• DOLAR 8.475
  • EURO 10.046
  • ALTIN 493.267
  • ...

Niyetim, bir takım kalemlerden çıkan densiz argümanları gündem edip muhatap almak değil. Ancak kelamın aydınlığı bazen karanlığın dibinden üreyebiliyor.

Karanlık düşüncelerin reklamını yapıp, aydınlık yarınlara heves edecek gençlerimizin yollarını daha muhkem kılmak adına demek istiyorum ki; "Gençler, evlerimizden daha güvenli ve huzurlu bir yer yoktur."

Yıllardır sokakları vitrinler kadar cazibeli hale getirmeye çalışan söylemleri, bir senelik pandemi süreci yerle bir etti. Özgürlük ve modern yaşamın ilk şartının dışarıya açılmakta olduğunu geveleyen niyetlere sadece bir virüs sebebiyle 'evde hayat var' gerçeği yaşatıldı. Evdeki hayat sadece can korkusu nedeniyle değil, eve dönüşler aslında gerçek bir huzurun da alt yapısının evlerimiz olduğu gerçeğini gösterdi. En büyük konforun, en yakın samimiyet kurulacak ilk kişilerin, en güzel mutlulukların ilk adımının evimize açılan anahtarda olduğu anlaşıldı.

Evi yuva yapacak olan birlikte yaşadığımız fertlerdir. Baba evi, koca evi diye tabirler sığ kalmakla birlikte, tek kişilik değil de çoğuldan müteşekkil bir 'aile' değerinin var olduğunu biliyoruz.

Sert olan bir kayaya daha sert vurmaya çalışılır. Ancak ne kadar sert vurmaya çalışırsanız çalışın elinizin kuvveti kadar olacaktır. Aile bağları da bu toplumun güçlü bir yapısıdır. Ona vurmak için iç niyetlerini en aşikar şekliyle çirkefçe deşifre ediyorlar. Ona vurmak için artık gençleri hangi argümanlarla etkileyebilirler, onu düşünüyorlar.

Eşitlik, cinsiyetsizlik, baba evi, koca evi vesaire...

Aslında altında yatan tek gerçek, iki cinsiyeti birbirine düşman belletmek ve böylece 'aile' denen kavramı ortadan kaldırmak.

Dikkat edin, kızlara dahi baba evi derken bir 'erkek' üzerinden vurmaya çalışıyorlar.

Oysa toplum huzurunun alt yapısını aile birliği oluşturur. Aile birliğinden doğacak yarınlar bizi medeniyet basamaklarına ulaştırır. Hayalini ettiğimiz toplum inşası, küçük yapıların mutluluğuyla hedefe gider.

En baştan huzuru için uğraşılması gereken yapının, düşman olmasını istemek; toplumu karanlık ve geleceği hep kısır döngü olan bir keşmekeşin içine sokmak olacaktır. Üstü çağdaşlık, modernlik olarak süslense de çok çağ dışı, insan dışı, fıtrat dışı bir sistemin hezeyanları görülecektir.

Ve son olarak; bu toplumun örf, adet ve dini değerlerine bağlılıklarını bozma anlamında hedefe ulaşamayacaksınız biiznillah...

Her dem sokakların güvensizliğinden, evlerin selametine çağıran bir haykırış olacaktır.

Ve yaşandığı takdirde her genç, evin çekiciliğini dışarının çirkefliğine tercih edecektir zaten.