• DOLAR 6.737
  • EURO 7.3
  • ALTIN 350.71
  • ...

Bir toplumu ayakta tutan temel değerler vardır. Bunlardan bazıları şunlardır. Din, dil, kültür, eğitim, aile, örf ve adet…

Toplumsal yapı için olmazsa olmaz bu değerlerden başka birçok sosyolojik unsur da sayabiliriz. Bu unsurları toplumu ayakta tutan sacayakları olarak ele alırsak, bunlardan bazıları diğerlerine göre daha çok önem arz etmektedir.

Sosyolojik olarak, bu üç unsurun ehem ve mühim noktasında olduğunu görürüz.

Bunlar; aile, eğitim ve örnek olan değerlerdir.

Bir toplumun eğitim sisteminde yetişen gençliğin, medeniyet tasavvuru yoksa veya var; ancak bu tasavvur yamuksa veya gençlik geleceği ihya ve inşa oluşturacak potansiyelde yetişmiyorsa, o toplum sosyolojik bozulma ve dağılma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Sosyolojik olarak bozulmaya yüz tutmuş toplumların yaşam alanı daralır, toplumun homojen yapısı, heterojen bir yapıya döner, toplumsal değerler yok olmakla karşı karşıya kalır.

Bu günün gençliğinin ekseriyetinde maalesef, medeniyet tasavvuru yoktur. Olanlarda ise bu tasavvur doğru değildir.

Geleceğin ihya ve inşası, gençlerin medeniyet tasavvuruyla doğru orantılıdır. Müslüman genliğin İslam medeniyet tasavvurunu batının medeniyet tasavvurunda yok etme plan ve projeleri Türkiye toplumunda maya tutmaya başlamadan, gençlerde yeniden İslam Kültür ve medeniyet tasavvuru oluşturmalıyız.

Batı kendi medeniyet tasavvurunu gençliğe vermeden önce acil önlemler almalıyız. Kendi değerleriyle oluşturduğu tasavvurları ise yok etmeliyiz. Yoksa yarın çok geç olabilir.

İslam Kültür medeniyetini yok etmek isteyen güçler, bunu üç aşamada yapmaya çalışıyorlar.

1-Aileyi yıkmak

2-Eğitim sistemini niteliksiz ve işlevsiz hale getirmek

3-Örnek olanı değersizleştirmek ve gençliği örneksiz bırakmak

Muhtevasından dolayı her bir aşama diğerlerinden ayrı ele alınması gereken konulardır.  Makalenin sınırlılığını göz önünde tutarak, eğitim sistemi üzerinden yok edilmeye çalışılan değerleri dikkatlerinize sunmak isterim.

Eğitim sisteminin bozulduğu, sosyolojik savaşın eğitim alanı üzerinden yapıldığı ve nihai hedefin gençlik üzerinde olduğunu görmemek için kör olmak lazım. Bugün maalesef Batının batıl değerleri İslam Toplumunun oluşmasının olmazsa olmazı olan değerlere tercih ediliyor. Bir Müslüman gibi düşünen, bir batılı gibi yaşayan toplum sosyolojisi ile İslam kültür ve medeniyeti oluşturamayız ve oluşturamıyoruz zaten.

İslam’ın sosyolojik değerlerinin bir bir yok olmasıyla birlikte toplumsal yıkımın da ayak seslerini duyuyoruz. Kulaklarımızı tırmalayan bu sese karşı Müslüman bireyler olarak üç maymunları oynayamayız.

Mesela sesli düşünerek sormak istiyorum. Cinsiyet eşitliği ile okullarda ne yapılmak isteniyor.

Eğer bugün bu oynanan oyunları görmez, akan kanı durdurmaz, kangren olmuş organı kesip atmaz isek, olası bir yıkımın altında toplum olarak hepimiz kalırız.

Tasavvurunda İslam kültürü olan bir medeniyetin türkülerine bile sirayet eden mahremiyeti nasıl yok ettik? Mahremiyet alanlarımızın neresindeyiz? Bu sorulara cevap aradığımızda görüyoruz ki Toplumsal mahremiyetlerimiz kültürel emperyalizm tarafından bir bir yok ediliyor.

Bir türkü sözünde der ki: “Yüzünde göz izi var sana kim baktı yârim?”

Ne oldu bize böyle, mevcut duruma nasıl geldik? Türkülerinde bile mahremiyet sınırlarını kontrol eden bir medeniyetin çocukları; arı, namusu bir kenara nasıl bıraktı? Göz iziyle başkasının mahremini tasavvur etmeyi dahi yasaklayan bir inancın yaşandığı toplumdan, sosyal medyada mahremiyetin ayaklar altına alındığı bir hale bu toplum hangi eğitim programıyla, nasıl getirildi? Üzerinde düşünülmesi ve tefekkür edilmesi gereken konulardır.

Kaybettiğimiz değerlerimizi düşünerek çok acil sosyolojik bir öz eleştiri yapmalıyız. Hem de bizi kendimize getirecek bir öz eleştiri…

Zamanı geri getiremeyiz belki, ancak zamanı yeniden kuşanarak harekete geçebiliriz.

Kaybettiğimiz değerleri toplumda layık olduğu yere tekrar oturtabilir, toplumun yıkılmasına sebep teşkil edecek bütün iç ve dış tehlikelere karşı yeniden mesuliyet duygusunu kuşanabiliriz.