk geldiğiniz olmuş mudur?

  Peki bir de soruyu şu şekilde soralım; bu kutlu mücadelede köy köy, il il dolaşan camilerde ve meydanlarda insanları direniş için imanla coşturan alimlerinin, İslam dininin en kutsal kelimelerinden olan şehadet ve şehitlik için yarışa giren ve yavrularını kurbanlık koç gibi kınalayıp cepheye gönderen analarının, din ve namus deyip ilk mermiyi sıkan sütçü imamlarının,  mühimmat taşıyan ve kağnılarda donan bebeklerine rağmen mühimmatı örtülerle saran çarşaflı ve dinine bağlı Anadolu kadınlarının, “Biz Çanakkale’de vurduğumuz halde ölmeyen yeşil sarıklılarla savaştık.” diyen İngiliz generallerinin, “Çanakkale’de sabah namazını kılmak için, abdest niyeti ile su akıyor diye indiğimiz derelerde kanlarla abdest aldığımızı fark ettik” diyen ve o hengamede bile namazından geri durmayan iman kahramanlarının, bu ülkenin milli mücadelesinin sembolü olan İstiklal Marşını yazan imanlı şair ve ariflerinin ve Allah’tan yardım dileyerek yüzlerce kiloluk mermiyi kaldıran Seyid Onbaşı’larının hikayelerine  denk geldiğiniz olmuş mudur?

 Elbette en tatminsiz insanın bile bu konuda vereceği yanıt bellidir. Peki tüm bunlara rağmen ülkenin asli kurucuları ve sahipleri olan bu kahramanların Müslüman torunlarına ve hayatlarının anlamı olan İslam dinine yapılanlar reva mıdır? Müslümanlara ve değerlerine savaş açan, onları bu ülkenin idaresi ve yasaları ile ilgili görüşlerini beyan etmekten alıkoyan ve bu alanlardan dışlayan anlayış doğru bir anlayış mıdır?

  Düşünün ayyaş olan konuşacak, sapkın olan konuşacak, dine savaş açanlar konuşacak, ‘Çırıl çıplak gezerim kime ne?’ diyenler ahlaksızlıklarını kusacak, LGBT sapkınlığını savunanlar konuşacak, “Evlenmem hamile kalırım doğurmam sana ne?! “ diyen konuşacak, peygambere sövenler konuşacak ve bunun adı; o da bir vatandaştır, fikrini beyan etme hakkı ve hürriyeti vardır, olacak. Ama bir Müslüman ağzını açıp; İslami değerlerle ilgili bir talepte bulunduğunda veya devletle ilgili bir görüş sunduğunda; “Vay sen kim oluyorsun? Bizim verdiğimiz maaşlı kuklamızsın, sen namazına bak, sen camine bak, sen ne anlarsın?” edepsizliği ile darağaçlarında sallandırılacak. Ne çirkin bir taksim! Bu ülkenin asıl mimarları olan Müslümanlar üvey evlat, siz sahibi öyle mi? Siz aydın, bunlar cahil öyle mi? Siz hür,  bunlar köle öyle mi? Siz üstün, bunlar aşağılık öyle mi? Siz çağdaş, bunlar ilkel öyle mi?...

   Müslümanları dört duvar arasına mahkum eden ve öteleyen anlayışlar ve bunun sonucunda oluşan aşağılık duygusu tarumar edilmelidir. Bu bir işgaldir, bu bir puttur, bu bir zillettir. İslami kimlik sahiplerini ötekileştiren, hayata müdahil olmasına engel olan ve fikirlerine zincir vuran bu put yıkılmalıdır, külleri rüzgarlarla okyanuslara savrulmalıdır.

   Firavuni fikirlere karşı hoşgörü ve sükût onu daha da azdıracak ve şımartacaktır. Aslanların kükremediği bir yerde, tilkiler ve çakallar uluyacaktır. Boşluğa yer yoktur, hayatın kanununda. Çakallar etrafta uluyorsa, vebali aslanların boynunda...

  Evet kardeşim; kalk ve sözüne sahip çık! Üvey olarak değil, aşağılanan ve dışlanan olarak değil, küçümsenen ve gerici olarak değil; bu ülkenin asli ve kurucu unsuru olarak şahlan! Bugün bunu yapmazsan yarın hiç fırsat bulamazsın, vesselam.