• DOLAR 6.161
  • EURO 6.727
  • ALTIN 327.14
  • ...

Toplumu ayakta tutan, en önemli sacayağı, aile kurumudur. Bundan dolayı emperyalist güçler, bütün batıl ideolojiler bu sacayağını ortadan kaldırmak için plan ve projeler yapmaktadırlar. Hedeflerine ulaşmak için önce Müslüman aileyi yıkmaya çalışmaktadırlar. Bu hedeflerini tutturma oranında, toplumun bozulmasını sağlamışlardır.

Aileyi yıkmak için anneye farklı bir rol biçildi, öyle ki, ev hanımı olmaktan utansın.

Kadından, kadınlık rolü alınarak biraz kadınsı, biraz erkeğin rolü verilerek kadın, annelik görevi gibi kutsal bir görevden ve kadın kimliğinden uzaklaştırıldı. Ana olma özelliği, ara koridorlar oluşturularak buralarda suikasta tabi tutuldu. Bu suikastın müsebbipleri belli olmasına rağmen, tespit edilmesi, cezalandırılması için her hangi bir girişim yapılmamaktadır. Aileden sorumlu olan bakanlık ise, aile yapısının bozulmasına seyirci kalmaktadır. Kadın haklarını koruma adına faaliyet gösteren dernekler, adeta feminizmin değirmenine su taşımaktadır.

Siz evden anayı alırsanız, aileyi yıkarsınız. Aileyi yıkarsanız, toplum kendiliğinden yıkılır. Geleneksel aile yapımız daha iyi olsun, daha İslami olsun diye özeleştiri süzgecinden geçirelim derken, öyle bir noktaya geldik ki; aileyi modernizm ve sekülerizm kavşaklarında yok ettik. Geleneksel aile yapısında, ailenin yıkılmasını önleyen temel unsurları modern ve seküler alanlarda kaybettik, bugün kaybettiklerimizi aramamıza rağmen bulamıyoruz, çünkü modernizm ve sekülerizm ailede İslam adına ne varsa hepsini yok etmeye, yıkmaya, odaklanmış bir hayat şekli bize sunmaktadır.

Neydi bizi aile kurumumuzun yıkımına seyirci bırakan şeyler. Neydi aile kurumuna saldırılar olurken, bizi kenarda başka şeylerle meşgul eden şeyler. Aile kurumumuzu yıkma plan ve projeleri yapılırken biz neyle meşgulüz. Aileyi ortadan kaldırmaya yönelik maddelerin yer aldığı “İstanbul Sözleşmesi” gibi bir anlaşmaya imza atılırken, neden tepki koymadık. Kanaat önderleri niye sustu? Ve susuyorlar. Gelinen noktada, İslami aile yapımız gözlerimizin önünde yok olup gitme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Aile kurumumuzu yıkmaya yönelik plan ve projeler birden değil, tedricen yapıldı ve yapılıyor. Aile kurumuna yönelik operasyonlar yaparken, bizi başka gündemlerle müdafaadan uzak tutan zihniyet, aynı plan ve projenin bir parçasıdır.

Patlamışsa kadınlarımızda ar ve hayâ damarı, o toplumda ahlaktan, ardan ve hayâdan kim bahsedebilir.

Evlerin gülü olan kadınlarımız ve kızlarımız bir bir koparılırken bahçemizden, buna sessiz kalmanın, bir şeyler yapmamanın, toplum olarak şimdi cezasını ödüyoruz.

Aile kurumunun bozulmasının bu boyuta gelmesi, şeytanın sağdan yanaşmasıyla oldu. Şer olanda hayır arayışına girerek, batılın üzerini hakla örterek, helal ve haram arasındaki çizgiyi silerek, kariyer adına, okuma adına, özgürlük adına, ekonomik bağımsızlık adına? Kadın, kadınlık fıtratını, annelik görevini ve evini terk etti.

Feminizm ve sekülerizm evleri dışardan değil içeriden kuşattı. Biz dışarda düşman ararken, evlerimiz, filmlerle, gayri meşru ilişkilerin özendirildiği dizilerle, ar ve namusun ayaklar altında çiğnendiği yarışma programlarıyla yok ediliyor.

Bir an önce gerekli tedbirleri alarak bu yıkıma dur demeliyiz.